Türkiye Neden Cinsel Açlığın Afrika'sıdır?

Geçen gün bir ''sosyal deney'' yapmak için bir arkadaşlık sitesine güzel kız resimleriyle üye olup profilimi talep edilen özelliklerle doldurdum (Uzun boy, din olarak Sünni İslam, yaş olarak genç bir yaş, yer olarak İstanbul vb.). Bu profili açalı 3 gün olmadı.


Bazı rakamlar:


23:56 itibariyle


Büyük çoğunluğu İstanbul ve Ankara'dan 443 kişi profilime bakmış.
264 kişi göz kırpmış. Sanırım tek bir kadın var aralarında.
Ben bunları yazarken 22 kişi profilime baktı, 6 göz kırpma, 26 mesaj geldi.


Toplam mesaj sayısı 271 şu an itibariyle, ama bütün rakamlar her saniye artıyor.


9 telefon numarası, sayısız Skype (veya ''skaypi'') adresi verildi.


(00:08 güncelleme: 13 mesaj, 26 göz kırpma, 50 profil görüntülemesi daha.)


(1 saat sonra: 52 mesaj, 75 göz kırpma, 99+ profil görüntülemesi.)


(2 saat sonra: mesajlar, göz kırpma ve profil görüntüleme +99)


Mesajların çoğu ''Selam tanışalımmı???'' tarzı mesajlar. 2 tanesi İngilizce, bunlardan biri muhtemelen fake bir zenciden. Bunun dışında yalvaran var, fahişe yerine koyup para teklif eden var (veya onların deyişiyle ''maddi destek'', gerçi 2 tanesi direk düşündükleri fiyatı söyledi...), internet sitesinde cidden ilişki arayıp ''benimle olacaksan şöyle böyle olacaksın'' diyen var, direk tek gecelik ilişki teklifi yapan var (para teklif edenlerden ayrı), genci var, profilimdeki kızın dedesi yaşında olanlar var, azınlık bireyler var, kısaca Türkiyeli erkeklerin her cinsi var. Ayrıca sitedeki erkek sayısı kadın sayısını 3'e, 4'e katlıyor.


Türkiye Neden Cinsel Açlığın Afrika'sıdır?


Durumun ne kadar vahim olduğu artık resmen anladım.


Türkiye'de biraz olsun tipi olan (hatta olmayan) kızların bir tarafları niye bu kadar kalkık?


Neden her Türkiyeli kadın hayatında en az bir kere tacize uğruyor?


Neden Türkiyeli erkekler ''abaza''?


Neden Türkiyeli kızlar ''kezban''?


Neden ortalama Türkiyeli insandan daha açık renkli turistler özellikle tecavüzcülerin hedefi oluyor?



Bu soruların cevabını artık biliyoruz.



Çünkü bu ülkenin insanı seks yapamıyor!



Hangi cinsiyetten olursanız olun, oturun bir düşünün. Biz cinsellikte sorunlu bir ülkeyiz. Bir erkek sünnet olduğu zaman ''erkek oluşunu'' annesine abiye giydirerek, sokaklarda parlak kıyafetler içinde gezdirerek, parti vererek kutluyoruz. Kimsenin evladımızın bir taraflarını görmesine de itiraz yok. Bizzat benim kuzenim sünnetinden sonra etrafta donsuz dolaşmıştı uzun bir süre, hala gayet net hatırlıyorum.


Bir de karşı cinse bakın. Ortalama bir kız ilk regl dönemine girdiğinde hiç kimsenin bunu sokaklarda bağırıp, kızı yatağa yatırıp prenses kıyafetleri içinde bir taraflarını sergilediğini göremezsiniz. ''Kadın oldun'' derler, ama bir de garip tokat atma adeti vardır, kılıfı ''yanakları al olsun.''. Erkeğe parti, kıza tokat. Kendimden örnek verirsem, ilk regl olduğumda annem önce tokatlamış, ben ne oluyor demeye kalmadan telefona koşup bütün kadın akrabaları arayıp sevinçli sevinçli anlatmıştı. Utançtan ölmüştüm.



İlk başta adet dönemlerim çok düzensizdi, sonradan düzene girdi. Bir kere dedem bizim evdeyken olmuştum. Pedleri öylesine atardım çöpe, annem iyice sarıp içine koymam içine uyarmıştı, dedem görüyordu çünkü. Aynı dedem kuzenimin evin içindeki donsuz gezmelerini de görmüştü, ona hiç bir tepkisi yoktu ama. O zaman anlamadım neden o gururla ''erkekliğin simgesi'' olan şeyi gösterirken benim sakladığımı.



