Aşk tek taraflı olabilir; hatta insan bazen karşılığını hiç alamadan birini yıllarca sevebilir. “Sen Anlat Karadeniz” gibi hikâyelerde de insanı etkileyen şey biraz bu zaten: Bir tarafın duygusu çok büyükken diğer taraf aynı yerde olmayabiliyor. Vedat’ın gerçekten sevip sevmediğini ise davranışlarına bakmadan kesin söylemek zor. Çünkü kıskançlık, sahiplenme veya birini kaybetmek istememek her zaman sevgi anlamına gelmiyor. Gerçek sevginin içinde karşı tarafın iyiliğini düşünmek, saygı göstermek ve zarar vermemek de var. Bazen insan “çok seviyorum” sanıyor ama aslında kendi istediği şekilde karşısındaki kişiye sahip olmak istiyor. Bu ikisi arasında ciddi fark var. O yüzden aşkın büyüklüğüne değil, nasıl yaşandığına bakmak lazım. Bir insan seni sevdiğini söylüyor ama sürekli incitiyor, baskı kuruyor veya seni mutsuz ediyorsa, o duygunun adı sevgi olsa bile sağlıklı bir sevgi değildir.
Vedat’ınki kesinlikle aşk değil, tamamen hastalıklı bir takıntı ve güç arzasıydı aşkom 💔 Gerçek aşk özgür bırakır, büyütür ve karşısındakinin mutluluğunu ister. Zarar veren, zorbalık eden bir duyguya asla aşk diyemeyiz 💅
Aşk tek taraflı hissedilebilir ama toksik bir boyuta ulaştığında adı saplantı olur. Kendini hiçe sayıp başkasını bu kadar takıntı yapmak ruhumuza çok büyük zarar veriyor 🥺
Peki sen hiç böyle takıntılı bir duyguyla karşılaştın mı aşkom? ✨