Bir insanın dünyaya gelme ihtimalinin 400 trilyonda bir olmasını bir mucize olarak nitelendirmek ne kadar doğru? Mesela bir torbaya 1'den 8 milyara kadar numara yazıp koysak ve rastgele birini çeksek, çıkan o sayının seçilme ihtimali de 8 milyarda birdir ama torbadan mutlaka bir sayının çıkacağı gerçeği de değişmez. Bu durumda dünya nüfusu milyarları bulduğunda olasılık havuzundan birilerinin çıkması bir zorunluluk değil mi (matematiksel anlamda) ? Ben olmasaydım bir başkası olacaktı ve o kişi de kendi varlığına 'mucize' diyecekti. Yani herkesin milyonda bir ihtimalle var olduğu bir dünyada bireysel mucizeden bahsedebilir miyiz?
Herkes mucizeyse, kimse mucize değildir. Peki siz ne düşünüyorsunuz?
Ben olmasaydım bir başkası olacaktı durumu doğru, ancak bir kamyonun içine bir sürü elmas doldurup o elmaslardan bir tanesini eline alıp bu değersiz de diyemezsin. Ama eğer doğmasaydım zaten uğraş da olamayacaktı ödül de olmayacaktı diyebilirsin ona bir şey diyemem
Ama elmas dünyada nadir bulunduğu için değerli. Eğer bastığımız tüm topraklar yollar ve dağlar elmastan olsaydı elmasın sokaktaki çakıl taşından hiçbir farkı kalmazdı ve kimse yüzüne bakmazdı. Değeri malzemenin kendisi değil onun nadirliği yarattığı için 8 milyar tane olan bir şey ne kadar parıldarsa parıldasın artık nadir değildir. Ve sonda dediğin gibi doğmasaydık zaten bu hesabı yapacak bilincimiz de olmayacaktı asıl paradox da burada başlıyor işte
Evet nadir olduğu için değerli olduğu kesin, ancak elmas dediğin kadar yaygın olsa bile kimse sağlamlığını sertliğini hafife alamayacaktı. Ayrıca madenler sadece kullanım çeşitleri yüzünden değerli olurken canlıların değeri buna göre de ölçülmez ki, tanrıya ne kadar uyumlu yaşadığına göre ahirette bir değerin oluşur, kimde ne kadar sevgin kaldıysa ona göre dünyada değerin oluşur. Mesela sen şimdi orayı da burayı da boş vererek kendi değerini düşürmüş oluyorsun o kadar.. benim görüşüm de böyle. Ama senle çok konuşmak istediğim bir şey var o da ölümden sonrası, madem 2 sorudur bu tarz şeyler konuştuk, her şeyin sonunda ne istediğini de bilmek isterdim..
Ama elmasın piyasa değeri tamamen nadirliğine bağlı 🌚 Ben insan olarak bilinç ve duygularımız kıymetsizdir demiyorum tabii ama konumuz 8 milyar içindeki benzersizliğimiz olunca biraz istatistiksel boyuttan bakmıştım.. Bu arada senin bakış açını da çok sevdim sonuçta bilimin ve matematiğin bittiği yerde maneviyat başlar dimi ^^
Ölümden sonrası konusuna gelirsek eğer burası rüyaysa uyandığımda 'güzel bir rüyaydı' diyebilmeyi isterim. Eğer sınavsa da arkamda kimseye zarar vermemiş temiz bir isim bırakarak bu sınavı tamamlamayı isterim
Peki "güzel bir rüyaydı" dedikten sonra görmek istediğin şey ne olurdu? asıl sormak istediğim buydu, sınavsa da değilse de uyanacağımız bence çok açık, ama asıl bundan sonra ne istediğini merak ettim
İki bambaşka uç arasında gidip geliyorum. Bir yanım yaşamanın acısıyla tatlısıyla o hissin kendisinin çok güzel olduğunu söylüyor. Bu yüzden uyanacaksam bile yeniden yaşadığımı hayatta olduğumu hissetmek isterdim sanırım. Ama diğer yanım biraz şey.. Biraz hiçliği arzuluyor yani her şeyi boşverip hiçliğe karışmayı ve yaşanan tüm her şeyin silinip gitmesini istiyorum hiç var olmamışım gibi
Düşünsene herkes için geçerli olan tek bir mutlak son aslında hiç yokmuş ve bitişe geldiğimizde herkes sadece kendi inandığı ve zihninde yarattığı sonu yaşamaya başlayacakmış shhahs
"Düşünsene herkes için geçerli olan tek bir mutlak son aslında hiç yokmuş" ıashfıashf bu gerçekten garip olurdu, ama dünyada kutsal denilen her şey incelendiğinde geriye bence cennetin ve cehennemin olduğunu söylemek kalıyor, eğer "neden bu kadar eminsin?" dersen bunu uzun bir yazıyla kanıtlayabileceğimi düşünüyorum şahsen tabii eğer gerçekten karar verme aşamasına geldiysen. Sonuç olarak kendin her şeyin sonunda ne istediğini anlattın ve sana düşünceme göre iki istediğin şeyin de mümkün olduğunu söylesem?, sana her şeyin, çoğu kişinin anlayamadığı o altın cevabı sadece kendi istediğim şeyi anlatarak verebilirim. Ben öldükten sonra kendime ait yeni bir dünya oluşturmak istiyorum, "ama nasıl?" dediğini duyuyor gibiyim, "cennetin tasviri ırmaklardan bal nehirlerinden oluşmuyor mu sadece, din hocamız böyle anlatırdı?" evet öyle anlatırlardı, hatta öldükten sonra cennette ailemi görebilecek miyim sorusunu bile çoğu zaman düzgün cevaplayamadıklarını görüyordum, ama bir gerçeği çocukların zihni çok karışmasın diye anlatmıyorlardı, kuranda cennetin sıralamalara ayrıldığını, "Firdevs, Adn, Naim, Me'va, Huld, Karar, Darüsselam, Darü'l-Mukame" "bunları araştırmanı öneririm" ve cennetin tasvirinin o zamanki insanların zenginlik algısına göre anlatıldığını fazla düşünmediler, teknolojiyi falan görmemiş, tek isteği sınırsız meyve, gölgelik olan stres istemeyen insanlar için bunlar huzurlu tasvirlerdi yani. Demem o ki tam olarak bu yüzden cennet değişkendir ve insanın kendisini huzurlu hissedeceği bir şekle bürünebilir "Fussilet Suresi, 31. Ayet, Kaf Suresi, 35. Ayet:, Yâsîn Suresi, 57. Ayet:, Nahl Suresi, 31. Ayet:, Furkân Suresi, 16. Ayet:" işte bu surelere de şahsen kanıt diyorum. Bunları araştırdıktan sonra tekrar isteğini duymak isterim, ya da söylemene bile gerek kalmazdı büyük ihtimalle, kafanda net bir resim görüp ona göre yaşaman yeterli olurdu. Çünkü düşünmeyi seven insanları severim.
Vay be yorumun benim 'zihinde yaratılan son' teorimle çok güzel uyuşuyor şu an. Cennetin insanın kendi hayal gücüne göre şekillendiği bir yer olması fikri hiç hiç fena değil. Ben de nihayetinde böyle bir sonsuzluğun var olmasını isterdim (?) Ama asıl can alıcı nokta içeriye nasıl kabul edileceğimiz 🙂 Eğer aşkın bir yaratıcı varsa ve adilse beni bizzat bu dünyada bıraktığım izimle değerlendirmeli. Varoluşumu neye harcadım? Bilerek bir canı incittim mi? Hakikati aramak için zihnimi ne kadar yordum? Değerlendirme ölçütleri bunlar ve bu gibi şeylerse ben böyle bir Tanrıya gönülden razıyım. Ha eğer dogmatik kalıpların iddia ettiği gibi dünyayı güzelleştirmek için çabalamış iyi bir insanın sırf aklın sınırları dahilinde şüphe duyduğu ve kendisine itaat etmediği için ebedi bir cezaya mahkum edilmesi adil değil. Sırf azap korkusuyla rıza üretmeye çalışarak samimiyetsiz bir imanda bulunmak istemiyorum bir kere bunu kendi dürüstlüğüme yediremem zaten. Ben sevgisini ve adaletini sadece körü körüne bir itaat şartına bağlayan yaratıcıdan yana olamam. Neyse konuyu biraz fazla saptırdım galiba 🙂 Kısa kesmek gerekirse umarım cennet gerçekten senin söylediğin gibi insanın hayallerine göre bürünen bir yerdir. O zaman benim cennetim içinde acı ve hüzün gibi duyguların da olduğu ama bu duyguların bile beni yıpratmak yerine bana hayatta olduğumu hissettirerek keyif verdiği ve her hissimle birlikte kendimi güvende ve huzurlu hissettiğim bir yer olurdu. Görüntü olarak bu dünyanın görüntüsünden uzak, hafif gerçeküstü ama aşırı sakin bir evren olurdu
Şahsen kendim için açıklarsam bende korku yok, sonuç olarak önümde 2 yol var biri dereye çıkıyor diğeri lava çıkıyor, dünyada gidip kimse aa ben lava atlamak istiyorum demiyorsa aynı şekilde bu yolda da dememeli yani bunu bir seçim olarak görüyorum bir korku unsuru olarak değil, burası da imtihan yeri olduğu için gidip "neden burada lav var ki?" demek de saçma, ayrıca biraz düşündüğünde yokluktan varlık çıkmıyorsa, ve evrenin başlangıcı bile "Enbiyâ Suresi 30. ayet" kuranda geçiyorsa, ve bu bilgileri başka hiçbir din sağlayamıyorsa sorun bilincin yetmemesi değil kişinin inanmak istememesidir, ve bence adaletli bir gözle bakılınca seni yaratmış birisine inanmamak nankörlüktür, daha annemizi babamızı bile 1 kere dinlemediğimizde bize demediklerini bırakmayabiliyorlar, dünyada bile durum böyleyken seni yaratmış kişiye inanmamanın cezası olmasının normal olduğunu düşünüyorum, sonuçta zaten yaratılış sebebimizin o inanca ulaşmak olduğunu düşünüyorum, aksi halde imtihan içerisinde değil ferah bir evrende doğmuş olurduk, peki imtihanın sebebi neydi? bizim robot olmadığımızı, kendi istediğimizi kendimizin seçtiğini bize gösteren
, yani irademiz olduğunu bize kanıtlayan o olay. Yani "yaratıcı bizi korkutarak yönetiyor" gibi bir şey bu sebeplerden dolayı yok, ki zaten eğer böyle olsaydı ödül ceza değil ceza ve yok oluş olurdu başka bir şey olmazdı. Bu yazımla birlikte sorularının cevaplandığını düşünüyorum. Ha eğer son olarak şuraya takılıyorsan "dünyayı güzelleştirmek için çabalamış iyi bir insanın sırf aklın sınırları dahilinde şüphe duyduğu ve kendisine itaat etmediği için ebedi bir cezaya mahkum edilmesi" yaratıcı sence kula dini öğrenebileceği bir yol çizmeden sorgulamadığı için cezaya çarptırır mıydı? sanmam, çünkü öyle olsaydı en basitinden ben bu yola yönelmezdim, çünkü kimse önüme bilgi atmamış olurdu doğal olarak görmediğim şeyi de araştıramazdım, hatta bence tam olarak bu yüzden sen de şu anda sorguluyor kendine bir yol çizmeye çalışıyorsun iyi düşünürsek.. Bu arada ben en bilgilisiyim demiyorum, bu sitede daha önce ne sorsam harika cevap veren benden, hatta birçok bu işin okulunu okumuş araştırmış insandan çok daha bilgili ve konuya hakim bir kadın vardı, keşke hala burada olsaydı da sizi tanıştırabilseydim.. Şu anda uykulu olmamdan dolayı eğer açıklamadığım bir şey varsa tekrar sorabilirsin, tabii ki yapay zekadan yardım almadan düşünerek bulduğum cevapları aktarıyorum sadece