Bir keresinde güney illerinden birine tatile gidecektik, sonradan bir kavga yüzünden dönmek zorunda kaldık gerçi. Tatil 1 haftaydı, tam yola çıkacağımız gün regl başladı. Ben de denize girmek istiyordum, annemlere baskı yaptım tampon alsınlar diye. Uzun süren bir tartışma ve kaldığımız pansiyonu da işleten, aile dostu doktora danışmadan sonra sonunda gönülsüzce kabul ettiler. Markete gidiyoruz, ama göreceksiniz hallerini. Sanki düşman yurda girmiş, İsrail Kabe'yi yıkıp dağıtmış, bütün akrabalar kaçırılmış, gelecek belirsiz, yemek bulamıyoruz, öyle suratlar. Omuzlar düşük, yavaş yavaş yürüyoruz. ''Ne bu hal?'' diye sordum. Sizce ne cevap aldım? Benim için endişelendikleri. Endişelenmelerinin nedenini sormadım, biliyordum zaten.



Kimse benimle evlenmeyeceği için.


Sosyal normlara uymayacağım için.



Olacak olan bu değil, benim bu tarz şeylere takık birisine asla bakmayacağımı biliyorlar. Ama kafalarının içine kakılmış olan bu, bütün Türkiye gibi. Onlara normal gelmiyor. Anneannem bir gün nişanlısıyla sevişip de sonra ayrılan bir kızdan (sanırım akraba veya arkadaştı) ''delindiğiyle kaldı'' diye bahsetmişti. İğrenmiştim. Yorum bile yapamıyorum, ve bunu tepki belirtmek amacıyla da söylemiyorum, cidden yapacak yorumum yok.


Annem bana açıkça söylemiştir o hymen orada olmazsa farklı biri, ''kadın'' olacağımı, bana farklı gözle bakacağını (Hani regl ile kadın olmuştuk?). Cinsel ilişki olmasına bile gerek yok, diklemesine kazık üstüne düşsem gene aynı. Hymen yoksa farklı birisin. Ben buna inanmıyorum ve 30 yaşında hala anlamıyorum nasıl bunu böyle görebildiğini. Anlamadığım bir şey daha; herkesin takıntılı olduğu tabulardan ben niye bu kadar az etkilendim? Etkilenmedim demiyorum, cinsel organların isimlerini, özellikle çocuklardan bahsettiğim bölümde yazmaya çekinirim. Yine de, ne kadar aydın görünseler de her Doğulu insanda vardır bu çekinceler, Doğulu derken Türkiye'nin Doğusu değil, Batılı olmayan Dünya. Böyle büyüyoruz.



Ortalama bir Türkiyeli kız, dişiliğinden utanarak ve bunu ailesinin de etkisiyle saklayarak hayatını geçiriyor. İşin boyutu yaşadığı bölgeye göre değişiyor, İstanbul'un iyi semtlerinde yaşayan kızın, özellikle de aydın bir ailesi varsa tabuları yıkma şansı var, fazla olmasa da. Doğu'ya gitmeye bile gerek yok, Orhan Pamukgillerin çıktığı mahalleleri terk edip İstanbul'un daha muhafazakar semtlerinden başlayarak Güneydoğu'ya kadar aşağı yukarı aynı temel, İç Anadolu ve Güneydoğu zihniyeti arasında fark varsa yerel törelerdir ancak. İksinin de kadına baktığı açı aynı, biri açıkça mal olarak görüp satarken diğeri işi oraya götürmüyor. Kıza aşılanan değerler yüzünden bekaret, hatta bekaret bile değil, hymen altın değerinde görülüyor, bizzat sahibinin kendisi tarafından. Hymen diktirme diye bir olay var, üzerinden kitap yazılır.


Bir Fransız erkeği demiş, ''Sizin bu Turkish girl'la her şeyi yapıyoruz, penetration'a gelince olmaz diyor, anlamadım ben bu işi.''.


Sizce neden olabilir?


Bazı kızların doğduğunda sahip bile olmadığı, bildiğim kadarıyla asıl amacı yeni doğan kız bebeğin vajinasını dışarıdan girecek mikroplardan korumak olan hymen o kız için ne anlama geliyor? Ailesi için?


Bu kadar delice önem verilmesinin sebebi aslında ne?


Eh, durum böyle olunca, Türkiyeli erkekler ne yapabilir?



Onların durumu da ayrı. En başta dediğim gibi, erkeklik yüceltiliyor, ataerkil bir toplumuz. (Aynı zamanda İslamik açıdan da) kadına değer verir gibi yapıyoruz, ama verdiğimiz değer kadına değil, kadının toplumdaki rolüne. Evde yemek yapan, çocuk doğuran, askerleri doğuran anne. Göz önünde değil, ama aslında her şeyin yolunda gitmesini sağlayan. Bazı erkeklerin evlendikleri kadınların çalışmasına, hele onlardan daha çok kazanmasına tepki vermesinin nedeni de bu, ''erkekliğe'' hakaret olarak görülmesi, erkekler üstündür demenin dolaylı bir yolu. Türkiye, Amerika değil, 2015 kadınların toplumsal rollerin dışına çıkma çabası yok. Erkeklere verilen, malum taraflarından kaynaklanan bu güç hissi bütün problemin kaynağına çok yakın. Kendilerinde tecavüz etme hakkı görmeleri aslında ilkel dürtülere değil, buna bağlı diye düşünüyorum. Her şey ilkel dürtülerle ilgili olsa kadınlar da aynısını yapardı, ama bu normal değil. ''Normal'' kelimesine dikkat edin. Norm-al. Norm kelimesinin tanımı:



Bir sosyal grubun kendisi için ilke edindi­ği ve grup üyelerinin eylemlerini yönlendi­ren davranış kuralları bütünü.



Bunlar birlikte büyüdüğünüz, dışına çıkınca bazen doğru hissettirmeyen şeyler. Türkiye'de büyüyen küçük bir kız çocuğun izlediği çizgi filmde bir lezbiyen çiftten bahsedildiğinde veya böyle bir çift gördüğünde ''İğrenç, ikisi de kız, gerçek hayatta böyle şeyler olmaz'' tepkisi vermesini düşünün.



Yani, Türk erkeği ve Türk kızı evlilik yükü altında ezilmeden seks yapamıyor. Ve şunu da ekleyeyim, aileler seksi şeytan gibi gördükleri için yabancı memleketlerde ''the talk'' olarak bilinen şeyi asla yapmıyor, yani çocuklara cinselliği açıklamıyor, bu konuda tek kelime duymalarını istemiyor. Sadece Türkiye'de olmayan bir sorun olarak, cinselliği çocuklardan öcü gibi saklamaya meyilliyiz. Cinsellik ve çocuk kelimesi birlikte düşününnce sizi rahatsız ediyordur eminim, beni de ediyor, ama norm ve doğru olan aynı değil. Doğruya yanlışa nasıl karar verirsin diyebilirsiniz, ben de sonuçları tartışarak derim. Cinselliği bilmeyen çocuklar doğum kontrolünü de bilmiyor, cinsel yolla bulaşan hastalıklara Türkiyeli insanın önerdiği çözüm ''seks yapmamak''. Burada konumuz seks yapmamak, problemi problemle çözemezsiniz. Bir noktada iş insanların tercihlerine geliyor. İdeal dünyada, fikrin ne olursa olsun başka bir kişiye zorla uygulatamazsın, ya sen ölürsün, ya o fikir. Ama bizim durumumuz tam tersi. Üstüne ayrı bir Bence yazabileceğim kürtajı düşünün. Bana göre, kısaca, kürtaj bir cinayet olsun veya olmasın sadece ve sadece kadın bedeninin içindeki, ona bağımlı bir hücre topluluğu üzerinde hak sahibidir. Doğum yapmak veya yapmamak onun tercihidir. Kürtajı doğum kontrol için kullanan kadına (ki davranışı sağlıklı değildir) saygı duymam, ama ona engel olmaya da hakkım yoktur. Babanın haklarını sorarsanız, eğer ben olsaydım fikrini alırdım, ama eğer çocuk istemiyorsam ve adam istiyorsa kürtaj dışında varılabilecek tek yol tam vekaletini babaya vermek olurdu. İki taraf da istemiyorsa iki yol görüyorum: kürtaj ve evlat edinme. Evlat edinmede çocuğu almak isteyen aileye direk vermenin taraftarıyım, SHÇEK yurtlarının halini biliyoruz. Kürtaj hakkında bir insanın fikri sadece kendisini ilgilendirir ve kadınlar bu konuda serbest olmalıdır. Kimsenin buna karışmaya hakkı yok, kimin kiminle yattığına, kimin kiminle evlendiğine karışma hakları olmadığı gibi.


Şunu söyleyeyim, %99 olmasa da (benim de kimliğimde ''İslam'' yazılı, Agnostik olmama rağmen) Türkiye'nin büyük bir kısmının Sünni olduğu doğrudur, ve demagoji yapmaktan bıkmayan İslamist bir hükümet tarafından yönetiliyoruz. Siyaste girmek istemiyorum, ama İslam dininin herkes tarafından kendilerine göre yorumlanan kurallarına bu dine inansın veya inanmasın kimse kusursuzca uymak zorunda değildir, zaten bu mümkün de değildir. Size göre yanlıştır, uyarırsınız belki, ama insanlar hayatlarını size göre yaşamayacak. Hükümet bunu yapıyor. Hepimizin onların İslam anlayışına göre yaşaması hoşlarına gidebilir, ama bu sadece onların doğrusu. Kağıt üstünde hala laik bir ülke olan Türkiye'de eşcinselliğin veya kürtajın İslam'daki yeri siyaseti, kanunları etkilememelidir, sahte gündem olarak kullanılmasında elle tutlacak bir yan yoktur zaten.


Kısaca anlatmaya çalıştığım şu, eğer Türkiye'de kız ve erkek çocuklarının yetiştirilme şekline, onlara yapmaları gerektiği söylenenlere bakarsanız, Türkiye'nin cinsel açlığın Afrika'sı olmasının nedenini görebilirsiniz. Daha eklemek istediklerim var, ama biraz yorgunum.


Anlamadığım bir şey daha: Dünyanın her yerinde, İngiltere'den Aborijin kabilelerine kadar ataerkil, kız çocuklarını öldüren, genel olarak erkeğe daha çok değer veren toplumlar büyük çoğunlukta. Bunun nedeni üzerine düşünmek gerekir.

Türkiye Neden Cinsel Açlığın Afrika'sıdır?
Cevapla