Askerliğin “Vatan Borcu” Diye Abartılması..

Ülkenin güvenliği tehdit edildiğinde tabii ki savunmak şart olur..Onu demiyorum..


Özellikle 20. yy.'a girişle birlikte yaşanmış bütün savaşların %80'inin bilinçli olarak çıkarıldığı göz önüne alınırsa, olası savaş durumunda gaza gelip "vatanım için gidiyorum” demek ne kadar mantıklıdır? Gerçekten vatanın için mi gidiyorsun, hiç düşündün mü?


Askerliğin “Vatan Borcu” Diye Abartılması..


Öncelikle, Askerlik Nedir?


Askerlik savaş stratejisi öğrenilen yerden çok, bütün gün komutanların ayakçılığının yapıldığı, havuç soymaktan insanların turunculaştığı bir nevi boşa giden bir yıl diyeyim..


Doğu bölgelerinde faal olarak savaşta olan askerlerimizi hariç tutuyorum!


Atatürk’ün yurtta sulh cihanda sulh sözünü temel alan politikayı günümüzde Türkiye gibi vasat ülkeler her daim kendisine hedef belirlemeli.Bu doğrultuda da gidiyoruz.Yine de olası savaş durumlarına karşı tedbirli olmakta yarar var ve eli silah tutabilen her Türk erkeğinin temel savaş becerisine sahip olması gerekir.Zaten bu noktada askerliğin zorunlu olması kaçınılmaz.


Yalnız, her konuda olduğu gibi askerlik konusunda da eğitim eksikliği, geçen fazla süreye rağmen alınan verimin çok çok az olduğu aşikar.


Bu konuda 2-3 ay gibi bir sürenin bile gerekli donanımı sağlayacağını düşünüyorum.Geçen uzunca zamana rağmen askerde öğretilen ise fiziksel ve zihinsel terbiye yerine, boş beleş kazanımlar.Can sıkıcı klişe anılar…


Durumun daha net halini ironik bir dille anlatmış Cem Yılmaz’ın gösterisinden bir kesit sunup askerliğin ne olduğu konusunu kapatayım..




Vatan Borcu


Çok daha kısa bir zaman diliminde elde edilecek kazanımları, 3-4 kat daha fazla süreyi heba ederek “kazanılamaması” konusunu geçiyorum..


Diyelim ki savaş çıktı..


Savaş hangi ülke arasında olursa olsun, mütareke ne kadar gecikirse geciksin, kaç kişi ölürse ölsün savaşların tek bir kazananı vardır; silah tüccarları..


Bir silah kaçakçısının hikayesini anlatan Lord Of War filminden;


Şu anda dünyada dolaşan 550 milyon ateşli silah var. Bu da her 12 kişiden birinin silahlı olduğunu gösterir. Şimdi sorulması gereken: Geri kalan 11 kişiyi nasıl silahlandırabiliriz?


Adamların tek derdi diplomatik kriz çıkarıp çarpışma gerçekleşmesini sağlamak.Vatan için canını verip cennete gideceğini düşünen gençler ve arkalarında kalanlar harcanırken, tacirler aykırı ihracatlarından kazandığı milyon dolarlarla özel yatlarında bir ellerinde en kalitelilerinden bir puro, diğer elinde viskilerle gününü gün ediyor..


İşte isyanım buna =)

Askerliğin “Vatan Borcu” Diye Abartılması..
Cevapla