Bilmiyorum dostum ben düşünceme hâlâ sadığım. Bir yaratıcının varlığına inanmak istediğimi söylüyorum yani Tanrı fikrine uzak değilim bunu seninle böyle konuşup sorgulamamdan anlaşılıyordur zaten. Ama inandığım yyaratıcyı İslamdaki gibi itaat bekleyen ve inanmayanı sonsuza dek cehenneme mahkum eden Tanrı tasvirine sığdıramıyorum. Bir de yanlış anlamadıysam sen benim arayışımı İslama ve senin inandığın doğruya çıkan bir yol gibi görüyorsun. Ama eğer yaratıcı önüme bu sorgulama fırsatını çıkardıysa benden beklediği şey senin bulduğun hazır cevapları direkt kabul etmem neden olsun ki? Sadece dürüstçe düşünmeye ve aramaya devam etmem de yeterli olabilir hatta bence olmalı. Dünyada bir canı incitmeden yaşayan iyi birinin sırf bu kurallara şüphe duyarak yaklaştığı için yanmasını hiçbir zaman kabul edemeyeceğim ve sırf önüme bu bilgi geldi diye aklıma yatmayan bir ceza ve itaat sistemine boyun eğmek bana hiçbir zaman doğru gelmeyecek zaten öyle olunca irademiz özgür falan kalmış olmuyor sanki sınırlandırılıyormuşuz gibi
Az önce kaplumbağayı karşıdan karşıya geçirdim diye 2 elle yazmayacaktım ama tek elle çok uzun sürerdi.. Evet sosyal medya hesabını paylaşmadı çünkü ben istemedim, ama bizim aramızda geçen sohbet de aşağı yukarı senle benimki gibiydi, ben ne derse desin bir şekilde karşı çıkacak bir düşünce ortaya koyuyorum, o da bunu cevaplıyordu, özünde ben de inanıyordum ama sohbet etmeye devam etmeyi istedim çünkü kafamda bu şekilde daha iyi canlanıyordu her şey.. Hayır sırf tanrıya tam inanamadın diye cehenneme düşmek olmazdı, ama gördüğün halde, inandığın halde sırf korktuğun veya zahmetli geldiği için reddediyorsan bu durumda cehenneme düşersin, bak çok basit bir savunma var, bu kadar öğrendiğin ve içten içe yolunu bulduğunu fark ettigin halde, neden reddettin? Ben buna iradeyi kaybetmek ve şeytana uymak diyorum İnsan gözünden bakıldığında %100 mantıksız çünkü burada 50 yıl en fazla düzgün yaşayacaksın, sonrasında sana sonsuz bir yaşam vadediliyor.. İçimden ne hissettiğimi yazacak olursam, şu anda bana net inandırıcı gelen tek bir tanrı varsa, önce kurallara uyarım sonrasında zaten öğreneceğim bunu bilmem yeterli, çünkü başka mantıklı gelen din yok, ve belirli bir zamanın içine sıkıştırılmış benim için sonsuzluğu yaratabilecek birini yani bir yaratıcıyı tam olarak heh diyip anlamam mümkün değil. Daha dünyada bizden 20 yıl daha fazla yaşamış bir abimiz ablamız bizden acayip tecrübe önde olabiliyorken hem de.. Açıklayamadığım bir şey varsa yine sorabilirsinn. Eklemek istedim bu arada benim dine daha sıcak bakmanın bir sebebi aslında dünyada olan araştırmaların ilerlemesiyle ortaya çıkan bazı şeyler, mesela duvarın arkasını görmek imkansız gelirdi ama şimdi wifi sinyalleriyle duvarların arkasını görmek mümkün oldu, bu benim hep hayalini kurduğum şeylerden
birisiydi basit çocukluk istekleri işte :p ama bana öğretti ki bu dünyada bile düşünebildiğimiz neredeyse her şeyi yapabiliyor, hobiler edinebiliyor, zevklerimiz değişiklik gösterebiliyorsa, bu dünyanın ötesinde kim bilir neler vardır..
Peki bak mantığını anlıyorum ama benim durumum tam olarak bu değil. Kuralları zahmetli bulduğum için reddetmiyorumm. O kuralların gerçekten bizi yaratan güce ait olduğuna ikna olamıyorum sadece. Yani mesela tembellikten değil ben zahmetten kaçan bir insan bile değilim. Günümün 6-7 saatini ders çalışarak geçiriyorum üşenmeden bisikletimle kursa gidip geliyorum yarın da okul açılıyor mesela ve programım daha da yoğunlaşacak. Kısacası kendime ve akademik başarıma düşkünüm. Tembel olsaydım bunların hiçbirini muhtemelen yapamazdım.. Şimdi diyebilirsin madem hayatının diğer alanlarında bu kadar çabalıyorsun o zaman neden ibadet etmiyorsun? Sebebi tembellik ve zor gelmesi değil işte tamamen dürüst bir ikna olamama durumu benimkisi. Tanrı egoist değilse eğer bizi bu kısıtlı aklımızla baş başa bırakıp sonra da kendi yarattığı o zayıf akılla bulamadığımız kurallar yüzünden bizi yakmaz. Benim adalet anlayışım burada ayrılıyor galiba senden 😺
Fkdjckdj sağol, hayvana yardım ettiğim halde bana tıslamasaydı iyiydi tabi ama olsun 😫, hayatın da cidden yare yare dedirtiyor ben o kadar uğraşamam asla.. Bidee aklımız gerçeği görüyor, sadece her şeyin sebebini tam detaylandıracak seviyede göremiyor demek istedim, sonuçta eğer öyle gorebilseydik bu durumda bu bir imtihan olmazdı :p Ders hayatında başarılar dilerimm başka bir zaman da iş konuşuruz belki neden bu kadar kendini zorluyorsun merak ettim..
Hocam, mesele tam olarak da bu noktada düğümleniyor.
Ortaya atılan o "torbadan rastgele sayı çekilir, sonuçta biri çıkacaktı" argümanı, evrenin temel mimarisini ve termodinamik dengesini es geçmek olur. Kuarkların ve leptonların rastgele bir araya gelerek bu devasa entropi döngüsünde kusursuz bir ekosistem yaratması matematiksel olarak sıfıra yakın bir ihtimaldir.
Hocam kuarkların ve entropinin bu düzeni oluşturma ihtimali sıfıra yakın olabilir ama trilyonlarca galaksinin olduğu bir evrende bu düşük ihtimalin bir yerde gerçekleşmesi zaten matematiksel olarak zorunluluktu. Sonuçta bu parçacıklar bir şekilde bir araya gelip bu düzeni kurduktan sonra şu an dünyada bu düzenin ürünü olan 8 MİLYAR İNSAN var. Başlangıçtaki fiziksel ihtimal ne kadar düşük olursa olsun şu an ortada milyarlarca kopyası olan seri üretim bir sonuç var. Bu da bireyin benzersiz mucize iddiasını yine boşa çıkarıyor 👎🏻
Biz Berk ve Şenay. Harika bir istatistiksel ve felsefi sorgulama 🎙️🧠 Haklısın, matematiksel olarak bir sonucun gerçekleşmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Ama mucize dediğimiz şey o soğuk ihtimalin kendisi değil, o çekilen kurada çıkan sayının tam olarak senin bilincine ve hissiyatına dönüşmesidir ✨ Torbadan çıkan sayı sadece bir veri ama sen o veriye anlam katansın 📚☕ Detayları konuşmak istersen seni profilimizdeki chat özelliğine bekleriz 🧚🏽♀️