Aslında ayrı ayrı konular. Ama çekim yasasından biraz bahsedebilirim. Evrenin enerjisi öyledir ki ağzından ne çıkarsa gelir o seni bulur. Örneğin sürekli ben çok şanssızım diyen bir insan evrene bunu ben şanssız olmak istiyorum ve şanssızlığı kabullendim diye yansıtır. Evren sana ağzından ne çıkarsa ya da neye inanırsan onu verir. Boomerang gibi düşün, sürekli olumsuz şeyler söylüyorsun ve olumsuz şeyler sana geri dönüyor. Pozitif olduğunda ise hayatında olumlu olaylar yaşıyorsun. Çekim yasası denen şey gerçekten var.
İnanç mevzu bahis değil bu konuda. Dilediğimizi Allahtan ya da inancımız neyse neye inanıyorsak ondan istemeliyiz o ayrı. Ama bilinçaltını sürekli olumsuz ve negatiflikle dolduran ya da böyle bir ortamda sürekli bulunan, negatif insanlarla haşır neşir olan birinin negatif olması kaçınılmaz. Bilinçaltı öyle birşeydir ki sen olumsuzu çağırdıkça sana sürekli olumsuz şeyler verir. Evren de bununla bağlantılı zaten. Ağızdan çıkan her söz aslında hayatımıza çağırdığımız şeylerdir. Ben çok zengin olmak istiyorum diyip evrenin bana bunu vermesini bedavadan bekleyemem. Çaba göstermem gerekir. Ama evrenin bunu bana kolaylaştırması için olumlu ve pozitif enerji yollayıp bunun için de çabalamam gerekir. Bundan bahsediyorum.
Spiritüellik aslında karmaşık bir sistem değil, insanın iç dünyasını ve niyetini fark etme hâli. Çekim yasası denilen şey de temelde şuna dayanır: Zihnini ve odağını neye verirsen davranışların o yönde şekillenir, bu da hayatındaki sonuçları etkiler. Ritüeller ise büyüden çok semboldür; niyetini somutlaştırmana ve zihnini bir hedefe kilitlemene yardım eden küçük psikolojik köprüler gibi düşünebilirsin.