Mikrofonumuzu fayın içine doğru uzattık, duyduklarımız bizde tam bir şok etkisi yaptı, çünkü fayın altından milyonlarca insanın çığlık sesi geliyordu.
Rusya kuzeyinde bulunan Kola Yarımadasında büyük ve geniş bir çukur olduğu tespit edilmişti, bu devasa çukurun oluşma sebebinin binlerce yıl önce düşen bir meteor olduğu düşünülüyordu ancak bu bir tahmindi ve gerçek sebebin öğrenilmesi için bir araştırma ekibinin oluşturulması ve bölgeye sevk edilmesi gerekiyordu.

Konuyu araştırmak üzere jeologlardan oluşan ve başlarında hükumetin en çok güvendiği bilim adamlarından olan Dr. Azzacov'un bulunduğu bir grup bilim adamı bir araya getirildi, amaç mümkün olduğunca derine inerek bu çukurun oluşma sebebini bilimsel olarak ortaya koymaktı.
Dünya medyasını günlerce meşgul edecek kan donduran olayın ilk adımı da böylelikle atılmış oldu.
Dr. Azzacov ekibiyle beraber çukurun yanında kamp kurararak sondaj çalışmalarına derhal başlamıştı, 1970 yılında başlayan sondaj çalışmaları 1989 yılına kadar zaman zaman ara vererek 19 yıl boyunca devam etti, proje başında planlanan derinlik 15.000 metre idi ve o tarihte ulaşılan derinlik ise 12.262 metre olarak ölçüldü.

Planlanan derinliğe ulaşılamamasının sebebi ise sondaj aletinin ucunun bu derinliğe gelindiğinde birden hızla dönmeye başlamasıydı, bu noktada kırılacak ve delinecek bir şey yoktu, yeraltı mağarasına rastladıklarını düşündüler...
Açılan delikten müthiş bir sıcak hava ve uğuldamalar gelmeye başlamıştı.

İlk olarak sıcaklık ölçülecekti. Ölçüm sonrası hepsi şaşkınlık içindeydiler çünkü aşağısı 1200 dereceydi! Bu bekledikleri ısının çok üzerinde bir değerdi, ekip içerisinde bu sıcaklıkta çalışmaya devam etmenin çılgınlık olduğu ve araştırmanın durdurulması gerektiğine dair sesler yükselmeye başlamıştı. Ancak bilimsel merak bu söylentilerden çok daha ağır basmıştı. Daha sonra yapılacak olan işlem alıcıların bu kuyuya sarkıtılmasıydı, yalnız sıcaklık bu noktada 1.200 dereceyi buluyordu ve bu tahmin edilen sıcaklığın çok üzerindeydi.
Dr. Azzacov bu noktada ısıya dayanıklı elektrik kablosunu devreye soktu, bu kablonun ucuna ise uzay araçlarında da kullanılan ısı kalkanlı hassas mikrofon yerleştirdi ve ardından kuyudan aşağı sarkıttı.

Kayıt yaklaşık olarak bir saat kadar sürmüştü, bir saat sonra Dr. Azzacov parazitlerin oluşması sonucunda mikrofona bağlı hoparlörü açtı. Amacı erimiş olan kayaların oluşturduğu basıncın sesini duymaktı ancak dinlemeye başladığında kendisi ve ekibinin duyduğu şey çok farklıydı...
Kulaklarımıza inanamadık. Duyduğumuz şey insan çığlığıydı. Acı içinde bağıran insan. Ancak tek bir kişinin çığlıkları değildi. Binlerce, belki de milyonlarca kişinin çığlığını duyuyorduk. Bu olaydan sonra ekipteki bilim insanlarının yarısı korktukları için araştırmayı bıraktı.
Cehennemden gelen ses tartışması pek çok soruyu da gündeme getirdi.

Gerek din adamları gerekse bilim adamları bu yaşananları açıklamaya çalışıyorlardı, tartışmalar uzun süreler devam etti. Bunun magmalardan gelen sesler olduğunu düşünen bilim adamlarından tutun da, cinlerin sesi olduğunu savunan din adamlarına kadar herkes bir açıklama yapmaya çalışıyordu...
Bir komünist olarak ne cennet ne de İncil`e inanırım. Ancak şimdi bir bilimadamı olarak cehennemin varlığına inanıyorum. Bizi şok eden sesleri gerçekten duyduk. Hepimiz ne duyduğumuzun farkındayız. Çığlıklar kesinlikle cehennemin kapıları ardından geliyordu`` Dr. Azzacov
Ve son olarak kaydedilen bu sesleri paylaşarak, yorumu sizlere bırakıyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar