2 sa

Telefonlarımızı ya da bizlere haberler veren şeyleri ne zaman bırakıp kendimiz için düşüneceğiz?

Bugün cebimizde taşıdığımız o küçük ekranlar, sadece birer iletişim aracı değil; zihnimizin, dikkatimizin ve en kötüsü de kendi kendimizle kalma lüksümüzün işgalcisi haline geldi. Sürekli bir akış, bitmek bilmeyen gündemler, başkalarının hayatları, acıları, başarıları, tartışmaları... Zihnimiz o kadar dış sesle dolu ki, kendi iç sesimiz bu gürültünün arasında boğulup gidiyor.

Telefonları veya haberleri bırakmak, dış dünyayı tamamen reddetmek demek değil ama kendimize yabancılaşmaya karşı bir duruş. İnsan, ancak dışarıdaki o devasa uğultu koptuğunda, ekranın ışığı sönüp de odada kendi başınayken gerçeğiyle yüzleşebilir.

Kendi için düşünmek; başkalarının ne düşündüğünü, algoritmaların önüne ne koyduğunu bir kenara bırakıp "Ben bu hayatın neresindeyim, ne istiyorum, neye inanıyorum?" diyebilme cesaretini göstermektir.

Acaba o "durma" noktası, o ekranları elimizden bırakma cesareti ne zaman gelecek? Yoksa insanoğlu ancak zihni tamamen dolup taşma noktasına geldiğinde mi bu sessizliği arayacak?

Telefonlarımızı ya da  bizlere haberler veren şeyleri ne zaman bırakıp kendimiz için düşüneceğiz?
Telefonlarımızı ya da bizlere haberler veren şeyleri ne zaman bırakıp kendimiz için düşüneceğiz?
Cevapla