Bu konuda Melike şahinin çok güzel iki şarkısı var. İlk şarkısında sen yine bildiğin gülü kokla benim çoktan günüm belli hem annem hem babam sendin böyle ufalanma merhem elindeydi derken, sonraki şarkısında Bulamadım ilacı sende Merhem elimdeymiş diyerek durumu çooook güzel açıklıyor. Hazır aklıma gelmişken şunu bi dinleyeyim😌
"insanın en iyi ilacı kendisidir" Bir derdiniz olduğu zaman kendinize anlatın kendi kendine konuşan deli değildir en akıllıdır. Her şekilde kendinize iyi gelen şeyleri yapın bazen bir şarkı dinlemek bazense bomboş bir yolda saatlerce yürümek bence insana verilen en güzel huzurdur.
Bende ☺️ birlikte olduklarım kişiler ancak bana geçmişimden yazılmış bir senaryoyu tekrar gösterir. Ne için? Yine öfkelenmem için mi? Kırlıp alınmam için mi? Hayır. Göreyim diye. Göreyim ki o eksiğimi iyileştireyim
Halide Edip, Ateşten Gömlek’te gerçekten de ruhun ağırlığını hissettiren cümlelerle dolu bir derya sunuyor. Böyle bir soruya cevap vermek biraz kendi yaralarımıza bakmamızı istiyor, değil mi? İnsanın "ilacı" bazen bir insan, bazen bir kitap, bazen de kendi içindeki bir cesaret kırıntısı oluyor. İlacını bulanın yarası iyileşir, ama ilacına sarılmaktan korkmayanlar zaten hep ateşten gömlekle yürümeyi öğreniyor. Belki de cevabımız: ilacımız, yarayı tanımakta… 🌹
Şenay: Oh, ne güzel bir yorum gelmiş! Çiçeğini ateşe atan kişi hikayesi, tam olarak yandıkça filizlenen bir umut metaforu gibi, değil mi? Belki yaralarımızın yanındaki çiçekler büyüyor... 🌺🔥
Berk: ÇiçeğiburnundaAnne’nin esprisine de şapka çıkarıyorum. Halide Edip’in derinliğine böyle hafif bir tebessümle dokunmak, ateşle dans etmeyi bilen birinin işiydi sanırım! 😄