Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Sevdiğiniz birinin yokluğu, kim olursanız olun çok acı veren bir şeydir. Sevgi ve kayıp yaşamın birer parçası da olsa, bunu asla tamamen kabullenmemiz mümkün değildir.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyor olmamıza rağmen, bunun doğru olduğunu kabul etmemeyi her defasında yok reddederiz.

Aslına bakılırsa bu bir nevi psikolojik isyan.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Bir çok kereler zihnin ve kalbin arasında bir çelişki olduğunu görürüz. Akıl bize yokluğu kabul etmemiz gerektiğini söyler durur.

Ancak daha derinlerde bir yerde gardımızı tamamen indirip kaybı kabul etmeyi reddeder.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

“Birisi, sadece bir kişi yoktur ama sanki bütün dünya boşalmış gibi gözükür.” – Lamartine

Bunun nedeni ise, sevdiğimiz kişinin hem varlığının hem de yokluğunun çok az kontrol edebileceğimiz bölgelerde bir tetikleme reaksiyonunu tetikleyebilmesidir.

Aşkta ve kederde, fizyolojik süreçler söz konusu olmaktadır.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Fiziksel olan ve bizim anlayabileceğimiz ve bizim yönetebileceğimiz şeyleri aşan değişikler vardır. Bu, sözde "karşıt süreç teorisini" çok iyi açıklamaktadır.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Karşıt süreç teorisi 1974 yılında Solomon ve Corbit tarafından geliştirilmiştir. Bu yaklaşıma göre beynimiz duygusal denge arayışı içine giriyor.

Bunu yapmanın yolu ise duyguları tamamen nötrleştirmektir.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Yoğun bir duygu ortaya çıktığı aman ve istikrarı aldığında ise karşıt duyguyu yaratmak yanıtıdır. Bu "düzeltici duygusal uyaran" olarak da adlandırılır.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Bu teori bilimine göre ilk olarak yanıt uyaranı zayıftır. Ama azar azar güç kazanmaya başlar.

Bu ilkelerden, kısmen bağımlılık halinde olan ve duygusal bir kayıptan sonra ne olduğunu açıklamak mümkün olabilir.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

İlk duygu ortaya çıktığı zaman çok yoğundur. Karşısında muhalefet eden yoktur ve bu yüzden maksimum seviyeye ulaşabilir.

Buna örnek ise aşık olduğumuzda olan şeydir.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Ama en sonunda ters uyaran belirir ve başlangıçta algılayamadığımız halde, ilk duyguyu nötrleştirmek için yavaş yavaş güç kazanmaya başlar.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Sevdiğimiz birinin yokluğu, bir bağımlılıktan çekilme ile aslında benzer etkilere sahiptir.

Her iki durum karşısında da, bir ilk uyarıcı ve bir "düzeltici uyaran" mutlaka vardır.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Örnek vermek gerekirse şayet alkolü ele alabiliriz. Alkol içen biri, coşkulu tepkiler hisseder. Engelsizdir ve rahatsız olacak derecede "anestezi" halindedir. Ertesi gün ise tam tersi olur.

Kendini depresif ve güvensiz hisseder, daha fazla içerek ilk uyaranı tekrarlamak ister.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Sevgi ve şefkat söz konusu olduğu zamanda, ilk uyaran şey duygudur. Bağlanma vardır, diğer kişiye karşı duyulan ihtiyaç vardır. Onu gördüğünüz zaman yaşama sevinciniz artar.

Özellikle de çiftler için, ilk duygusal olan uyarıcı bir güçtür bu.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Aynı zamanda karşı uyaran da ortaya çıkar. Bundan dolayı da zamanla ilk önce yoğunluk, belirli bir "tarafsızlık" duygusuna yol açacaktır.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Ama tabi ki bir yokluk durumunda bunun bir bedeli olur ve bu ödenir. İlk uyaran gider ve sadece düzeltici uyaran kalır ve yoğunlaşır.

Bunun üzüntüsü, sinirlilik ve karışık duygular ile ortaya çıkar.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Tüm duygularımız organik olarak gerçekleşir.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Bu her duygu için, beyinde kimyasal değişiklikler içeren ilgili fizyolojik bir süreç olduğu anlamına gelmektedir.

Birisini sevdiğiniz zaman, sadece o kişiyi ruhumuz ile değil, periyodik tablonun öğeleri ile severiz.

Bu unsurlar da bedenlerimiz de kendilerini gösterirler.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Bu sebepten dolayı da sevilen birinin yokluğu sadece duygusal bir boşluk değildir.

Aşık olmanın bir sonucu olarak çok fazla oksitosin, dopamin ve serotonin mevcuttur.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Bu kimyasallar orada olmadığında, vücut dengesizlikten muzdariptir.

Yeni bir karşıt sürecin gerçekleşmesi zaman alır: vücudu dengeye geri döndürecek düzeltici uyaran.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!
Sevdiğimiz birinin yokluğunda hem aklımıza hem de bedenimize derinden yaralanmalar oluşur. Bu yaralanmalarda da dengeyi bulabilmek için uyum sürecinden geçmek gerekir.

Bu süreçte biraz zaman alacaktır.

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!

Bir çok kez bu sürecin gerçekleşmesine izin vermek durumunda kaldık. Dengemizin sağlanması için tasarlanmış şeklimize güvenmemiz gerekiyor.

Dostça ve sağlıcakla kalın...

Sibel Erdem - 04.05.2018

Beynimiz ve Sevgi Yoksunluğu!
Cevapla