Öncelikle merhabalar. Bu zamana kadar hiç bence yazmamıştım. Çünkü yetkin olduğum herhangi bir konuda henüz yazmaya ihtiyaç duymamıştım. Ancak ülkemizde her gün yaşanan şiddet olayları, esrarengiz infazlar, tacizler ve özellikle ülke olarak bize " Ne zaman bu kadar vicdansız olduk? " dedirten yaşadığımız son olayla birlikte insanlarımızın bu tür sorunlarla nasıl başa çıkabileceği konusunda arayışta olup tatminkar bir sonuca, bilgiye ulaşamamaları; güvenlik bilimleri alanında donanımlı birisi olarak bana bu yazıyı yazmayı mecbur kıldı diyebilirim. Üzerime düşen bir sorumluluk olduğunu hissettim ve elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye niyet ettim. Ilk bencem olduğu için acemiliğim olacaktır mutlaka. Bu konuda da hoşgörünüze sığınıyorum.
Hepimiz biliyoruz ki, insanın başına ne geleceği hiç belli olmuyor. Zaman ve mekanın önemi yok. Yani her zaman hazır, dikkatli ve farkında olmalıyız. Bela bizi sokakta da yakalayabilir, asansörde de, kafede de, otoparkta da, toplu taşıma araçlarında da... Bu bir sözlü taciz olabilir, malımıza bir kasıt olabilir, fiziksel bir arbede olarak gelişebilir. En kötüsü de, yanımızda bulunan sevdiklerimize, arkadaşlarımıza bir tehdit olmasıdır şüphesiz. Çünkü çoğu insan, kendisine yapılan muameleyi sabırla, tepki vermeden karşılayabilse de kendisinin yanında sevdiklerine zarar gelmesine tahammül edemezler. Özellikle biz erkekler için bu durum çok daha önemlidir. Bayanlar açısından konuyu ele aldığımızda işler daha da karmaşık hale geliyor. Çünkü biz erkekler için tehdit unsuru olmayan birçok şey, bayanlar için dikkat edilmesi noktalar oluyor. Örneğin bizler gecenin herhangi bir saatinde dışarı çıkabilirken, bayanlar maalesef haklı olarak buna cesaret edemiyorlar. Peki dışarı çıkan erkek de olsa tehlike yok mu? Elbette var. Hem de her zaman. Ancak kabul edilebilir ki, bayan ve erkeğin koşulları aynı değil. Peki ne yapacağız?
Dikkatli olun ! Sadece bakmayın, görmeye çalışın! Etrafınızdaki insanların gözlerine bakın ve hissedin ! Bulunduğunuz mekanın ayrıntılarını keşfedin! Her gün geçtiğiniz sokağın aslında zannettiğinizden çok daha farklı olduğunu göreceksiniz. Her gün kaldırımda gördüğünüz insanların aslında aynı olmadığını, sıradan olmadığını fark edeceksiniz. Tehlike unsurlarını, önceden sezmeye çalışmalısınız. Içgüdüyle hareket etmek genellikle sizi yanıltmaz.
Tehlikeli bir olay gerçekleştiğinde işiniz şansa kalmıştır diyebilirim. Tabi bu şansı yükseltmek sizin elinizde. Eğer olayı önceden sezerseniz, artık kontrol sizdedir. Bu çok önemli. Durumu daha rahat kavrayabilmeniz açısından kendimden örnek vermek istiyorum. Örneğin bir kafeye ya da lokantaya gittiğimde dışarıda park edilmiş araçların renginin, markasının ve hatta plakasının fotoğrafını çekmiş gibi verileri hafızama atarım. Garsonun solak mı ya da sağlak mı olduğunu öğrenirim. Hareket ve tavırlarını gözlemlerim. Ya da asansöre beraber bindiğim kişilerin analizini yaparım. Neler yapabileceğini sezmeye çalışırım. Tedbir amacıyla her zaman mesafeyi korurum. Kalabalıkta yürürken insanların gözlerine ve ellerine dikkat ederim. Bunlar çok uç örneklermiş gibi gelmesin. Aslında bir tehdit algıladığımızda hepimiz bunu yaparız. Yarından itibaren demiyorum, bugünden itibaren artık farklı bakın etrafınıza. Analiz etmeye çalışın ve çıkarımlarda bulunun. Ne olabilir diye senaryolar üretip çözümlemeye çalışın. Kesinlikle zor değil. Aksine zevkli bir iş. Bunları yaptıkça özgüveniniz artacak, en önemlisi de tehlike vuku bulmadan siz onu etkisiz hale getireceksiniz. Peki bunlarda başarılı olamadık ve artık istemediğimiz bir aksiyon gerçekleşmek üzere. Ne yapacağız?

Artık mesele öyle bir noktaya geldi ki, sadece iki tane fonksiyon var: Siz ve hasmınız (düşmanınız)...
Önce şunları bilmeliyiz. Vücudumuz eğer bir tehlike sezerse, böbrek üstü adrenal bezlerden adrenalin hormonu sentezler. Bu hormon bence vücudumuzun ürettiği en önemli hormondur. Hayatta kalma hormonudur. Size ya kaç der, ya da saldır der. Vücuda çok hızlı yayılır. Midenizden itibaren yukarılara doğru ateş bastığını hissedersiniz. Bu müthiş bir reaksiyondur. Kişiden kişiye değişmekle beraber size o an gücünüzün yaklaşık 12 katını verebilmektedir. Çünkü hayatınız tehlikede ve kendinizi savunmanız lazım. Hayatta kalmanız lazım! Ne kadar muazzam değil mi? Ama tabi ki bu hormon bizim için kimi zaman da ıstırap verici olabiliyor. Kaygı, stres, travma vs sonucunda da bu hormon salgılanıyor ve hayatınızı zehir edebiliyor. Sabah akşam karnınız ağrıyor, soğuk soğuk terliyorsunuz... Çünkü adrenalin çok uzun sürede vücuttan atılır. Bu bir hafta da olabilir, bir yıl da, daha da fazla olabilir. Tekrar dönelim. Hasmınız ve siz varsınız. Vücudunuz tehlikeyi fark etti adrenalin seviyeniz yükseldi. Kalp atışlarınız ve nefes alışverişleriniz hızlandı. Buna bağlı olarak vücut ısınız yükseldi. Elinizden ayağınızdan can kesilir gibi oldu titremeye başladınız. Bu hissi çoğunuzun yaşadığını ve hiç de hoşlanmadığını biliyorum. Çünkü tavan yapmış özgüveninizi bir anda kaybediyorsunuz. Ama yanlış düşünüyorsunuz. Fark edebiliyorsanız, vücut kendini hazırlıyor. Artık savaşa hazırsınız. Inanılmaz bir güç ve enerjiyi kullanılabilir hale getirdi ve patlamayı bekliyor vücudunuz. Galip gelmemek için hiçbir nedeniniz yok. Fakat olmuyor. Neden? Çünkü kontrolü kaybediyorsunuz. Vücudunuz o kadar yoğun bir teyakkuz halinde ki, düşünemiyorsunuz. Göremiyorsınuz. Işitemiyorsunuz. Hissedemiyorsunuz. Işte burada kendinize gelmeniz lazım. Soğukkanlılığınızı koruyup, gücünüzü ve aklınızı birleştirmelisiniz. Aksi takdirde yok olursunuz. Sakin olun. Içinizdeki duygu fırtınasına kapılmayın. Kendinizi kontrol edin. Tedirgin davranmayın. Kendinden emin bir imaj bırakın hasmınızda. Soğukkanlılığınızı korumayı başardınız. Artık durumu siz yönetiyorsunuz. Psikolojik saldırıda bulunabilirsiniz. Nasıl mı? Tehditkar bir bakış atın. Başınızı hafif aşağı eğip gözlerinizi yine hafifçe kısarak karşı tarafta "Neler oluyor?" endişesi yaratabilirsiniz. Peki her şey geçti, ya da aniden gerçekleşen olay fiziksel mücadele boyutuna kadar geldi. Artık burada teorik bilgileri arka plana atıp pratik bilgileri öne çıkarıyoruz. Teori kısmını uzun uzun anlatmaya çalıştım. Çünkü ilk aşama odur. Eğer ilk aşamayı geçemezseniz, zaten kaybedersiniz.

Şunu söylemek isterim ki, sokakta hiçbir zaman şansınız %50 olmaz. En fazla %49 olur. Bu da size bağlıdır. Bunun bilincinde olmalısınız. Bu nedenle mümkün olduğu kadar ortamı yumuşatmalı, çatışmadan kaçınmalı ya da oradan uzaklaşmalısınız. Tabiri caizse kaçmalısınız. Öyle şey mi olur demeyin. Bu bir oyun değil. Canınızı ortaya koyarak kumar oynamış olursunuz aksi takdirde. Eğer umursamadan üstüne giderseniz, bir gün bıçağın soğukluğunu boğazınızda hissedince anlarsınız. Hayatınız film şeridi gibi gözünüzün önünden geçer. Eyvah dersiniz. Nereden biliyorsun demeyin. Yaşadım, oradan biliyorum. Peki değer mi canınızı kaybetmeye veyahut sakat kalmaya? Elbette değmez.
Fiziksel bir mücadele olursa kendini savunmak için başta bayanlar olmak üzere bazı arkadaşlarımız biber gazı taşıyor ve maalesef işe yarayacağını düşünerek teselli buluyorlar. Her zaman söyledim, yine söylüyorum. Biber gazı zaman kaybıdır ve de kendinizi kandırmaktan başka bir işlevi yoktur. Olaylar aniden gelişir. Ben geliyorum demez çoğu zaman. Bu durumda siz çantanızdan veya arabanızın torpido gözünden gazı çıkarana kadar mevzu zaten bitmiş olur. Böyle bir durumda kendinizi savunmanız için gazı sürekli elinizde tutuyor olmanız lazım ki ben şu ana kadar hiç böyle birisine rastlamadım. Hadi diyelim olaydan önce gazı elinize alma fırsatınız oldu. Sivillere satılan gazlar, anında etkisiz hale getirebilecek etkiyi gösteremezler. Bunun için hasmınızın göz kapaklarını kaldırıp gözlerinin içine özenle sıkmanız gerekir. Aksi halde sıktığınız gaz, hasmınızı daha da sinirlendirir ve size geri dönüşü daha acımasız olur. Hatta o kadar ki, üretiminin üzerinden iki yıl geçmiş biber gazlarını parfüm niyetine üzerinize sıkıp çarliston biber kokusunu derin derin içinize çekebilirsiniz. Bu eziyetleri çekmek ve her gün "acaba" korkusuyla yaşamak yerine gidin bir self defence sistemi öğrenin. Savaş sanatları çalışın. Hem kondisyonunuz, gücünüz yerine gelir, fit olursunuz hem de özgüveniniz yükselir, hayata daha farklı perspektiflerden bakmayı öğrenirsiniz. Bununla beraber, psikolojinizin güçlendiğini ve kritik-analitik düşünme yeteneğinizin geliştiğini fark edeceksiniz. Ayrıca başlıkta yer alan meşru müdafaa konusunu da kavramış olursunuz. Çünkü bilmeyen bir insan, orantısız güç kullanır. Bilirsiniz ki orantısız güç, güç değildir. Nefsi müdafaa yapayım derken hayatınızı mahvedebilirsiniz. Kontrollü olmak her zaman avantajlıdır. Örneğin, meşru müdafaadaki kuvvetler eşitliği ilkesine aykırı bir biçimde size çıplak elle saldıran hasmınızın kafasını manivelayla patlatırsanız otomatik olarak hukuken suçlu durumuna düşersiniz. Bunlara da dikkat edilmelidir.
Ben de çoğunuz gibi öğrenciyim. Aynı zamanda savaş sanatları eğitmeniyim ve çeşitli güvenlik seminerleri, eğitimleri aldım. Tecrübelerime ve bilgilerime dayanarak bazı tavsiyelerde bulundum. Şimdi de self defence sistemleri ve savaş sanatları hakkında sizi yönlendirmeye çalışacağım. Benim savaş sanatları geçmişim aikido, boks, muay thai, judo ile başladı; Wing Chun ve Escrima ile eğitmen sıfatıyla devam ediyor. Hangi branşı çalışmaya imkanınız varsa onu çalışın. Mutlaka çalışın. Zaman ayırın. Ama benim size tavsiyem Wing Chun'dur. Çünkü müsabık değildir ve tamamen hayatta kalmaya yöneliktir. Elbette bazal bir güç gerektirir ama tamamen güç odaklı değildir. Açılar ve hisler yoluyla hasmı devre dışı bırakır. Bu nedenle de,"Güçsüzün Güçlüye Karşı Tek Şansı " olarak nitelendirilir. Hızlıdır, gösterişten uzaktır ve tamamen sonuç odaklıdır. Şimdi de fiziksel bir mücadelede ne yapacağınızla ilgili Wing Chun sisteminden yararlanarak birkaç tüyo vereyim sizlere. Tabi bunlar basit şeyler olacak çünkü kompleks aksiyonlar çalışma gerektirir.
Wing Chun'da dövüş için 4 prensip vardır ve bu prensipler 5 mesafede uygulanır.
Prensipler:
1-Yol Boşsa Ilerle: Wing Chun uygulayıcısı hasmıyla aradaki mesafeyi uygun bir silahla veya silahsız olarak kapatabilir. Hasmınızın üstüne gidin. Patlayıcılığınızı kullanarak, ani bir şekilde hasmınızın içine girmek tüm dengelerini bozacaktır.
2-Yapışık Kal: Wing Chun sistemi, uygulayıcısına hasmıyla en kısa sürede temas kurmayı ve bu teması sürdürmeyi öğretir. Çünkü dokunma refleksi, göz refleksinden daha hızlıdır. Düşmanınızla kontak kurduğunuz vakit, onu kontrol edebilirsiniz.
3- Gücün Karşısında Durma: Wing Chun uygulayıcısı, gücün karşısında durmamayı, bunun yerine açılar ve hisler yoluyla mekanik bir aksiyonla dönüşleri de kullanarak gücü başka bir yöne yönlendirir ve bunu kendi lehine kullanır. En basitinden, birisi sizi ittiriyorsa karşısında durmayın. Ittirdiği anda hafifçe o yöne doğru dönün ve gücünü boşa çıkartın.
4- Takip Et: Wing Chun uygulayıcısı, hasmı geri çekilse de onu takip eder ve fırsat vermeden işini halleder. Eğer hasmınızın geri çekilmeye başlarsa ataklarınızı kesmeden onu takip edin. Aksi takdirde avantajınız çok kolay kaybolabilir.
Bu 4 prensip şu 5 mesafede uygulanır:
1-Tekme Mesafesi: Mücadelenin başlangıcındaki ilk mesafedir. Hasmınızı ya bu mesafenin dışında tutun ki size vurma ihtimali olmasın ya da içine girin ve kontak kurun. Ikisinin arasında kararsız kalmayın. Ne olduğunu anlayamayabilirsiniz.
2- Yumruk Mesafesi: Mücadelede tekme mesafesi aşıldıktan sonra yumruklar devreye girer. Burada seri olmak gerek ve aynı zamanda isabetli vuruş yapmak gerekir.
3- Diz/Dirsek Mesafesi: Artık mesafe iyice azalmıştır. Kısa mesafeden, eklem odaklı vuruşlar anahtardır burada. Refleksiniz ve dokunma hissiniz çok önemlidir.
4-Tutma/Itme/Çekme/Fırlatma Mesafesi: Artık göğüs göğüse çarpışma vaktidir. Hasmınızı yere indirmekten başka bir çareniz kalmamıştır denilebilir.
5-Yer Dövüşü: Son safha. Eğer mücadele buraya kadar sonuçlanmamışsa, burası finaldir artık. Hızlı, esnek olan ve özellikle vücut koordinasyonunu iyi kullanan avantajlıdır. Grappling sporu olarak Bjj ve judoyu önerebilirim bu alanda.
Bu yazdıklarım eğitim alınmadan belki faydalı olmayacaktır size ama yine de bir fikir oluşmasını sağlar zihninizde.
Son olarak da bayanlar için birkaç taktik önermek istiyorum.

Normal şartlar altında bir bayanın bir erkeği alt edebilmesi çok zordur. Hele denklik kavramının olmadığı sokakta, imkansızdır. Bu yüzden güç odaklı düşünmüyoruz.
Örneğin bir erkek bileklerinizden sıkıca tuttu ve kurtulamıyorsunuz. Kollarınızı çekmeye çalışırsanız daha da kilitlenir. Ittirmeyi hiç denediniz mi? Ittirip hasmınızın dengesini bozabilirsiniz. Ya da elinizle saçınızı bir düzeltmeyi deneyin. Eğer karşınızdaki aşırı güçlüyse ve yine kurtulamadıysanız strateji oluşturun. Mesela dikkatini dağıtın. Diz kapaklarına tekme atabilirsiniz. Ardından bahsettiğim tekniği uygulayın. Ya da tükürebilirsiniz yüzüne. Bu da dikkat dağıtır. Sonuçta kural yok ve kendinizi kurtarmak zorundasınız.
Boğazınıza yapıştıysa, eğer kollarınız yetişiyorsa hiç düşünmeden direk yumruk atın. Çeneye veya buruna vurmalısınız yoksa istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz. Alternatif olarak yine diz kapağına doğru bir tekme atabilirsiniz. Ayağınızda ayakkabı olacağı için çok acı verici olur. Ya da hafif yan dönüp hasmınızın kollarına dirseğinizle sert bir vuruş yapıp kurtulabilirsiniz. O an siz alternatif çözümler de üretebilirsiniz. Size kalmış. Bunlar size en azından kaçmak için zaman kazandırır. Biber gazı iyi bir silah değil ama anahtar etkili bir silahtır. Serçe parmağınız ve yüzük parmağınız arasına sıkıştırdığınız bir anahtarla hasmınızı çok rahat alt edebilirsiniz.
Daha bahsedebileceğim çok nokta var ama yeterli olduğunu düşünüyorum şimdilik. Eğer sorularınız veya merak ettiğiniz konular olursa her türlü yardımcı olmaya çalışırım memnuniyetle. Inşallah yazdıklarımı kullanmak zorunda kalmaz hiçbirimiz. Çünkü hiçbir şeyin garantisi yok. Sadece avantajımızı artırıyoruz. Ben de belki birkaç kişiye yardımcı olmuş olurum ümidiyle kaleme aldım bu yazıyı. Umarım faydalı olmuştur. Sağlıcakla kalınız...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar