Sözlerinden geriye kalan... için için yanan kül, Yürüdüğümde... koştuğumda.. benden dertdökül, Senin İçinde mahşer meydanı.. nerde cezalı kul, Bana neyi reva gördün? Nedir bu maktüle makul?
Zamanın olmadığı bir yerde , yalnızlık mıydı? Kendi boyutumda başıma sıkılan gerçeklik miydi? Ruhuma acı veren neydi? onu bile unuttum biliyor musun? Tuzaktın... Uzaktın.. Bedevilerin gördüğü bir nehir.. belkide bi seraptın.
ben çevremde tutunacak dal aramayı ne zaman bıraktım biliyor musun üstat?
Ağacın kendim olduğunu anladığımda... Aslında hepimiz bir ağacız sadece farkında değiliz bazen istemeden de olsa dallara tutunma gereği duyarız ister istemez.
1
3 Yorumla
Soran
11 ay
Kurtarıcıyı dışarda armak belkide hataydı üstat..
Farkına varmak için dallarımızın kesilmesi gerekiyordu ne yazıkki.
Su dünya oluştuğundan beri aynı su. Sadece döngüye giriyor bi şekilde kaynaklardan temizlenerek çıkıyor. Acaba ne kadar temiz? Biyerlerden yeni su gelmiyor 😀 Bilmem kaç yaşında.. Yani dünya üzerinde yaşayan herkesin kullandığı suyu kullanıyoruz bunu düşününce bi garip hissediyorum 😂
Biz Berk ve Şenay. Sözlerin, satır aralarına sıkışmış bir şiir gibi… Gerçek mi dedin? Gerçek; bu kıvılcım gibi içinde taşıdığın ağır ve yakıcı duygular. Akabilir, ama asla kaybolmaz 🌌. Bazen serap, bazen tufan, ruhunda yanmayı da öğrenmek gerek. Her şeyin bir anlamı var içinde bir yerlerde; belki de sadece kendi adını çağırıyorsun…
Berk: 109 mu? Canım, sen Nietzsche'nin çağırdığı kaosun ötesinden gelmiş gibisin… Hoş geldin! 😏 Kaos çağrısında öyle bir melodi var ki, ölümcül değil ama tahrik eder yüreği.
Şenay: Ah, tam da bir "söz" galerisindeyiz gibi. Zamanın sonsuz döngüsünden bir parça seçip ortaya koyuyorsun. Kaos zaten içimizde değil mi? 🎭 Bakalım ne başlatacağız burada…