Duygusallık ve Cinsellik Üzerine Bir Bakış!

Duygusallık ve Cinsellik Üzerine Bir Bakış!

İlk adım: duygusal insana yaklaşım

Öncelikle herkese en içten hislerimle selamlarımı sunuyorum. İlk durağımız duygusallık olsun istedim. Ergenlik çağında hatta ilkokul çağlarında başlayan hoşlanma bilinen duygusallığın ilk belirtileridir. İlk anlamlı öpücük, ilk beğenme ile temeli atılan duygusal yaşam, sonraki yıllarda içinden çıkılmaz karmaşık ruh hallerine bürünmemize sebep olacaktır.

Duygusallık ve Cinsellik Üzerine Bir Bakış!

Aslında neler beklediğimiz mi önemli olan yoksa bizi bekleyen mi?

Genç erkek ve genç kız artık aile sevgisinden farklı bir his, değişik bir sevginin tadına bakmayı istemeye başlayacaktır. Çevresinde gördüğü sevgili profilleri, filmlerde izlediği aşk onlara gerçekten bu duyguları yaşayacağına inandıracaktır. Görünüşte bu kadar güzel duyguları yaşamak isteği, ilk ilgi göstermeye başlayan kişiye duyulan özlemle pekişmeye başlıyor. Maddi olarak yeterli ama duygusal olarak umursamaz bomboş birini sevebilir miyiz? Veya sizi göklere çıkaracak kadar seven ama maddiyatı konusunda endişe duyduğunuz birisi ile ilişkinin sonunu getirmek ne kadar doğru olacaktır ? Bu soruların cevabı aile, birey ve mantık üçlüsü eşliğinde kimi zaman her şeyi yok sayarak, kimi zaman beklediği kişi o olsa da ağlayarak, kahrolarak vazgeçmektir.

Peki duygusal olarak beklentimizi karşılayacak mı sorusu?

İlişkiye başladığımız andan itibaren kadının ve erkeğin, sevmek ve sevilmek adına neler beklediği, ortak bir paydası olup olmadığı, yetiştikleri aile kültürleri arasındaki fark kendisini göstermeye başlar. Giyim tarzı, konuşmalardaki kabalık veya incelik ilk duygusal tepkileri görmeye yol açar. Ancak hoşlanmanın ötesinde sevgiyi hissetmek, hissettirebilmek bazı görmek istemediğimiz olguları görmezden gelmemize sebep olmaktadır. Beni çok sevsin istiyorum cümlesi, genelde en yakın arkadaşa söylenen ilk sözcüklerdir.

Duygusallık ve Cinsellik Üzerine Bir Bakış!

Cinsellik duygusallığa karışıyor

Her şeyi ile bir iyi bir kötü, bir dargın bir barışık giden bir ilişkide oyuna yeni aktör katılıyor. ARZULAMAK. İleriye doğru çok ilişkiyi hatta evlilikleri etkileyecek bazılarının çok mutlu olacağı, bazı ilişkilerin sonunu getirecek olan Cinsellik. Duygusal olarak hoşlanma ve sevgi duyma ile artık arzulamanın da başladığı yerdeyiz. Yalnız kalınan anlarda içsel dürtüler ile sevgili hakkında kurulan mastürbasyon hayalleri, onunla seviştiğini düşünmek bu düşsellikle ilk boşalma inanılmaz bir rahatlık verir. Sonrasında onu bir an önce görmek, en azından düşlediği sevişmenin bir kısmını yaşama isteği beynimize yerleşir. Erkekte kızı ilk defa öpmek, tenine dokunmak ve tam tersi kızın hissetmek istediği gibi beni öpsün, bana dokunsun ve beni okşasın arzuları her gördüğünde içini titretmeye başlar.

Duygusallık ve Cinsellik Üzerine Bir Bakış!

Önemli bir konuda; severek isteyerek arzulamak; ya da sadece fiziksel görünüşe bakarak arzulamaktır. Sadece çok güzel veya yakışıklı bulduğunuz için o an birlikte olma isteği. Bazen buna engel olunabilir aslında, ama düşlerdeki yerini korumaya devam eder "ah be şu kızla/erkekle bir gece beraber olsaydım" arzusu.

Artık içeriden gelen dürtüler her iki tarafı da beğenilme, arzulanma ve hoşlanmanın en zirvesinde ilk cinsel ilişkiyi yaşamaya, sevgilinin dudaklarının, teninin kokusunun tadını almaya götürecektir.

Son Kısım: Cinselliğe her şey dahil mi?

En tutkulu ilişkide ya da aşık olunarak yapılan evliliklerde dahi cinsellik çok önemli rol oynamaktadır. Çok sert kuralları olan kadın veya erkekler. Buna iki açıdan bakalım sizinle:

Birincisi oral sevmiyorum, bilindiklerin dışında bir şeyler yapmaya tamamen karşıyım, soyunmadan yapsak olmaz mı gibi tepkilere sahip kadın ve ben kadına oral yapamam, sadece sevişsek olmaz mı, birlikte orgazm oluyoruz ya neyine yetmiyor diyebilen erkekler.

İkincisi ise ; Sadist bir ruh yapısına sahip, kadının/erkeğin sadece acı çekmesinden zevk alan, şiddete eğilimli bir tarafı olan ve karşının bundan hoşlanıp hoşlanmayacağını umursamadan cinselliği böyle öğrenmiş ya da kabul etmiş kişilikler.

Çoğu durumda ise kişi ruhsal olarak eşine veya sevgilisine büyük bir sevgi/aşk duysa da, cinsel olarak tatmin olamadığından, istekleri yeteri kadar karşılanamadığından , yeniliklere kapalı olduğundan ilişki bir tarafa yalnızlık olarak bedel ödetir veya en uç durumda aldatma isteğini düşündürür.

Sonuç olarak asırlardır yapılan araştırma ve gözlemlerin sonucunda mükemmel bir uyum hayal edildiği gibi kolay elde edilecek bir sonuç değildir.

Bence konusuna başlık olan Cinsellik ve Duygusallık bağlamında düşünülen odur ki, insanlar bunların yalnızca birini başarılı bulacak, devamında ilişki kendi ömrünü yavaş yavaş tüketecek, ya sona erme yoluna ya da alışkanlık haline gelerek tüm heyecanını yitirecektir.

Sevgilerimle

Duygusallık ve Cinsellik Üzerine Bir Bakış!
Cevapla