İnsan ruha mı aşık olur yoksa bedene mi?

Modern insan, ruhunu tanımadığı için aşkın sadece bedenin arzularından ibaret olduğuna inandı ve aslında yücelerin yücesine ulaşabilme kapasitesiyle yaratılmış olan ruhunu bu sefil arzularla aşağıların en aşağısına mahkum etti..
İnsan ruha mı aşık olur yoksa bedene mi?
“.. Ve bu kadını o mahvedecekti. Kendine o kadar yalnız, o kadar fedakarlıkla ruhunu teslim ettiğine inandığı, ruhunun iyiliğine tutkun olduğu bu muhterem kadını o kirletecek ve adını kötüye çıkaracak, mahv ve helak edecekti değil mi? Ama niçin? Sonunda yokluk acısı ve pişmanlığa, alçaklık ve aşağılanmaya düşmek için, bütün bu aşkını, bir yüce güzellik ve eşsiz kılan mümtazlığını bitirip sevdiğini aşağılamak için feda edecekti öyle mi?

O zaman aklına çok düşkün olduğu bir fikir geldi; birçoklarını vücutları için sevdikten ve bunun için de istisnasız hepsinden başka bir yara aldıktan sonra şimdi birini de, şüphesiz en layık olanını da sadece ruh ve şiiri için sevmek, bir zaman o kadar hayran olduğu yüceliğine hürmet etmek arzusu oluştu. Ve birden nefsini buna yeter görerek şaştı. Onun ruhuna bu kadar rakipsiz ve tek başına sahip olduktan sonra ötesi miskin, özellikle hain ve çirkin geliyordu.. Bu kendine sevdiği kadın kadar yüce, ona layık bir seçkin aşk, bir ayrı saygı, onun ruh ve güzelliğine layık bir mükafat gibi görünüyordu…

Bu birçok duygulardan oluşmuş bir arzu idi ki, hepsine birden itaat arzusuyla kuvvet buluyordu; sadece aşk ve merhametten ibaret değildi.. Teşekkür, aşk, şiir, hürmet, pişmanlık, gurur, her şey ve en sonra namus…

“Kardeşim yahut benim ninem (annem) olunuz..” diye inledi..

O dakika Suad’ın gözlerinin ateş ve şükranla kendisine baktığını gördü, sonra bu gözlerin parlaklığı süzülüp birer damla oldular; onun en gizli, en kutsal arzusu bu idi ve bunun böyle kendine teklif edilişi onu son derece memnun ve minnettar ediyordu.. Kalbinin çırpınarak ona koştuğunu hissetti ve gözlerinden bu iki yegane damla ağır ağır düşerken ikisine de aşklarının en mesut ve en can alıcı dakikasını yaşıyoruz gibi geldi..” (sf. 243-245)
#Eylül
İnsan ruha mı aşık olur yoksa bedene mi?
Cevapla