Bir Sevgililer Günü'nü daha kazasız belasız, yer yer yalnızlığımızla gurur duyarak, zaman zaman kıskançlıkla atlatmayı başardık yalnız kovboylarım, tek silahşörlerim! Kendimizle gurur duysam da bitmek bilmeyen bu günü nasıl geçirdiğimize hep birlikte bakalım!
Tür: Korku/ Gerilim
Kahramanımız için aslında sıradan bir gündü

Aslında her yerde bas bas "Sevgililer Günü" diye bağırmasalar ruhumuz duymayacak. Kahramanımız da sabah mahmurluğuyla takvime bakmamış, çok güzel bir güne uyanmanın verdiği huzurla yatağından kalkmıştı. Perdesini açıp gülümseyen güneşi evine buyur ettikten sonra her zamanki gibi kahvaltısını etmek için anneciğinin yanına, mutfağa geçmişti. Midesine güzel bir ziyafet çektirip dışarı çıkmak için hazırlandı. Bu güzel günü evde geçirmemeliydi.
Etrafta bir gariplik vardı. Ama ne?

Dışarı çıkan saftirik kahramanımızın jetonu henüz düşmemişti. Sanki ülkede "sap" kalmamış gibi bir algı oluşmaya başladı önce zihninde. Herkes çift halinde geziyordu. Bu tuhaftı. Yalnızlık içine hafiften dert olsa da başı dik, göğsü kabarık, gururla yürüdü sevgililerin arasında.
En iyisi bir cafenin ıssız köşesine oturup kitabına gömülmekti

Dışarda bunca kalabalığın arasında dolanmak işkenceye dönüşmek üzereyken daldı bir pastaneye. Her taraf mıç mıç sevgililer kaynıyordu ama olsundu. Bu gününü huzursuz geçirmeyecek, çikolatanın verdiği mutluluğa kendini kaptıracaktı. Aslında her şey yolundaydı... Ta kii önüne gelen her şeyin kalpli ve temalı olduğunu anlayana kadar!
Ve jeton düşmüştü

Sonunda telefonunun takvimine bakmayı akıl etti saf kahramanımız. Bir aydınlanma yaşadı o an. Attığı çığlıkla tüm gözler ona çevrilmişti. Bir anda günü kabusa döndü. Bu kabustan uyanmalı, oradan uzaklaşmalıydı.
Ah, o kadar kolay olsaydı...

Koşarak çıktığı pastaneden sonra sanki gözleri açılmıştı. Çiçekçi bir ablanın ısrarlı saldırılarını savuşturmak için tüm gücünü kullandı. Bir sağdan, bir soldan yumruk atar gibi geliyordu çiçekçi abla. Ama kahramanımız, usta manevralarla her ısrardan kurtuluyordu. Tam "kurtuldum" derken köşede birbirlerine hediye veren manitaları gördü. Aşırı derecede gıcık olmuştu kahramanımız bu kabustan uyanamadığı için. Koşarak yere devirdi sevgilileri. Oradan kaçmak için en yakın alışveriş merkezine sığınmaya karar verdi.
Kırmızı sadece boğaları kızdırmaz mıydı?

Daha adımını içeriye atar atmaz büyük bir hata yaptığını anlamıştı ama çok geçti. Sanki gezegende ne kadar kırmızı varsa burada balona, çiçeğe dönüştürülmüş, süs eşyası yapılmıştı. Bu kadar sevgi gösterisinin amacı neydi? Zaten bu sevgililer 2 gün sonra ayrılmayacak mıydı? Hani, hani aşkın ömrü 3 günlüktü?
Kafamda deli sorular

Bu kâbus günden kurtulmanın tek yolu hızla eve gitmekti. Gözlerini kapatıp daldı sokağa kırmızı görmüş kızgın boğa gibi. Önüne gelen kimseye acımıyor, savaşta her yolun mübah olduğunu biliyordu. Koştu hızla ufukta görünen huzurlu evine. Kabusun bitmesine az kalmıştı. Ya hepti, ya hiç...
Başarmalıydı!
Yalnızlık iyiydi ama yalnızken..

Evet, yalnızken yalnızlığıyla mutluydu kahramanımız. Evine varmış, perdeleri kapatıp yatağına saklanmıştı. Bu kâbus bitmeden çıkmayacaktı dışarı. 15 Şubat saat 00.00'ı gösterdiğinde KizlarSoruyor'a girdi kahramanımız. Orada kendi gibi yalnızların olacağını biliyordu. Onu anlayacak insanların arasında olduğu için de sonunda mutluydu. Gelecek seneye kadar rahat olacağı için huzurlu bir uyku çekti. Ama öncesinde, gelecek sene de aynı kâbusu yaşamamak için takvimine şimdiden not almayı akıl etmişti. Şimdi rahat bir nefes alma zamanıydı...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar