Renkler Canlı Olsaydı...

Bugün içimden değişik bir hikaye yazmak geldi. Acaba renkler canlı olsaydı ve aynı ortamda bulunsalardı hangi renk nasıl davranırdı? Fazla uzatmadan başlıyorum.


SİYAH


Renkler Canlı Olsaydı...

Siyahın bilimsel tanımı şudur; Siyah ya da kara, bir renktir. Işığı yansıtmak yerine emen pigmentler siyah gözükür. Renkler pigmentlerin yansıttığı ışığın dalga boylarına bağlı olarak oluşurlar. Ortamda hiç ışık bulunmadığında hiçbir ışık yansıtılamadığı için her şey siyah görünür. Pratikte renk olarak kabul edilir.


Renkler pigmentlerin yansıttığı ışığın dalga boylarına bağlı olarak oluşurlar. Ortamda hiç ışık bulunmadığında hiçbir ışık yansıtılamadığı için her şey siyah görünür, başka bir deyişle hiçbir şey görünmez.


Siyah bu çelişkili tanımı sebebiyle oldukça marjinal ve kendini beğenmiş birisi olurdu. Çevresindeki diğer renklere sürekli onlardan farklı olduğunu hatta aslında bir renk olmadığını ima eder, bu yüzden onları küçük görürdü. Asalet ve gizem kelimeleri de asla ağzından düşmezdi. Birçok rengin kendisine gıcık olacağı ise kesin.


BEYAZ


Onun tanımı ise şöyle; Beyaz (veya ak), görülebilir dalga boylarındaki tüm renkleri kapsayan renk. Beyaz ışık, kırmızı, yeşil ve mavi ışıkların karıştırılması ile oluşturulabilir. Eskiden, beyazın ışığın doğal rengi olduğu kabul edilirdi, ancak Newton, tam tersine beyazın tüm renklerin birleşimi olduğunu kanıtladı.


Tahminlerinizin aksine beyaz, siyah rengin tek dostu olur hatta dostlukları ilerleyerek bir aşk ilişkisi bile yaşayabilirlerdi. Aynı siyah gibi farklılığını konuşturan beyaz, siyahın aksine biraz daha alçak gönüllü ve vicdanlı olurdu. Ancak sakın bu tutumuna aldanmayın. Siyahın açık sözlülüğünün aksine beyaz kötü emellerini sinsice ve iyimserlik maskesi altında uygulardı. Her ne kadar siyah ile ara sıra kavga etseler de birbirlerini çok severler ve uyumlu bir çift olurlardı.


GRİ


Gri, siyah ve beyaz renklerin değişik oranlarda karıştırılması ile oluşan bir renktir.


Yani onun için siyah ve beyazın çocuğu diyebiliriz. İkisinin de genlerinden biraz aldığı için daha dengeli ve uyumlu birisi olurdu. Ancak ebeveynleri yüzünden diğer renkler tarafından dışlanabilir ve yanlış anlaşılabilirdi. Oldukça duygusal ve gizemli birisi olurdu.


KIRMIZI


Renkler Canlı Olsaydı...


Aşk, sevgi, nefret, cesaret, mutluluk, kızgınlık, erotizm, güzellik, ateş ve kan gibi birçok şeyin sembolü olduğu için oldukça kibirli bir tutum sergilerdi. Siyahın baş düşmanı olur, onun işe yaramaz ve bencil birisi olduğunu kendisinin ise gerçek asaleti ve kuvveti temsil ettiğini söylerdi.


MOR


Oldukça sakin ve içine kapanık biri olur ancak buna rağmen birçok kişinin ilgisini üzerine çekerdi. Hiç çaba harcamadan bu kadar ilgi ve sevgi gördüğü için siyah ve kırmızı onu içten içe kıskanırdı. Ancak mor bunları umursamaz ve ılımlı tutumunu her daim sürdürürdü. Siyah ve kırmızının gereksiz kibirinden bunalanlar morun gerçek bir asilzade olduğunu söylerdi.


PEMBE


Muhtemelen "ortamdaki herkesle iyi geçinen" tip olur, morun aksine sosyalleşmeyi çok severdi. Ancak asla kavgalara ve polemiklere katılmaz kendi halinde takılırdı. Kırmızı ve beyaz renklerin karıştırılmasından oluştuğu için kırmızı ve siyah-beyaz kavgalarında ortamı sakinleştiren kişi görevi de görebilirdi.


YEŞİL


Renkler Canlı Olsaydı...
Her daim doğayı ve doğal güzellikleri sembolize eden yeşil, buna yakışır şekilde tam bir çevre dostu olurdu. Ağaçlar, çiçekler ve hayvanlarla ilgilenmeyi çok sever zamanını bunlara harcardı. Sakin biri olur asla sinirlenmezdi.


MAVİ


Göğün ve denizin rengi olan mavi bu özellikleri ile yeşile çok benzer ve onun en yakın arkadaşı olurdu. İkili birbirlerinden asla ayrılmaz ve beraber doğayı güzelleştirmek için çalışırlardı. Herkes onların bu uyumunu hayret ve kıskançlıkla izlerdi.


SARI


Aynı mor gibi içine kapanık biri olur ancak morun aksine bu özelliğinden nefret eder ve sürekli ortamlara girmeye çalışırdı. Kırmızıya yalakalık yapar ve onun en iyi arkadaşı olmayı dilerdi. Bu yüzden siyah ve beyaz kendisi ile sürekli alay ederdi ve sarı buna çok bozulurdu. Kırmızı ise onu hiç kale almazdı ve sadece işi düştüğü zamanlarda yanına giderdi.


TURUNCU


En büyük düşmanı kendisine "portakal rengi" diyen insanlar olan turuncu oldukça pasif bir tutum sergiler ve hiçbir polemiğe dahil olmazdı. Boş zamanlarında mor ile sohbet eder veya yeşil-mavi ikilisinin çevre faaliyetlerine katılırdı.


KIZILÖTESİ ve MORÖTESİ IŞINIMLAR


Renklerin dünyasında adeta bir idol hatta peygamber veya ulu kişi olarak görülürler, hiçbir renk onlarla tanışma şansı yakalayamasa da efsanelerini ve başarılarını nesilden nesle aktarır, bulundukları ortamda isimleri dahi geçse saygıyla başlarını öne eğerlerdi. Kendilerinin gerçekte nasıl olduğu ise tam bir bilinmezlik...

Renkler Canlı Olsaydı...
Cevapla