Sitede ve daha çok toplum içinde evlilik öncesi yaşanan cinsel ilişki sürekli tartışma konusu olmuş, yaşayan kimseler hakkında da bir çok önyargı oluşmuştur. Oysa ki insanların yaşadıklarından sadece kendilerinin sorumlu olduğunu unutarak olmayacak ithamlarda bulunuyoruz. Sonrasında da genelde bizim ülkemizde her zaman olduğu gibi, bu insanları da "ötekileştiriyoruz".

Aslında üzerinde durmamız gereken asıl konu, cinselliğin ta kendisiyken, biz sadece bunu; hangi hatun yapmış, hangi erkek bugüne kadar kaç kişi ile yapmış bunları merak ederek ya da tartışarak vakit harcıyoruz. Kimin ne yaptığı, kiminle yaptığı gibi detaylara takılmadan "cinselliğin" ana başlık olduğu bir konu üzerine bilgilenmek en doğru yöntem olacaktır.

Cinsellik tek başına bir konu olarak ele alınmadığı her durumda, erkekler cinsellik istekleri sebebi ile "sapık", hanımlar cinsellik istekleri sebebiyle "yollu", yaşamak isteyen her iki cins de bu istekleri sebebi ile "gençlik nereye gidiyor?" yaftalarını üzerlerine çekeceklerdir.

İşin manevi boyutuna bakacak olduğumuzda, müslümanlık dini gereği getirilen bazı yasaklar var. Olayın bu kısmını bu yazımda tartışmaya açmak istemiyorum, çünkü anlatmak istediğim olay işin manevi boyutu ile alakalı değil.
Kızlarımızın büyük hayalleri ve bununla bağlı olarak umut dolu planları var. Asla inkar edilemez ve saygı da duyulacak kadar önemlidir. Ancak bu hayaller toplum baskısı, aile yaşantısı, kültürel yapı ve yine manevi yani din ile alakalı olarak oluşmuş bir durumdur. Yetiştirilirken bu durumlardan haberdar edilmemiş olan bir genç kız, bu hayaller ile kendisini evleneceği kişiye saklamak ya da ilk olacak kişinin evleneceği kişi olmasını istemez.

İşte en büyük sorun burada başlıyor. Ataerkil olduğumuzu iddia ettiğimiz toplumumuzda, kızlarımız cinsellikten uzak ama erkeklerimiz de sanki madalya takılıyormuşçasına cinsellikle evlenene kadar iç içe yaşamak durumunda kalıyor. Erkek, evlilik öncesi yaşamadığı halt kalmadığı halde, evleneceği kişinin cinsellik ile alakalı uzaktan ya da yakından işi olmamış biri olmasını kendisine "hak" görüyor.
Kızlarımız da ne yazık ki, "erkektir, yapar" klişesini daha baştan kabul ederek ses çıkaramıyor. Hal böyle olduğunda ortaya bir sürü tartışma çıkıyor. Sanki cinsellik ya da cinsel ilişki yaşama hakkı sadece erkeklerin hakkı, kadınların bu anlamdaki istekleri ise imkansızmış gibi düşünülüyor. Oysa ki cinsel istek, erkek ya da kadın ayırt etmeden her insanın hakkıdır. Erkek isteyip, kadın istemeden olmaz bu iş ya da tam tersi...

İşin bir de uygulama boyutu var ki orası da evlere şenlik. Tüm bu yukarıda bahsettiğim konular ile birlikte bilinçsiz bir cinselliğe giriş aşamasından sonra da kızlarımız cinsellikte gereken mutluluğu, hazzı, zevki alamadıkları için, cinselliğin "gereksiz ve acı dolu" olduğunu sanabiliyorlar. Hatta, orgazm yaşayamamış ama 3 çocuk olan evli kadınların varlığından da hepimiz haberdarız. Sebeplerini tek tek yazmaya çalışsak ne benim zamanım yeter ne de kelimeler...
Tek geçerli bir sebebi var; erkeklerin bugüne kadarki hegemonyası. Erkekler kadınlarına gereken hassasiyeti verseler, kadınların da bu işten keyif alacak birer bedenleri olduğunu düşünseler, amacın sadece git geller sonucu boşalmadan ibaret olmadığının farkına varsalar kadınlarımız da cinsellik konusunda küskün olmazlar.

Neyse, bu konuları buraya kadar izah etmem gerektiği için bu detaylardan bahsettim. Bunu ayrıca ileride işleyeceğim. Asıl söylemek istediğim konu evlilik öncesi cinsel yaşam... Yukarıda saydıklarımı bir araya getirdiğimiz zaman, evlenmeden önce cinsel yaşamı olmayan bir çiftin, evlendikten sonraki cinsel yaşamı tamamen bir sürpriz yumurta olacaktır. Her iki tarafında cinsel deneyiminin olmadığını varsayarsak, bilmedikleri bir dünyada sandıkları gibi yaşayacaklar.
Deneyim sahibi bir erkek ile deneyimsiz olan bir kız evlendiklerinde de erkek eşini yetersiz bulup, dışarı yönlenecektir. Aynı şekilde, deneyimli bir kadın ve deneyimsiz bir erkek mutlu bir cinsel yaşamdan uzak olacaktır. Tabi bu süre geçtikçe düzelebilecek bir durum olsa da tarafların hayal ettikleri gibi olmayacak bir cinsel yaşamları olacaktır. Dolayısı ile evlilik bir ömrü birlikte geçirmek için verilmiş bir söz ise, tarafların birbirlerinden haberdar olmaları gerekiyor. Yani aynı yatakta vakit geçirecek kişilerin yataktaki beraberlikleri evliliklerinin geneline yansıyacaktır.
Bu yüzden bunu önceden bilmelilerdir. Tarafların beklentileri yükseklerde olup, beklendiği gibi olmayan bir durum ile karşılaştıklarında monotonlaşan bir evlilik ve sonrasında da ayrılığa giden durumlar kaçınılmaz olur. "Birlikte öğreniriz" demek kadar masum bir çözüm olmamalı. İnsanlar yaşayarak öğrenmek zorunda değiller. Bu konuda bilgi sahibi insanlar ile utanmadan konuşmalılar, araştırmalarını, bilimin kanıtladığı gerçekleri bilmeli insanlar.

Yani demek istediğim, evlilik öncesi yaşanabilecek cinsel ilişki tarafların gelecekte ne ile karşılaşacaklarını bilmeleri adına karar vermelerinde etkili olacaktır. Kimse yaşadıkları ile alakalı olarak kimseye hesap vermek zorunda değildir. Cinsellik her insanın hakkı ve yaşayan insanın kendi özelidir.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar