Herkesin eşit şartlarda doğduğu, doğacağı aileyi seçtiği, kimsenin kimseye karışmadığı, rahatsız etmediği, herkesin kendi evrenini rahatça oluşturabileceği bir evrende yaşamak güzel olurdu bee🫠
Medeniyetin gerçek anlamda vücut bulduğu bir yaşam.
Aslında çokdan bu seviyeye gelinmesi gerekirdi insanlık tarihi olarak ama neden gelinmedi acaba 🤔
Bende bunu ara ara düşünüyorum. Tarihsel olarak savaşlar, kıtlık, ekonomik krizler gibi durumların aşılması yılları alıyor. Sanayileşmiş ülkeler bir şekilde atlatıyor ama bizim gibi 3. Sınıfa yakın gelişmekte olan ülkeler öncelik olarak geçim derdine düşüyor. Refahın olmadığı yerde bilim olmaz, bilim olmayıncada medeniyet gelişmez. Hatta refah olmayan yerlerde toplumsal çatışmalar, ayrışmalar çöküşe sürüklüyor. Geçmişte de medeniyetler bir şekilde kuruldu ve bu şekilde çöktü. Sirkülasyon gibi süregeliyor. 🙇🏼♀️
Cevap basit gibi geliyor değil mi? Öyle değil. Çoğunluğumuzun cevabı en ideale yakın evren olur herkes iyi herkes güzel herkes en en en. Peki ben bu evreni yarattıysam, yaratıcı ben isem bunun neyinden keyif alacağım? (Burada Tanrı'nın keyif alma ihtiyacı paradoksunu geçiyorum yoksa çıkamayız 😂)
Fakat şu anki gibi kaostan çıkan tamamen belirsiz kim kime dum duma bir evrende neler olabileceğini merak edebilirdim.
Zaten mükemmel olabilecek bir evreni yaratabileceksem onu yaratmamın ne anlamı var ki?
Not: Derinlik içeririr, gidilecek düşüncelerden sorumluluk kabul etmem jdjdjd
Evet idealize edilmiş dünyanın eğlencesi olmaz gibi düşünebiliriz ama sadece teoride. Unutmayalım orada insanlar yaşayacak😹 Sanırım kaos zemini için yeterli bir altyapı oluşturur. Sen tanrıysan, küçük varlıkların küçük telaşesini izlerken eğleneceksin. Eğlencesi burada olurdu sanırım🕺 (Bir tık tanrının keyif alma ihtiyacı paradoksuna girmiş bulundum. Çıkar beni buradan😸)
İnsanlara insanca bakışta kaos vardır. Ben tanrıysam ve onu yarattıysam benim için kaos yoktur. Seni yarattıysam her şeyi biliyorsam nerede ne yapacağını da bilirim.
Yani küçük varlıkların ne yapacağını zaten bilirim. Belirsizlik 0 ise senin buna ne cevap vereceğini kelimesi kelimesine harf harf bilirim 😇
Yazacağını zaten biliyorsam, hatta sonrakini de, sana şu anda bunu yazmamın ne anlamı var?
Aslında niyetin o değildi. Yani bilinçli olarak bu belki ama bilinçaltın biliyor.
Biz bu soruyu sordun çünkü senin yarattığın evrende bulutlarin üzerinde süzülmek sana zevk vermeyecekti. Bunu zaten zihninde yapabilirsin.
Sen bizim evrenleri merak ettin, oralarda dolaşmayı ve o yüzden sordun, soruyorsun.
Sana evrenlerimizi sunduk, istediğnde süzül 🙃
Koltuk sevdasını bilirsin 😂 Biz insanlarda bile bu varsa, Tanrısal bir canlı bundan kendini mahrum eder mi? Bunun yerine tam da bu anlama gelecek belirsizliğin %100 olduğu bir evren yaratmak daha mantıklı değil mi? 😎
Nokta atışıydı. Beni yakaladın😹 Kendi ideal evrenim evet aklımda ama ben bununla yetinmek istemedim. İnsanların elinde imkan varsa oluşturulabilecek, mükemmelize edilmiş evrenleri merak ettim. Tanrısal bir varlık, koltuk sevdasının âlâsını yapar. Tek başına her şeye kadir kibirli bir görüntü oluştu kafamda. Aslında soruyu sorarken evrene o kadar odaklandım ki tanrısal figür aklımdan uçmuş. Aslında tanrısal figür ideal evrenini anlatan kişiydi. Nasıl kaçırdım.🤦🏼♀️😸
Sitededki zihinler o kadar dolu ki. Hayat şartları, geçmiş kötü ilişkiler, ailesel sorunlar vs. zihinler o kadar kirlenmiş ve bulanık ki berrak olanı görmek çok da zor değil 🙃
Hayta aynı sebepten öncrki sorundaki toksiklik miktarının da 0'a yakın olabileceğini tahmin ediyorum.
Sorduğum soruları kendime yöneltmeyişim çok saçma. Ama gerçek😅 Çıkarımında da haklısın. Toksiklik miktarım da yüksek değil. Belirgin yüzdelik diliminin nasıl ölçüleceğini bilmediğimden net sayı yok aklımda🙇🏼♀️ (Yüzdelik cevap verenlere sormak istemiştim. Ama net cevap vermek için zorlamak istemedim)
Hayır saçma değil kendine haksızlık etme. Terzi kendi söküğünü dikemez. Çünkü baskasını gördüğü gibi göremez kendisini aynadan bile olsa. Onun da söküğünü dikecek birisi lazım 😀
Bu da belki soruna bir başka cevap olur. Neden bu evrenleri yaratmak isteyeceğimize 🙃
Yetişkinliğin ruhla sınırlı kaldığı, umudun çiçek olup dünyaya renk kattığı bir evren. Cenneti tasvir etmiyorum hayır. O kadar mükemmel, kusursuz ve iyi olmaz belki. Ama kötülüğün de bir sınırı olur. Karanlıkla beraber gelir ve öğretmenlik eder insanlara. Sadece içindeki öfkeye yenilmeyi değil, onu dönüştürmeyi ve eğitmeyi öğretir. Sevmenin, dinlemenin yargılamaktan daha yüce olduğunu anlatır. En karanlık sırların bizi ayakta tutan hayata bağlayan hatta bizi biz kılan şey olduğunu hatırlatır.
Teşekkür ederim. Hangi evrende olursam olayım yine kendimden ibaretim zaten, o yüzden bir şeylerin sahibi olup da hayatı istediğim şekilde dizebileceğim yanılsaması benlik değil. İrdelemeyi seviyorum, mücadele etmeyi, kendimi bulmayı. Kaybolmayı seviyorum.
Adaletin sert ve hüküm sürdüğü bir evren. Herkesin aynı şeye sahip olduğu , her yapılan kötülüğün veya kötü sözün bir bedeli olduğu , hayatın doğasına kanununa müdahale edilmediği , hayvanların yaşam alanına müdahale edilmediği , onlar için gerektiğin de yiyecek verilmesi , Allah yolunda olan ve doğrudan şaşmayan alim dediğimiz kişilerin derdi sıkıntısı veya takıntısı olan insanları belli vakitte dinlediği ve de bu evrenin belli bir yerinde koca bir mezarlık olması. Ve o mezarlığın girişin de şöyle bir yazı olmasını isterdim. “ aldığınız nefes bile şükür sebebidir. “ bunu unutmayın. Bunu bilerek yaşayın.
Thomas More'un Utopia eserinde böyle bir dünya tasviri yapılıyor. Adam çoğu konuda benimle aynı fikirde. Diyor ki, özel mülk yok. Herkes çalışır, aynı kazancı elde eder. Kızlar 18, erkekler 25 yaşından önce evlenemez. Küçük küçük krallıklar olur ve hepsi rekabet eder. Ben geçmişe gitmek kadar geleceğe de gitmek istiyorum. Ben bu devirde yaşamak istemiyorum
İnsanların açgözlülüğünün sınırı yok ki. Belirgin kuralları yıkmak için çok zaman gerekmezdi. Her devirde bir şeyler yolunda gitmezdi bence. İçinde insan yaşıyor sonuçta🙇🏼♀️
Benim evreninde sadece iyiler, sonsuz yeşil bir orman ve hayalimde ki evrende ufak cimcime bir kız çocuğu var. Biliyorum imkansız bir evren hayali, ama hayali bile güzel
"Agarta, dünyanin cekirdeginde, yeraltinda kurulmus oldugu soylenen efsanevi bir ulkedir. Bilimsel bir kavramlastirma ile "oyuk dünya - hollow earth” yani dunyanin ic tabakasinda ayri bir yasam alani oldugu teorisiyle yakindan ilgili, ezoterizmin en populer konularindan bir tanesidir. Deniliyor ki; Agarta’lilar yeraltina inmisler ve orada yasiyorlar. Donemin sartlari nedeni ile gizlenmisler. daglar icinde ve yeraltinda ultra modern sehirler olusturmuslar. Bunlari birbirlerine baglayan devasa tunel sebekesi ile, dunyanın bir ucundan diger ucuna gitmek mumkun. İcinde, yuksek hizda yol alan olagandisi araclara sahipler. İnanisa gore Agarta’nin yeryuzune açılan birden fazla kapisi var. Ama yeraltinda yasamlari, bizim dusundugumuz sekilde ilkel degil.
Onlar medeniyet olarak bizden yuz binlerce yil ileride. Yeraltinin, yerustunun ve uzayin nimetlerinden yararlaniyorlar. Gunes onlar icin de, bizim icin de ayni yerden dogup batiyor. Göz ile gorunebiliyorlar ama kendilerini insanlardan gizliyebiliyorlar. Baska gezegenler ve baska varliklarla iliski icindeler. Uzay teknolojisinde cok gelismisler ve ust uzaya cikip milyonlarca isik yili mesafeyi cok kisa surede alabilecek cok gelismis uzay gemileri var. Yonetimleri, "ustatlar meclisi"ne birakilmis. Onlar cok degerli varliklar ve hatasiz calisiyorlar. Butun dunya beseriyetinin genel ve ozel evrimsel gidisati ustunde etkin rol oynuyorlar. Alabildigine ozgurler. bedenleri bizimki ile hemen hemen ayni ama hastalikli degil, hastalanmiyorlar ve cok uzun sure bedenlerini genc tutabiliyorlar...
Gerçekten yaşamak istenilecek bir evren gibi duruyor. Kendilerini insanlardan gizleme amaçları var mı? Teknolojileri çok gelişmiş sonuçta neden izole yaşıyorlar?
Biz nasıl dünyadan uzaklasmak istiyoruz.. İnsanların ikiyuzluluğunden, yabaniliğinden, vahşiliğinden, doğa katliamından, kendinden olmayan herşeyi zorbalayıp yok etmeye çalışmasından kaçıyorsak... Bu fenotiplerde apdal degiller insanın bulunduğu yeri nasıl yozlaştırdığının farkındalar...
Bana göre bizim yabani, vahşi ve kendilerine zarar verecek turler oldugumuzu dusunuyorlar ki haksız sayılmazlar...
Kendi seçtikleri insanlara hazır hissettiklerini kendilerini gösteriyor olabilirler.. Amiral Bryde günlüklerini internette bi araştır ilgini çektiyse konu...
Şunuda atayım müsait oldugunda izlersin.. Valla kahve içerken su gibi akıyor.. Bu konular ilgini cekıyorsa
İnsan deneylerinin olduğu, insanların dünyadan izole edildiği (dünyanın ağzına ediyolar), hapsin ve idamın olmadığı, insan çiftliklerinin olduğu bilge bi dünya hayal ediyom
Fantastik olmasını isterdim gizemler, farklı boyutlar olmasını isterdim insanların fiziksel sınırlarının ötesinde olmasını daha uçup kaçan tarzda olmasını isterdim
Sevdiklerimle birlikte mutlu.. huzurlu, yeşilliğin bol olduğu. Hayvanlarla, özellikle atlarla dolu olan. Sanatımla daima iç içe olacağım bir evren isterim. 🌸
Benim gozumde tek gercek var oda Allah. hersey ondan gelen yansima ve buyuk bir yaratilis hikayesi. Tanimladigimiz hersey bizim uydurdugumuz algilamaya calistigimiz bir kurgu. Oysa ne baslangici ne de zamanin nasil yaratildigini bilmiyoruz.