4 sa

Vay... Be! Bunu Bilmiyordum! Sivrisinekler Kanımızı Değil... Önce Bizi Analiz Ediyorlarmış Biliyor muydun?

Yıllardır şöyle biliyor ve düşünüyorduk... "Sivrisinek gelir, önüne kimi bulursa onu sokar."



Hatta bazılarımız işi şakaya vurup; "Benim kanım tatlı"
Oysa bilim insanları yıllardır sivrisinekleri inceledikçe çok ilginç bir gerçeği ortaya çıkardılar.
Sivrisinek önce sizi seçiyor... sonra ısırıyor. Üstelik bunu rastgele değil, adeta küçük bir laboratuvar gibi çalışarak yapıyorlarmış.

İlk yaptıkları şey sizi görmek değilmiş. Çünkü sivrisinekler avlanmaya gözleriyle başlamıyorlarmış.
Kokuyla başlıyorlarmış. Ancak bu bizim anladığımız anlamda bir koku da değilmiş.

Nefesinizden çıkan karbondioksit gazını takip ediyorlarmış. Üstelik bunu yaklaşık 30-50 metre uzaktan algılayabiliyorlarmış.

Biz daha onun farkında bile değilken o çoktan "Yakınlarda bir canlı var." bilgisini alıyorlarmış.
Bu yüzden iri yapılı kişiler, spor yapanlar, hareket etmiş efor harcamış ve hızlı metabolizması olanlar ve de hamileler daha fazla sivrisinek çekebilirler. Çünkü bu insanlar diğer insanlara göre daha fazla karbondioksit üretirler.

Peki neden odadaki tek kişi biz oluyorsunuz? İşte vay... be dedirtecek olay burada ortaya çıkıyor.
Sivrisinek masanıza kadar geldikten sonra ikinci bir analiz yapıyormuş.

Bu kez teninizi... Terinizi... Vücut sıcaklığınızı... Ve cildinizden yayılan yüzlerce farklı kimyasal maddeyi değerlendiriyormuş.

Yani aslında bizi değil... Kimyasal kimliğinizi okuyorlarmış.
Kan grubunuzu bile anlayabiliyormuş. Bilimsel çalışmalar özellikle 0 kan grubundaki insanların, A grubuna göre daha fazla sivrisinek çektiğini ispatladılar.

Peki bunu sivrisinek bunu nereden nasıl biliyor? Sonuçta damarlarımızın içine bakmıyor.
Meğer insanların büyük bir kısmı, kan grubuyla ilişkili olan bazı kimyasal maddeleri ter ve deri yoluyla dışarı salgılıyormuşuz. Sivrisinek de bu kimyasal izleri algılayabiliyorlarmış.

Yani daha sizi ısırmadan önce, "Aha aldım dudum bu kişi 0 grubu olabilir." diyebiliyorlarmış.
En şaşırtıcı ayrıntı ise cildimiz! Cildimiz tamamen bize ait milyarlarca bakteriyle kaplıdır.
Bu bakteriler kötü değildir aksine bizimle birlikte yaşayan faydalı mikroorganizmalardır.

Ancak bu bakteriler çalışırken sürekli farklı kokular üretirler. İşte sivrisineklerin ilgisini çeken de tam olarak bu kokularmış.

Bu nedenle aynı evde yaşayan iki kardeşten biri sürekli ısırılırken diğeri neredeyse hiç etkilenmeyebilir.
Çünkü herkesin görünmeyen bir kimyasal imzası vardır.

Isıracağı yeri bile rastgele seçmiyorlarmış. Birçok kişi sivrisineğin gelişigüzel konduğunu sanıyor.
Aslında durum tam tersidir! Önce ince derili bölgeleri arıyorlar. Çünkü burada damarlara ulaşmak daha kolaydır.

Bu yüzden en sıklıkla
• ayak bileği
• ayak üstü
• el bileği
• dirsek içi
• diz arkası

gibi bölgeler hedef oluyor. Damarı bulduğunda ise hemen kan emmeye başlamıyorlar.
Önce deri altına tükürüklerini bırakıyorlar. Çünkü tükürüklerinde kanın pıhtılaşmasını önleyen maddeler var. Aslında bizi kaşındıran şey de sivrisineğin ısırması değil... Bağışıklık sistemimizin bu tükürüğe verdiği tepkidir.

Koyu renk kıyafetler daha çok sinek çekiyormuş? Yakın mesafede görme duyularını da kullanıyorlarmış.
Özellikle siyah, lacivert ve koyu kırmızı gibi renkleri daha kolay seçiyorlarmış.

Yani yaz akşamı giydiğiniz siyah tişört, bizi fark etmelerini kolaylaştırabiliyormuş.

Lavanta gerçekten işe yarıyor mu? Kısmen.

Lavanta, limon otu (citronella), okaliptüs ve bazı uçucu bitki yağları sivrisineklerin koku alma reseptörlerini bir süre şaşırtabiliyormuş. Ancak etkileri kısa süreliymiş.

Kısacası... Demek ki onlar kanımızı değil. Önce kim olduğumuzu "okuyorlar."

Vay... Be! Bunu Bilmiyordum! Sivrisinekler Kanımızı Değil... Önce Bizi Analiz Ediyorlarmış Biliyor muydun?
Cevapla