"Geçtiğimiz sokaklar hala aynı, sadece rengi solmuş duvarların ve biraz çatlamış kaldırımlar... Ben hala aynı hikayede aynı yerde takılmış gibi yürüyorum. İnsanlar hep aynı, yüzlerinden hep aynı ifade akıyor ve her biri adeta slikon bir kek kalıbından çıkmış gibi bakışlar atıyorlar etrafa. Herkes birini bekliyor, birine yürüyor, birinin ona yürüyüşünü izliyor. Evet evet, her şehirde bulunan o meşhur buluşma yerlerinden birindeyim. Seni bekliyorum, gelmeyeceğini bile bile..."
Bizim hikayelerimiz böyledir. Birilerine bir şeyler söylemek isteriz ama ya sesimiz kısık çıkar ya da kelimeler zaten boğazımızda ardarda dizilirler. Belki de bunlarla hiç ilgisi yoktur. Bazı şeyler sadece bir kişiye söylenmelidir ve o kişi de yoktur! Sadece gelecekmiş ve biz o sözcükleri ona söyleyebilecekmiş gibi bekleriz.
Gözlerimiz gördüğü yüzü, kulaklarımız duyduğu sesi, ellerimiz dokunduğu teni ne zaman anımsamayı bırakırlar bunu kestiremiyoruz. Bilimsel dayanaklar neler söylüyorlar peki? Kısaca şöyle söylüyorlar: Herhangi bir olay, nesne, durum, insanın ne kadar çok duyusuna hitap ederse o kadar kalıcı olur. Farkında olmadan öğretmenlerimizin yıllarca bize yaptırmaya çalıştığı şeyi yapıyoruz. Kalıcı öğreniyoruz. Ama nedense bunu işimize gelen ama sonrasında olacaklardan tamamen habersiz şekilde bir insan üzerinde kullanmayı tercih ediyoruz.
Hayatımıza bir çok insan girebilir; ancak yüzünü, sesini, dokunuşlarını, tenini, kokusunu, görünüşünü, hareketlerini ezbere bildiğimiz sayılı insan vardır. Belki de birçoğumuz hala o insanla karşılaşmamışızdır. Eğer o insana sahipsek gülümsememiz için bir neden var demektir. Onu önemsiyoruz. Ama eğer o insana sahip değilsek, hayatımız yanıp kavrulduğumuz bir çölden farksız değildir. İşte bu noktada alışmanın uzun süreceği tek şeyse varsanılardır.
Gittiklerinde en büyük acıyı yaşarız, geçer. Evet "Geçer!" diyorum. Nefes alıyoruz sonuçta değil mi? Burada bizi bekleyen en hain sınama yöntemiyse aslında olmadığını bildiğimiz ama olmasını umduğumuz için inandıklarımızdır. İşte tam bu noktada; o meşhur buluşma noktasında etrafa bakındığımızda onun giysisinin aynısını bir başkasında gördüğümüze, adımızla biri seslendiğine, uzaktan bakınca onun gibi yürüyen birini gördüğümüzde acı kendini hissettirmeye başlar. Gördüklerimizin birer göz yanılması olduğunu kabul etmememiz için elinden geleni yapar. "O" vardır sanki etrafta ve siz ona bir adımlık bir mesafede gibi hissederken altınızda o lanet olasıca yer bir türlü kaymadan durmaz ve siz her defasında rüyanızdan terler içinde uyanırsınız. Sakin olun. Var olmadığını bildiğiniz bir şeyin gerçekliğine inanabileceğiniz tek yer rüyanızdır. Ha bir de unutmadan:
"Kafamın en güzel olduğu zamanda, en güzel varsanımsın."
Wake Up!
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar