Bu dünyada hayal hırsızları vardır. Hayal hırsızları kişilerin ve milletlerin hayallerini çalarlar. Hayallerini çaldıranlar başarıya ulaşamazlar. Gene müsade ederseniz bir tane küçük anekdot anlatmak isterim. Bir gün bir öğretmen çocukları toplar der ki " bir kompozisyon yazın, bu kompozisyonun içeriği (ne) hayalinizi anlatın" bir tane de seyisin oğlu vardır. Seyis kimdir? at bakıcısıya aşağılarlar, gariptir hani çiftlik sahibi değildir. Seyisin oğlu alır eline yazar, hayalini yazarken şunları yazar. Çok önemlidir benim için. der ki ; " ben bin dönümlük bir arazinin üzerinde, bin metre kareden büyük bir evde , binlerce at besleyecem.." öğretmenine getirir. Öğretmeni der ki ; " Hayallerin yaşantına orantılı olsun, hayallerine dikkat et" der çocuğa verir "1 hafta sonra getir yoksa seni sınıfta bırakıcam."der. Çocuk düşünür düşünür 1 hafta sonra geri getirir hiç değiştirmeden bir de kroki çizip çiftliğin krokisini çizip ekler verir ve öğretmeni ona zayıf verir. Aradan seneler geçer, öğretmenin emekliliği gelmiştir, çocukları toplar nereye gider? bir çiftlik ziyaretine. Burda o öğrencisiyle karşılaşır. bu çiftliğin özelliği de şudur ; binlerce dönüm arazi üzerinde bin metrekareden büyük bir ev ve binlerce at.. Öğretmeni ile birkaç kelimelik aralarında diyalog geçer. Öğretmeni der ki ; "Ben senin yaşındaki (eskiden) çocukken birçok insanın hayalini çaldım, sen sınıfta kaldın ama hayallerini çaldırmadın." Bence bunu hayal olarak bile kabul edersek asla ve asla hayallerimizi çaldırmamamız gerekli olduğuna inanıyorum.
15-16'larımda arkadaşımın evinin duvarına grafiti yapmıştım ama ne yaptığımı hatırlamıyorum, takıldığımız grubun içindeki kişilerin tek tek lakapları kodluydu küçük küçük ortada büyük bir şey yazıyordu onu hatırlamıyorum :D
Ve , kitabın sonu şöyle bitiyordu... O ilk gördüğü, tanıdığı , güvendiği, sevdiği insan değildi artık!!! Seven yanılmış , sevilen yabancılaşmıştı. Bu söz hoşuma gidiyor , bunu yazardım sanırım.