Salyangoz Kabuğundaki İnsanlar

Aslında bence başlığım minik bir benzetmeyle yola çıkarak koyduğum bir şey... Konumuz ise aşk ilişkileri.


Aşk, her insanın ya da bir çoğumuzun bir şekilde tattığı güzel bir duygu. Mutluluk kelebeklerinin karnımızda yaşadığı günleri belki bir çoğunuz mum ile arıyor, belki kalan kısım ise henüz onunla tanışmadı.


Salyangoz Kabuğundaki İnsanlar


Aşkı anlatmak bana düşmez ama terk edilmeyi ve terk edildikten sonra ki psikolojiyi anlatarak sizi biraz aydınlatacağım.
O çok sevdiğiniz aşkınız hayatınızdan çekip gittikten sonra şehrin kanalizasyon hatlarında dolaşan yolunu kaybetmiş bir fare gibi olursunuz. Yanınızdan geçen su birikintisine kapılırsanız öleceğinizi, ama durumunuzun ölmekten farklı olmadığını da bilirsiniz.
Takvim yaprakları yerlerinden koparken yaptığınız tek şey biraz olsun yalnızlığa alışmal olur, gülümsemeyi hatırlamak değil. Hayatınızda birilerinin olması gerektiğini düşünür, bazen ihtiyaç duyarsınız.
Peki hayatınıza birileri girdiğinde? Gülümsemeniz eskisi gibi olacak mı? Yoksa yalandan bir tebessüm yüzünüz ile flört mü edecek? Elini tuttuğunuz kişi geri de bıraktığınız kişinin elindeki sıcaklığı hissettirebilecek? Çoğu zaman hissedemezsiniz, bu yüzden ilişkileriniz kısa süreli olur. Bilmeniz gereken şey ise artık salyangozdan farklı olmadığınız.


Artık sırtınızda tonlarca ağırlığa bedel duygu ve düşünce kabuğu barındırıyorsunuz. Geceleri uyumadan evvel "Bu kabuktan nasıl kurtulurum" sorusuna cevap arıyorsunuz... Hissizleşme belirtileri veriyorsunuz. Birinin bu kabuğunuzu kırmasını bekliyor ya da onu terk etme planları yapıyorsunuz.


Bana kalırsa kimsenin kabuğunuzu kırmasını beklemeyin ve onu terk edin. Birisi kabuğunuzu kırmaya tenezzül ettiği zaman o kişiye de alışacaksınız. Peki ya o kişi de giderse? Bedeniniz bir salyangoz kabuğu daha taşımayı kaldırır mı? Bence kaldırmaz...

Sevgilerimle Robeen.

Salyangoz Kabuğundaki İnsanlar
Cevapla