Toplumun kanayan yarası olan bir mevzu hakkında konuşasım geldi. Benim süper ötesi aydın fikirlerimin sizi etkileyeceğine dair şüphe duymamdan ötürü paylaşma kararı aldım. Alkışlar benim için... 👏🏻👏🏻👏🏻 Gereksiz seremoniyi geçtikten sonra asıl mevzuya girme ihtiyacı hissediyorum.
Büyük yanılgı: Kadın verir, erkek alır.

Öncelik şu kaba tabiri ele alalım. Gerek sitede en olmadık sorularda, gerekse gerçek hayatta kulağımı tırmalayan bir ima. Seks yaptıktan sonra kadından eksilen, erkekte de artan bir şey varmış gibi saçma bir manaya geliyor.
Kadın cinsel organını inceleyecek olursak, ilişki öncesi ve sonrası durum şu şekildedir;

Zaten aynı olan bir şeye Before/After yapmak anlamsız olacağı için tek görselle yetinin. İlk ilişki de dahil olmak üzere gördüğünüz gibi herhangi bir organ yok olmuyor, küçük bir zerre bile kadın bedeninden eksilmiyor. İlk ilişkiyi ele alacak olursak ortadan kalkan tek şey kızlık zarıdır.
Kızlık zarı ise cinsel bir işlevden tamamen uzak, yalnızca bebekken kadının vajen dokusunu korumaya yarayan işlevsiz, vasıfsız, anlamı olmayan, bebeklik dışında da kullanımı ve varlığı önem arz etmeyen ufacık bir perde.
Şimdi erkek cinsel organını inceleyelim;

Gördüğünüz gibi ne penis uzuyor, ne de testislerde üretilen sperm çoğalıyor. Yani çoğalan bir şey mevcut değil. Şu algıdan vazgeçin. Seks kadının kendisinden bir şeyler feda ederek erkeğe bahşettiği bir armağan değildir. Seks iki tarafın da birbirini mutlu etme sanatıdır. Seksten sadece erkek zevk almaz. Kadın da haz duyar.
Bundan 50 sene öncesine kadar da bunun mücadelesini veren bir kadın doğum doktoru var, ismi Michalina Wislocka. Onun bu uğurda verdiği mücadeleyi konu alan bir film yapmışlar. İsmi The Art of Loving- Story of Michalina Wislocka. İzleyin mutlaka. Ufkunuz açılır. İçinde çok güzel sevişme sahneleri de var. Güzel sevişme deyince aklınıza p*rno falan gelmesin. O tür duygusuz ve uygunsuz bir şeyden bahsetmiyorum, her filmde az buçuk göreceğiniz sahneler bu filmde daha derin anlamlar içererek aktarılmış ve 1-2 sahneden fazlası var. Tutku dolu, sevgi dolu. Kadının kendi bedenini tanıması gerektiğini anlatan, seks yapmanın ayıp bir şey olmadığını ve kadının kendini cinsel bir obje olarak kullandırtmaması gerektiğini, sevişen şeylerin beden değil ruh olduğunu kabul ettirmek için mücadele eden kadının hayatını anlatıyor. Film tamamen gerçeklerden uyarlanmış. Filmde bahsi geçen kitap da 40 dili aşkın çeviri alıp birçok ülkede satılıyor. Yani mücadeleden kazançlı çıkılıyor.
Bir kadın biriyle sevişiyorsa kesin herkesle sevişir (!)

Beraber yapılan bir aktivitenin tüm yükünü zaten naif olan bir canlıya yüklerseniz, kaldıramaz; kırılır. Ulan, işe bak. Hem size hayatınızdaki en mutlu 30-45 dakikayı yaşatıyor, hem de suçlu olan kadın oluyor. Ne ironik ama! 👍
Eğer gay ya da biseksüel değilseniz, teorik olarak kadın dışında bir canlıyla sevişmekten başka bir ihtimaliniz söz konusu değil. Durum böyle olunca bir kadını cinselliğe iten kişi yani biz erkekler de fahiş olmuş oluyoruz. Bunu açıkça söylemem pek hoş olmadı sanırım, yanılıyor muyum? Üzgünüm ama dile getirilmese bile durum bu beyler. Fahişe ve daha kaba ifadelerle söylenen benzeri ifadeleri yapıştıracaksanız kusura bakın ya da bakmayın ama kendi çükünüze sahip olmanız gerekiyor. Eğer hem sevişirim hem de istediğim yaftayı yapıştırırım diyorsanız, bir fahişeyle birlikte olacak kadar karakter yoksunusunuz demektir. (Bu yolla para kazanan insanları aşağılamak için demiyorum bunu. Asıl kullanım amacı kadını aşağılamak olan bir kelimeden dem vuruyorum sadece, gereksiz duyar kasacakları bu Bence'den alalım lütfen. 👉🏻) Kabul etmeniz gereken bir diğer gerçek de bu, sevgili hemcinslerim.
Kendi kız kardeşiniz yapsa bacaklarını kıracağınız şeyleri başkalarının kız kardeşlerine yapma hakkını size kimse vermez. Yani eğer o zihniyetteyseniz ve belli bir yaşa gelse dahi ailenizi bu anlamda kısıtlıyorsanız bence beyin hücrelerinize format atma zamanınız gelmiş demektir.
Not: Mutaassıp yaşayıp, dini inançlarınızdan ötürü kendiniz de dahil evlilik öncesi bu duruma karşıysanız elbette saygı duyarım. Bahsettiğim kesim kendine her haltı mubah görüp kadın yaptığında onu aşağılayan tiplerdir.
Cinsellik de yemek ve içmek kadar insan bedeni için gerekli ve doğal bir olay. Sadece kapı arkalarında yaşanıyor ve eskiden yatak odasında bile fısır fısır konuşuluyordu diye gizlenmesi gereken ayıp ya da hata olan bir şey olarak görmeyin. Görüyorsanız da aynen, kimse sevişmiyor. Sizi de leylekler evinizin bacasından aşağı bıraktı zaten.
Gel gelelim en merak edilen sorulardan birine:
Cinsellik aşkı güçlendirir mi, yoksa masumluğu giderir mi?

Eskiler sevişmeye ne derlermiş, bilir misiniz? Aşk yapmak. 😊 Aşk ve cinsellik ayrı düşünülemez.
İnsan sevdiğine dokunmak ister, istemiyorsa sorun orada. Bu işi aşık olmadığın insanla yapınca midesiz sevdiğinle yapınca şerefs*z oluyorsun. Türk halkı biraz algılarını değiştirmeli. Doğanın kanunu bu, bu bizim fıtratımızda var. Kişi ilgi duyduğu insanı arzulamalı. Sadece erkek için konuşmuyorum, durum kadın için de böyle. Ben sevdiğim insanın tenini ezberlemek isterim. Evcilik oynamıyoruz.. Gezmeler, tozmalar, eğlenmeler her arkadaşla yapılır. Sevgiliyi özel kılan sana hissettirdikleridir. Biriyle bedenini paylaşınca birçok şeyi de paylaşabiliyor insan.
Cinsellik aşkı güçlendirir.
Masumiyeti giderir diyenler; aşkın masum değil, ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyorlar.
Çok da uzatmak istemiyorum. Özet olarak diyeceklerim bu kadar. Bir başka Bence'de görüşmek üzere.
Mutlu Kalın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar