Hayır bir de işin kötüsü bir tane din alimi dedi ki "cennetteki huriler sadece arkadaşmış, cinsel ilişki yokmuş!"... yav düşünün... ğafirlerle savaşıp şehit düşüyorsunuz... cennette size 72 huri veriliyor... siz hevesle gidiyorsunuz, hatta dört nal koşuyorsunuz... Huri geliyor yanınıza oturuyor ve "kusura bakma Necati, biz sadece arkadaşız"... başka bir rivayete göre de huri meğer beyaz üzüm demek miş de... mealciler yanlışlıkla Huri'yi kadın diye çevirmişler... yine aynı olay, ğafirlerle savaşıp şehit düştü... yine cennete gitti ve 72 huri beklerken melekler ellerinde 72 tas üzümle geliyorlar... Aşk deyince niye benim aklıma huri geliyor hep yav? ulan bir şey daha aklıma geldi. şehit düşen müslüman savaşçılara 72 Huri verilecek ya... mesela bir kadın özel harekatçımız, ya da kadın polisimiz, pekakalılarla çatıştı ve şehit düştü.. . ona da mı huri verilecek. ne yapacak o hurilerle? Ama huri üzüm anlamına geliyorsa mesele yok.
“İşte böyle, biz onları ayrıca iri siyah gözlü hurilerle evlendiririz.” Duhan Suresi, 54. ayet
Yukarıdaki ayet ne yazık ki bir tahrifin ürünüdür. Kuran’da huriler diye bir kavram yoktur. Ve ne yazık ki biz Müslümanlar Kuran’a huriler diye bir kavram yapıştırıp, sonra bu konuyla ilgili hadisler uydurup bir erkeğe cennette yüzlerce huri verdik. Kadınlara da tek erkek yeter dedik. Cenneti cinselliğe kafayı takmış bir adamın fantezisine çevirdik.
Kuran’da huriler yok. Huri’l-în var. Huri-l’în ne demek? Pınar gibi insanın ruhuna akan güzel bakışlar demek. Yani Kuran’da erkekler sayısız huriyle evlenmiyor. Pınar gibi insanın ruhuna akıp onun ruhunda güzel duygular uyandıran güzel bakışlarla evleniyor. Yani cennetteki evliliğin özü ruhsal.
Kısa konuşursak cennette herkes tek eşlidir.
Peki ama Kuran’da bahsedilen cennet kadınlarının bakire olduğu söylenmiyor mu? Oysa dünyadaki çoğu kadın cinsel ilişkiye girmiştir. Ve bakire değildir.
Kuran’da cennet kadınlarının bakire olduğu söyleniyor ama aşağıdaki pasajda bu bakirelik durumu izah ediliyor. Bu pasaja göre cennete giden kadınlara yeniden biçim verilecek ve onlar bakire kılınacaktır. Ve bakirelik sadece bir erkeğin hayallerini süslemez, bakirelik iffet açısından değil bir güzellik değeri olarak kadın için de arzulanır bir haldir. Pasaj şöyle:
“35 – Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık). 36 – Onları bâkireler yaptık. 37 – Hep yaşıt sevgililer…” Vakia Suresi
Buradan bakınca Kuran’da cennetin tek eşliliğine bir kanıt da Rahman Suresidir. Aşağıdaki pasajda cennetlik erkeklere verilecek nimetler sayılırken bahçeler, ırmaklar, meyvalar hep çift çift sayılır, iş cennet kadınlarına geldiğinde ise bu çifter sayım bırakılır ve ‘hepsinde’ diye bir tabir kullanılır. Bu kadınlar da bakiredir, fakat dediğim gibi bu bakirelik yeniden biçim verilmişlikten kaynaklanan bir bakireliktir.
“46 – Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır. 47 – Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 48 – İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları vardır. 49 – Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 50 – İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır. 51 – Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 52 – İkisinde de her türlü meyvadan çift çift vardır. 53 – Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 54 – Astarları atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır. 55 – Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? 56 – Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.” Rahman Suresi (Yoruma devamını yazıcağım)
Şimdi cennet tek eşli olunca Kuran’ın kadın bedenlerinin vasıfları için kullandığı sıfatlar, mesela diri göğüsler, cinsel saplantılı fanteziler olmaktan çıkar, iki birey arasında kusursuz bir cinsel yaşamın bedensel tezahürü olarak değer kazanırlar. Ve cennetteki esas müjde diri göğüsler değil, huri-lîn’dir, yani insanı büyüleyen bakışlar. Bedensel mükemmellik ise bu ruhsal aşkın mütemmim bir cüzü olarak değer kazanır.
Buradan bakınca bakirelik, dokunulmamışlık, kanatılmamışlık gibi Kurani ibareler de salt bedensel olmaktan çıkar, hem kadının hem de erkeğin ruhsal özelliklerine yani mesela insanın ruhunu kanatmış olan ‘travmalardan ve kusurlardan arınmışlık’ sıfatlarına vurgu yapar.
Aşağıdaki ayeti de çözümlersek Kuran’da hurinin mantığını kavramış oluruz. Ayet düz çevirisiyle şöyle.
“Çadırlar (hıyam) içerisinde hapsedilmiş huri…“ Rahman Suresi, 72. ayet
Bu ayet görünüşü itibariyle bir yedinci asır fantezisidir. Fakat bir adım derinine inince bu fantezi çağlar üstü bir hal alır. Çadır diye çevrilen hıyam etimoloji sözlüklerinde ‘karakter’ anlamına da geliyor. Ve hıyam’ı karakter diye çevirince ayet de farklı bir biçimde çevrilmek zorunda kalıyor. Bu çeviri şöyle: “karakterlere kitlenmiş güzel bakışlar”… Yani bu haliyle ayet her erkeğin ve dolaylı yoldan her kadının arzusu olan manevi bir vasfı ifade ediyor: hepimiz karşı cinsi büyüleyen bir karaktere sahip olmak isteriz. Hepimizin ego idealinde böyle bir karaktere sahip olma arzusu vardır. Burada Allah’ın verdiği müjde işte böylesi muhteşem karakterlere sahip olacağımızdır ki sadece cennette değil bu dünyada da böylesi bir karaktere sahip olmak için çalışmak Kuran’da güzel görülmüş ve teşvik edilmiştir. (Bu yazıyı bir siteden aldım bana en doğru gelen görüş buydu)
En İyi Cevaplar