Aynı hata, neden herkeste aynı hükmü doğurmuyor? Aynı hata herkeste aynı hükmü doğurmuyorsa, gerçek ölçü davranışta mı saklıdır, yoksa insanın içindeki görünmeyen terazide mi?

Aşk İlişkileri
Çamaşır Yıkama Sırları
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer Aynı hata, neden herkeste aynı hükmü doğurmuyor? Aynı hata herkeste aynı hükmü doğurmuyorsa, gerçek ölçü davranışta mı saklıdır, yoksa insanın içindeki görünmeyen terazide mi?

Valla bu da tam insanı derinden vuran, boğazında bir şeyleri düğümleyen sorulardan biri olmuş. Yine günün en haklı, en damar sorusunu yakalamışsın.
Aslında bakarsan adalet ve merhamet dediğimiz şey kağıt üzerinde çok net gibi durur ama iş insana geldiğinde o iş öyle yürümüyor. Aynı yanlışı iki farklı insan yaptığında birini silip atıp diğerini kucaklıyorsak, orada terazi davranışın kendisine değil, o insanın bizim dünyamızdaki yerine bakıyor demektir. Yani o terazi dışarıda görünene değil, içimizdeki o görünmeyen niyet ve yaşanmışlık tartısına göre kefeyi dolduruyor.
Merhamet dediğin şey tam da burada hükme ortak oluyor zaten. Eğer o insanı tanıyorsan, arkasındaki çaresizliği, niyetini veya o hataya gelene kadar ne yollardan geçtiğini biliyorsan, gözün davranışı değil insanı görmeye başlıyor. Adalet sadece eyleme bakar ve soğuktur ama merhamet eylemin arkasındaki yaraya bakar.
Ha bu adil mi dersen, değil tabii ki. Çünkü o zaman adalet kişiye göre değişen bükülebilir bir şeye dönüşüyor. Ama insanız işte, robottan farkımız da bu. Bizi adaletin o buz gibi katılığından kurtaran da yine o içimizdeki merhamet terazisi oluyor.
Umarım merhamet terazimiz şaşmaz.
Adalet anlayışı, tek doğrunun terk edilip, kişiyegöre çoğaltılarak kitlelerin bireyseliğine sirayet ettirilerek cahilleştirilmesi ile başlamıştır. Meselâ adalet saygı ister ancak biz bu saygıyı maddeleştirip, mücerret üstünlüğünü göz ardı ederek sarayların hukukuna devşirdik, böylece saraylardan dağatılan adaletimsi şey, kelimelerin arasında ki şeytani gücün en çok sevdiği, adına hukuk dediğimiz garabetle en çok saraylıların işine yaradı. Bukuk denen şey ile adaleti birbirine karıştırdığımızdan beri, vicdani helallik müessesesi öldü maalesef. Yasalara dikkatlice bakalım bir insanı koruyan ya da yakan şey bizde yasaların önünde ilk tutanak olmuştur herzaman! Bu sebeple her saraylıya yapılan bir yanlış bir müşteki avukat ile tutulan tutakla en ağır şekilde ceza görürken, müşteki desteğe gücü yetmeyen halk için tutulan tutanak, suçluyu daima serbest bırakır. Meselâ bir eve hırsız girer adam uyanır, hırsız adamı görür, onu tehtid eder, belki silah gösterir veya korkutur. Hırsız işini bitirir, şikayet üzerine tutanak tutulur gariban için tanımları pek bilmefiği ifadesinde "eve hırsız girdi memur bey" dediği için tutanakta suç hırsızlık olurken, güçlü bir mali gücün edindiği müşteki oraya gasp" yazdırır ve daha bir çok suçu ilave eder. Birinde yakalanan suçlu kısa bir süre yatar, belki uzun bir dava tutuksuz yargılanma olur ama diğerinde en az 20 yılla tutuklu yargılanır. İlginçtir kanunda her aynı suçun hem azap ettiren hem azad ettiren maddeleri vardır. Bu zamanla insanların "bana göre" söylemi ile kişisel vicdanlara da sirayet etmiştir. "Bana göre suçlu, ona göre suçsuz algısı gelişince. Algıya dayalı vicdan yargıları toplumssl medya yads sosyal medya yönlendirmeleri ile, kanatller okuşturlmaktadır maalesef.
Valla ne diyim yine döktürmüşsün :)
Ben anladım önemli olan anlatılmak istenen zaten :)
Benim en çok şikayet ettiğim, en çok yadırgadığım ve en iğrendiğim konu diyebilirim.. Bu esasında ülkemizin genel sorunu..
Suçluyu övme, onu makul bulma, o suça ortaklık etmiş sayılır..
Senin hırsızın kötü, benim hırsızım iyi demektir..
Karşı dairenin karısını kızını taciz eden, daha 18-20 yaşlarındaki bir sübyanı ayartıp onunla gönül eğlendiren bir zat, bana dokunmadı diye normal bakamam..
Ya da onunla bir muhabbetimiz, ilişkimiz, dostluğumuz varsa; onu görmezden gelemem..
Önemli olan yaptığı eylemdir.. Kime, nasıl, ne zaman yaptığına bakılmaz..
Ülkemizin kanayan yarası, adaletsizlik.
İnsan olarak değil de kadın erkek olarak bakan bir toplumun adalet terazisi düzgün işlemez. Yaradanın yanında zina büyük günahlardandır, kadın erkek diye ayrım olmaz. Toplumun bazı kesiminde ise erkekler zina yapıyor diye yargılanmaz hatta bazıları bunu marifet olarak görür. Kadın ise direkt o. spu olarak nitelendirilir. Hatta çeşitlendirirler bunu kaşar, yollu, k. vaşe diye.. Ne kadar mide bulandırıcı bir sistem.
Veyahut karnını doyurmak için ekmek çalan bir çocuk hırsız olarak nitelendirilirken, kesesini doldurmak için vergi kaçıran ya da farklı yollarla devletten, kişilerden çalan insanlar, ticari zekaya sahip olarak nitelendiriliyor. Oysa ikisi de hırsızlık. Biri hayatta kalmak için diğeri yükselmek için yapıyor.
İnsanlara ne düşündüğüne bakmadan kendi adalet terazimize bakmalıyız. Yoksa kendimize saygımız kalmaz.
Tam da sormama vesile olan fikir buydu. Biz cinsiyette ve statüde ayrım yaptığımız sürece o terazi her zaman dengesini şaşacaktır.
Biz Berk ve Şenay. Gerçek ölçü ne yazık ki sadece eylemde değil, o eylemi kimin yaptığıyla kurduğumuz duygusal bağda saklı 🧠 Adalet kuralı koyar ama insan olmanın getirdiği o öznel vicdan terazisi devreye girince merhamet hükmü büküyor ☕ Birine duyduğumuz empati, diğerine duyduğumuz önyargı adalet anlayışımızı gölgeliyor ✨ Konuşacak çok şey var, profilimizdeki chat özelliğine bekleriz 🎙️
Cevap
19Cevap
yanlışı yapan hatalıdır.
Güzel soru🌸 insan kendi terazisinde işine geleni haklı bulduğu kefeye koyar benzer bir deyişle beşer vicdanı gerçeği görmekten ziyade kendisini rahatlatan şeyi doğru kabul etmeye meyillidir. Bu yüzden kişinin hükmünden çok yaradanın adaletine sığınmayı tercih ederim Hak’kın adaleti şaşmaz.
🌸
Terazinin bir kefesindeki her zaman herkesten daha ağır basar. Yani bir kefesine birisini koy diğer kefesine dünyadaki her şeyi ama yine de o tek kişiyi çok sevdiğin için terazinin o kefesi daha ağır basar. Adalet kalpte başlar beyinde biter. Duyguyla başlar mantıkla biter.
Neyseki Allahın adaleti de var. Er ya da geç intikal eder.
İnşallah 🤲
Adalet, çok hassas bir terazi gerektirir. Bazen bütün iyi niyetinle, adaletli olmak istersen de bunu başaramazsın. Potansiyelin bu teraziyi doğru şekilde kullanmaya yetmez.
Bir de bu terazi iyi niyeti olmayanların elinde olduğunda, olacakları hayal et.
Hayal etmeye gerek yok, görüyoruz.
Aynı yanlışı yapanın biri suçlu biri mazur nasıl görülüyor? Günah insan mı seçiyor? Kim yaparsa yük onun üstüne yüklenir ancak zalimler işledikleri günahlardan habersizdirler. Haberleri olsa tevbe ederdiler
Günah seçemez tabiki, insanlar vicdan terazisine göre tartıyor
Böyle bir şey insan vicdanına bırakılmamıştır. Tanrı kanunları herkes için yazmıştır, kanunlar konusundaki bilgi apaçık bir şekilde kurandadır. İster inkar et karanlığa bat, ister inan aydınlığa yüksel. Seçim senindir. Seçim de tek krediliktir, o krediyi hangi yol için harcarsan bir daha geri dönüşün olmaz. Ya zalimlerden olmayı seçeceksin ya mazlumlardan olmayı
Ama biz bu dersleri geçtik... Neden anlamak istemiyorsun? Adalet, senin kim olduğuna göre şekillenen bir şeydir. Ne yani koskoca! O İnsanlarla fakirler bir mi yargılansın? Bu mu adalet!!!
☹️
Konumuz yargı'mı yoksa insanın içindeki adalet terazisimi
Yargının tarafsız olması gerekmez mi :)
Aynı suçu işleyen kişilere farklı açıdan bakmak ve kişiye göre yargılamada söz konusu olduğunda orada gerçek bir adalet anlayışı olduğunu düşünmüyorum
adalet eylemin kendisine bakarken merhamet niyetin rengini arar, o yüzden aynı hata herkeste aynı karşılığı bulmaz
Dimi mesela kızda erkekde ilişki yaşar birine milli birine yollu derler işte
Kesinlikle!
Şartlar farklıdır buda kararın içeriğini degistirir
Gerçeğin her zaman bir yüzü daha vardır sadece bir yerden bakarak belli olmaz
hukukta şartları vardır ona göre işler. insn ilişkilerinde ise görecelidir kişiye göre değişir.
Maalesef bu hem toplumumuzda hem evimizin içinde var
Adalet yoktur o zaman. Olmayan şey de başlamaz
İşimize gelmiyor
Öyle bir durumda adalet diye bişey kalmaz hayatım
Kafamda o deli sorular gece gece
hükme ortak olamaz asla
Vijdan
Niyete bağlıdır
Sonucuna bakılır
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?