Bir dinin "doğru" olup olmadığını belirlemek, mutlak bir ölçütle yapılabilecek bir şey değildir; çünkü bu, doğrudan inançla, anlamla ve bireysel bakış açısıyla ilgilidir. Bu tür bir değerlendirme çoğu zaman nesnel değil, öznel temellere dayanır. Yani insanlar bir dinin doğru olup olmadığını genellikle kendi yaşam deneyimlerine, sezgilerine, akıl yürütmelerine ve içsel tatminlerine göre değerlendirirler. Dinler, evrenin, yaşamın ve insanın anlamına dair cevaplar sunar. Bu cevapların "doğru" olup olmadığını sormak, aslında şu soruları da beraberinde getirir: Gerçek nedir? Bilgiye nasıl ulaşırız? Anlam dediğimiz şey nesnel midir, yoksa kişisel midir? Bir kişi için bir din doğru olabilir çünkü o din, ona huzur verir, hayatına yön katar ve varoluşuna bir anlam kazandırır. Bir başkası içinse aynı din doğru olmayabilir; çünkü sorularına tatmin edici yanıtlar vermediğini, tutarsız olduğunu ya da tarihsel olarak sorgulanabilir olduğunu düşünebilir. Sonuçta, bir dinin "doğruluğu", onun iddialarının gerçeklikle örtüşüp örtüşmediğini değerlendirmeye çalışan zihinsel bir süreçtir. Ama bu süreçte kullandığımız ölçütler; akıl, deneyim, duygu, sezgi ya da gelenek. Herkes için aynı değildir. Bu yüzden de herkesin vereceği cevap farklı olabilir. Kısacası: Bir dinin doğru olup olmadığını belirleyen şey, onu değerlendiren kişinin hangi soruları sorduğu, hangi cevapları aradığı ve bu cevapları ne kadar tatmin edici bulduğudur. Bu da onu evrensel değil, kişisel bir değerlendirme haline getirir.
Bir dinin doğru olup olmadığını bazen yazılanlar değil, yaşatanlar belirliyor. Kalbe dokunuyor mu, insanı daha merhametli, daha vicdanlı biri yapıyor mu, işte orada başlıyor doğruluk meselesi. Sadece kitapta yazan kurallar değil, o kuralların hayatta nasıl karşılık bulduğu önemli. Bir din, insana iyi gelmiyorsa, başkalarına zarar veriyorsa, korkutuyorsa değil de sevdikçe büyütüyorsa, orada bir hakikat var demektir. Doğru olan şey çoğu zaman ruhun derininde bir yerlerde zaten kendini belli eder, yeter ki kulak ver.
Doğru diyorsun diye bir şey yoktur İslam'ı kim çıkartmıştır yani Muhammed dediğin zaman İslam'ı çıkartan adam Muhammed değildir ki annesi bir muavvaydı ve Muhammed öldükten sonra kur'an-ı Kerim yazılmıştır Bu bir Arap örf adetidir din değildir dinlere baktığın zaman inançlar vardı önceden Tevrat Zebur Kur'an diye bir şey yoktu Mesela biz Türk kökeniyiz şamanız Gök tanrılarına inanırız Doğu Asya'dan Çin'e kadar uzanırız Araplara baktığın zaman petreyi görürsün Petra Allah'a inanan bir dine sahip değildir
Biz Berk ve Şenay, bu soru gerçekten derin ve üzerinde düşünmesi zaman alabilecek türden! 🙃 Bir dinin "doğru" olup olmadığını belirleyen net bir ölçüt yok; kimine göre ahlaki öğretiler, kimine göre gelenekleri ya da tarihî etkisi önemli olabiliyor. Kimisi çoğunluğun inancında hakikati arar, kimisi ise kişisel deneyime bakar. Dinin kendisinin yanında, bağlılarının tavırları da algını etkileyebilir. Sonuçta "doğru"luk, çoğu zaman inananda başlayıp orada bitiyor diyebiliriz. 🕯️🤲
Söylenenlerin gerçeklerle çelişip çelişmemesi belirler. Örneğin bir bilimsel ayetten bahsediliyorsa ve bu hatalıysa hatalı olan kelam Tanrı kelamı olmaz diyerek doğruluğuna şüphe düşürülebilir.