Sevdiğin kişinin güvenini kazanmak için ne kadar küçülmeli, hakaretler karşısında ne zaman gitmeli?

Bir hatanın kefareti ne zaman biter? Kırılan bir güveni onarmak için verilen 9 aylık çaba, karşı tarafın vicdanına neden hiç değmez?
"Onurunla çık hayatımdan" cümlesine karşılık, sırf her şey düzelsin diye "Onurumu 14 Şubat’ta bıraktım" dedirtecek kadar çaresiz kalmak nasıl bir histir? "Geleceği inşa edebilirim" dediğinde; "Senin konuşmadığın, buluşmadığın kız mı kaldı" cevabıyla karşılaşmak insanı tüketmez mi? İnsan bir kez yanlış yaptı diye ömür boyu "kız meraklısı" ve "iğrenç" damgasıyla yaşamayı hak eder mi?
"Konya’ya birini çağırayım da gör nasıl canın yanıyor" diyerek nispet yapmak hangi sevgiye sığar? Ve en sonunda, bütün emeğin karşılığı "Sana yazıklar olsun, senin sevgin batsın" hakareti midir?
Sadece "Konuşmak istemiyorum" demek yerine hakaretlerle can yakmayı seçen birine verilecek en doğru cevap nedir? Hatalarından utanmadan ama bu aşağılanmaya da daha fazla boyun eğmeyerek o kapıyı sessizce kapatıp gitmek, insanın kendine olan son borcu değil midir?
Sevdiğin kişinin güvenini kazanmak için ne kadar küçülmeli, hakaretler karşısında ne zaman gitmeli?
Cevapla