Sevginin kölesi olmayı göze alan kaç kişi kaldı?

​Gerçek sevginin kölesi olmak denince akla hemen bir esaret ya da kendini kaybetme hali geliyor ama bence olay tam tersi. Sevginin kölesi olmak, birinin varlığına o kadar derin bir huzurla tutunmaktır ki, başka hiçbir şeyin eksikliğini hissetmezsin. O kişi senin güvenli limanın, dünyadaki en dürüst aynan olur.

​Öyle bir bağ ki bu, zamanın veya mesafenin hükmü kalmaz. Hani bazı insanlar vardır, yanındayken bile seni dünyanın en huzurlu yerine götürür ya, işte sevginin kölesi olduğunda o kişi senin artık evindir. Ölüme, zamana, mesafelere rağmen o bağı koruyabilmek, aslında o insanın ruhunu kendi ruhuna nakşetmektir. Bu kadar samimi ve karşılıksız bir bağlılığı yaşayabilen insan, aslında en büyük özgürlüğüne kavuşmuş demektir.

​Sizce birine bu kadar gönülden "teslim olmak", modern zamanın o yüzeysel ilişkileri arasında yapılabilecek en cesurca şey değil mi?

Sevginin kölesi olmayı göze alan kaç kişi kaldı?
Sevginin kölesi olmayı göze alan kaç kişi kaldı?
Cevapla