İlginç bir soru başlığı ile sizleri şaşırtmak istedim.
Ve gerçekten de çok ilginizi çekeceğinden de emin olduğum bir yazıyı sizler ile paylaşmak istedim.

Amerikalı psikolog William James “İki kişi nasıl altı kişi oluyor” diye bir soru sormuş.
Soruyu okuduğunuz zaman gerçekten çok ilginç bir soru olduğunu fark ediyorsunuz.

Öncelikle William James’in bu ilginç sorunun cevabına. Kendisini bunu şöyle açıklamaktadır.
“Bir odada iki kişinin bir araya geldiğini düşünün. Ama aslında altı kişi vardır. Kendimi gördüğüm halim ile ben, onun beni gördüğü hali ile ben, benim onu gördüğüm hali ile o, onun kendisini gördüğü hali ile o, gerçekte olan ben ve gerçekte olan o.”

William James roman tadındaki psikoloji kitapları ile tanınmıştır. Psikoloji alanında pek çok yeniliğe olanak da tanımıştır.
Aynı zamanda psikolojide işlevsel analiz hareketinin ve faydacılığın da öncülerinden olmuştur.

Bu cümle aslında bizlere gerçekte olanlar ile, görünenlerin birbirinden çok farklı olduğunu bariz bir şekilde açıklıyor.
Elimizde maskeler ile gezdiğimizi, kendi gerçekliğimizi kendimize dahi itiraf edemediğimizi şöyle bir düşünecek olursak durum gerçekten içler acısı.

Hele bir de maske takmayı seviyor isek, gerçeklerden kaçmanın yolunu maskelerde arıyor, o iki kişinin sayısı altıyı bile geçecektir aslında. Öyle değil mi?
Yaşadığımız duruma ve olaylara göre değişik değişik maskeler ile varlık göstereceğiz çünkü. Peki bu değişik maskeler ile varlığımızı göstermemiz nereye kadar sürecek. Bunun cevabı tabi ki de hepimizin kalbinde saklı olması olacaktır.
“Gerçekten de kendimizi hiçbir zaman dışarıdan görüldüğümüz gibi göremiyoruz. Kendimize baktığımız zaman gördüğümüz ile, başkalarının bizi gördüğü kişi çok farklı ve örtüşmüyor” diyor.

“Kendine Ait Bir Oda” sergine katılan dört kadın fotoğrafçılarımızdan biri olan Meltem Işık.

Ve hak vermemek elde değil.
Önemli olan şey yaşadıklarımız değil, yaşamış olduklarımıza hangi gözle baktığımızdır.

Hayat gibi, tıpkı hayatın içerisinde yaşanan olaylar gibi, kendimize de ne gözle baktığımıza dikkat etmek asıl olan.
Mutluluk sadece anlarda değil aslında, onu biraz daha kalıcı hale getirebilmenin yolu da ne yazık ki bu bakış açısından geçiyor.
Başkalarına ve başkaları kadar, kendimize de hoşgörülü olmamız arasında bir yerlerde saklanıyor mutluluk. Yok yok o kadar da gizemli değil aslında, tam da gözümüzün önünde.
Yeter ki biz bakmasını bilelim. Yeter ki FARK edelim.

Önemli olan korkup da kaçmayalım. Ne kendimizden ne de başkalarından.
Yaralarımıza merhem olsun diye, Mevlana Celaleddin Rumi'nin sözleri ile yazımı bitirmek istiyorum.
"Can durağını arıyorsan ey can;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun, elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o SENSİN."
Bu güzel satırların umarım hepinizin kalbinde nakış etkisi gibi işlenmiştir.

Ve bu odada buluşan bu İKİ insan, gerçekte de İKİ insan olarak varlık göstermektedir. Hem kendisine, hem de karşısındakine.
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 16.08.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar