Dünyanın o lanet olası kanunları bunu gerektiriyordu. Ölüm gibi zorunluydu ayrılık. Bazen bir bavul temsil ediyordu bu gidişi bazen bir mezar taşı. İnsanlar hep sevdiğini kaybediyordu. İnat edip seni asla bırakmayacağım diyenlere bazen ölüm tükürdüğünü yalatıyordu. Biz insanlar hep böyle değil miyiz? Nerede bir imkansızlık hayallerimiz orada gidilmiyor mu? İnsan öğrenecekti dünyanın bile bir sonu varken sonsuz aşkın olamayacağını.
Bir aşk bulmuştum kalbimin ücra köşesinde.
Herkesin dediği gibi biz sonsuza kadar birbirimizi sevecektik. İlk defa biriyle çıkmanın saflığı iliklerime kadar inanmıştım benimle olduğuna ve benim kalacağına. Bir ay ... İki ay.. Derken üçüncü ay ayrılmak istedi her zaman ki gibi. Bu seferde diğerleri olduğu gibi sınırı geçince yazacak diye beklerken aradan bir hafta geçmişti. O dönmemişti. Aptal gibi mesaj atmasını bekleyen ben bir resimle şaşırtmıştı beni. Yanında ben değil başka biri.. Ne kadar üzüldüğümü günlerce ağladığımı tahmin etmek zor değildir. O gitmişti ama pişman olup geri döndüğünde onu beklemeyecegimi bilmeliydi. O gün anlamıştım ki herkesin bir hikayesi vardı. Herkesin bir gideni vardı kalbinden bir türlü ugurlayamadığı.
Gitmek kolaydı her zaman. Kalanlardı yanıp tutuşan. Hele ki o gidişin nedenini daha bilmiyorsanız..
Aşk zordu, ayrılık zorunlu.
Zaman her şeyin ilacı. Sonsuza kadar mutsuz kalacağımı düşünen ben yıllar sürse bile ilkimden olan bu ayrılık acısını hazmedebilmistim. Şimdiyi sorarsanız ona olan hislerimden hic bir şey kalmadı bende. Zaman takvim yapraklarıyla beraber onu da içimden söküp almıştı.
Eğer varsa bir gideniniz ağlayın hatta bağırın çağırın ama şunu unutmayın bir zaman sonra içinizde ona karşı nefret bile kalmayacak.
Yazın. Ne varsa içinizde kalmış ona değil kağıtlara yazın. Kufretmek bile serbest içinizi rahatlatin. Aman sakın yalvarmayın. Değmeyecek. O gitmeye karar vermişse hiç birşey onu durdurmaya yetmeyecek. Açın film izleyin, kitap okuyun, yeni arkadaşlar edinin. Ama onun açtığı yaraya başka bir insanı merhem etmeye kalkmayın.
Dilerim büyük bir aşka sahip olun ve birde hiç gitmeyene.
"Sen gittikten sonra saramadım yaramı. Ben senin gitmeyeceğine inandım yabancı."
Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. Ama ne yazık ki şuanki insanlar sevmek sevilmek taraftarı değil kırıp üzmek taraftarı ve ve üzenleri tercih ediyorlar. Bu insanın canını daha çok acıtıyor.
Çok haklısın. Kimsede anlayış yok. Herkes birbirini değiştirme çabası. Yok ben senin huyunu begenmedim niye böyle yapıyorsun vs sevmek onu herşeyiyle sevmektir iyisiyle kötüsüyle. İnsanlar bencil olduğu için mutsuzlar
Evet aynen anlayış yok. İnsan severse olduğu gibi kabul etmesi lazım olması gerektiği gibi değil. Ya önemli olan o huyu beğenip beğenmemek değil anlayışlı ve olumlu olmak.. Yıkmak yerine düzeltmek lazım. Ama birçok insan düzeltmeden daha çok yıkmak tarafında kimseyi düşünmezler..
Mesela erkeklerde birini seviyorsan kız kardeşin ve anneni düşeceksin ona göre hareket edecek kabul etmediğin birşeyi sevdiğin kişiyede yapmayacaksın. Ama ne yazık ki herşeyi yaparlar ama karşı taraf yapmasın derler..
Sevmek çok güzel birşey yeterki gerçek sevgiyle dokunmasını bil o zaman aşkın sevginin ne kadar harika olduğunu hisseder insan ama ne yazık ki etrafta öyle sahte sevgiler var ki. Doğru dürüst sevgi bulmak bile çok çok zor..
En İyi Cevaplar