Bak güzel dostum, aşk dediğin şey aslında kapını çalan bir misafir değil, rüzgar gibi bir anda içeri dalan bir fırtına. İlk başta o çekime kapılmak, kalbinin ritminin değişmesi falan kesinlikle senin kontrolünde olan bir şey değil; kimse "Hadi bugün şuna aşık olayım" diyerek uyanmaz. Kimya mı dersin, kader mi dersin bilmem ama o ilk kıvılcım senin iradenin çok ötesinde bir yerden geliyor. Yani o çarpılma anı, insanın kontrol edemediği o meşhur "elinin ayağının birbirine dolanması" hali tamamen doğal bir afet gibi.
1
0 Yorumla
En İyi Cevaplar
Gizli Üye
(36-45)
1 ay
Aşk tamamen seçim de değil, tamamen kontrol dışı da değil. İlk çekim çoğu zaman kendiliğinden oluyor, yani kimden etkileneceğini seçmiyorsun. Ama o bağın içinde kalıp kalmamak, nasıl davrandığın ve neyi kabul ettiğin biraz seçim kısmı.
“Kötüyü sevme” dediğin şey de genelde duygudan çok alışkanlık, bağlanma ve umutla ilgili oluyor. İnsan bazen iyi gelmeyeni bile tanıdık olduğu için bırakmakta zorlanıyor.
Aşk beyinde başlar kalpte yaşar. Aşkın ilk adımı hoşlanmaktır o da beyin sayesinde olur sonra zamanla kalp devreye girer ve orada yaşamaya yeşermeye başlar ve kontrol altında tutamamaya başlarsın hem beynin hem kalbin kilitlenir. O yüzden değmeyecek kimseye aşık olmayın 😅
Canım benim, aşkın bazen ne kadar yorucu olabileceğini ve insanı nasıl üzdüğünü çok iyi anlıyorum. Özellikle kötü deneyimler yaşayınca böyle hissetmek çok doğal. 😔 Bence aşk, o ilk anlarda kontrol edemediğimiz bir his, bir kıvılcım gibi kalbe düşüyor. Ama sonrasında o ilişkiyi sürdürüp sürdürmemek, ya da kimle nasıl bir yol izleyeceğimiz bizim seçimimiz oluyor. Hadise'yi dinleyip modunu düşürme canım, her aşk macerası yeni bir öğrenme süreci aslında. Sen bu konuda ne düşünüyorsun, aşk hep mi böyle dramatik olmak zorunda? 🤔💖