Yıllar önce terk ettim, imkansız ama unutamıyorum?

Bu kendime bile itiraf etmekte zorlandığım yaşanmış gerçek bir hikayedir. Üniversite zamanında, okumak için farklı bir şehire gittim. beş yıllık yüksek öğretim hayatımın birinci yılında hazırlık sınıfında birisiyle tanıştım. Kendisine tanımadığı bir numaradan mesajlar atıyor, takma bir isimle şakalaşıyordum. Zaman içerisinde bu şakalaşma sevgililiğe dönüştü. Murat ilgi çekici zeki ve espirili birisiydi. Gençtik, her ilişki gibi iyi kötü günlerimiz oldu. Ama şimdi dönüp geri baktığımda, çok da büyük bir problem yoktu. Murat çok başarılı bir öğrenci gibi görünmüyordu, yaz okuluna kalırdı, ama bir yandan da para kazanıyordu okurken. Maddi ve manevi olarak hep yanımda durdu. Hatta ailemin yapmadığını bile yaptı diyebilirim. Bu arada beni ailesiyle tanıştırdı ve evlilik planları yapıyordu. Gün geldi mezun olundu, herkes kendi şehrine döndü. Benim talep gören bir mesleğim olduğundan KPSS ile hemen atanıp memur oldum. Murat ise niş bir bölümden mezundu, ve önünde askerlik vardı. Evlilik olayının uzayacağını düşündüm. Mesleği de pek umut vaad etmiyordu. Bir soğukluk oluştu bende, aile baskısı vesaireyi bahsetmiyorum bile… , Murat’la artık uzaklık ve telefon görüşmelerimizde kavga ediyorduk genellikle. Murat askere gitti, kaderin cilvesidir ki askerliğinin ilk dönemi benim şehrime hatta ilçeme çıktı. Ben görüşmek yanlısı olmadım, Fakat beni defalarca aradığı için 1 ya da 2 kere İstemeden de olsa izin gününde görüştüm. O her seferinde neden bu duruma geldigimizi neden sabretmediğimi soruyordu. Askerliği bittiğinde her şeyi yola koyacağını söylüyordu, çoğu zaman benim soğukluğum karşısında gözleri dolarak. Acemiliği bitirip çok daha uzak bir şehirde asıl askerlik yapacağı birliğe teslim oldu. Daha fazla soğumuştum, etrafımda benimle ilgilenen daha iyi kısmetlerim vardı, gönlüm bir tanesine kaymıştı bile, yeni bir Zaten Murat askerde olduğu için haftada bir kere anca arayabiliyordu. Çoğunda sesi boğuk, sinirli ve gözyaşları içinde hep ‘neden’ diyordu. Bir görüşmemizde kendisini hayatın tozpembe olmadığını, doktor vb. taliplerimin olduğunu, evlilik yapabilecek bir mesleğe sahip olmadığını söyledim. Bu arada hoşlandığım kişinin, beni aldattığını bir süre sonra fark ettim. Bir sonraki görüşmede ise Murat’a ağlayarak bir başkasına aşık olduğumu ve aldatıldığımı söyledim, ve artık görücü usulüyle birisiyle nişanlandığımı ve evleneceğimi… Çok sinirlendi, bağırdı çağırdı, lanetler okudu, sanırım etrafındakiler sakinleştirdi. Son bir cümle söyledi, nişanlı birisini artık rahatsız etmem dedi. Bir daha o hiç aramadı, haber almadım. Kötü bir evlilik yaptım, eziyetli bir hamilelik, bir kaç yıl sonra da boşandım. 3 yıl kadar sonra ona bir mektup yolladım sosyal medyadan, gerçek aşkı onunla yaşadığımı ve pişmanlığımı içtenlikle anlatan… daha sonra da aradım, telefonu açtı ben olduğumu anlayınca, çok dinlemeden onca yaşadıklarından sonra her şeyin geçmişte kaldığını, hayatın tozpembe olmadığını söyleyerek kapattı. Ben mesaj attım, evlilik arefesinde olduğunu, eşine saygısından bir daha yanıt vermeyeceğini, ailem ve çocuğumla mutlu olmamı diledi… Senelerdir dönem dönem uzaktan takip etmeye çalışıyorum internet üzerinden pek bir izi yok. Yaptıklarımdan utanıyorum, pişmanım. Ve en acısı maalesef aşığım… O şimdi evli, mutlu, görünüşe göre çok da iyi bir işe sahip. Hiçbir şeyi geri döndüremem, olmayacağını bilerek hayatımı bekleyerek geçireceğim. Siz siz olun, iyi insanları kırmayın… Unutamıyorum, gezdiğimiz yerler, izlediğimiz maçlar… zamanında görmediğim onuru ve iyiliği her gün gözümün önünde… Nasıl unutabilirim?

Yıllar önce terk ettim, imkansız ama unutamıyorum?
Cevapla