Göz bebeklerinden, kalp odacıklarına kadar beyninin içerisinde gezinen bir adamın resmini tarıyordu kadın. Kendisini mahşer kalabalığının ortasında buluyordu, sonra..! Sonra, çekildiği yalnızlıklarının odağında bir 'adam' vardı. Hayır! Aşina değildi adama-kadın, kadın ise adama pek bir yabancıydı. Her insanın resmettiği, ruhuyla hissettiği, bir yerlerde var olduğunu bilmeyi istediği, umutlarını 'O'nunla yeşerttiği, ansızın gelmesini yıldızlarla dilek tadında pekiştirdiği, bütün geleceğini 'O'na adlettiği, hayalini çizmeyi istediği vardı biri/leri.. İşte kadında böyle bir 'adam'a kanıyordu...
Paslanıyordu kadın
Vaktinin en gözde parçalarını birleştirdi. Zamana eliyle dokundu kadın... Geçmişin aleminde, bilinmezlikler nezdinde bir başka vaktin muhasebesiydi bu yaptığı, simsiyah gökyüzünün arasından süzülen ak ama darmadağın bulutlara takılı kaldı.. (Saçlarına!) Sandıklara sakladığı, itina ile cilalayıp pakladığı bir 'O'su kalmıştı, kendisine ayırdığı, tek aradığı, kimselerde bulamadığı, edep ederek hiçbir gözde arayamadığı, yıllar yılı apansız çıkıp gelmesine hasret kaldığı bir aşkı yaşamayı dilerken 'Paslanıyordu Kadın!'
Ağlıyordu kadın
Umutlarını, aklını, yüreğindeki ağırlığını/ağrısını koydu avuçlarının içine... Onları izledi uzun bir süre kilitlendiği yerde, hepsinin birbirinden bağımsız verdiği savaşı seyretti kırpmadan gözlerini her bir hamlede korkuyor, gizleniyor, kaçırıyordu göz bebeklerini... Savaşında kullandığı bütün zırhlı silahlar bir bir yangın yerine çevirmişti avuç içlerini... Bedenindeki sıcaklığı, avuçlarında bir buz kütlesi var edasıyla izledi şimdi de, bütün rolleri değiştirdi...
Oyunu bozdu kadın! kırptı gözlerini, o an avuçlarındaki buz kütlerinin damla damla eridiğini hissetti.. Avucundaki soğukluğun yerini yine ateş çemberine çevirirken 'Ağlıyordu Kadın...' 'O'nunla verdiği savaştaki safı bir kez daha mağlubiyetten/mağduriyetten öteye geçememişti.
Aşık olmuştu kadın
Yalnızlıklarına yalnızlık istiflediği, gecenin kör karanlık, şafağın söktüğü zaman dilimlerinde yastığının altına gizlediği 'O' resim canlandı yine zihninde... Mutlu-mesut uyumak için nicedir hesaplar yapan, alarm üstüne alarm kuran, zamanı 'O'nunla durduran kadın, uyumamıştı bu gecede! Hoş; uyusa yine sevecekti, uyansa yine uyanacaktı her bir yanından sızan sevgi seliyle, kendisini, kendi iç cenki ile bile uzlaştıran 'adama,' 'Aşık olmuştu kadın bir kere...'
'Mazur gör!
Sevdan mevzu bahis olunca
Görmüyorum
Görmemiş gibi abanarak tüm hoyratlığım ve kabalığımla, 'Seviyorum Seni'
Ne gariptir(!)
Dünya gözüyle bile görmemiş olduğum halde seni.'
Düşlüyordu kadın
Bir kadın düşlüyordu. Bir kadın düşüyordu tutunmaktan aciz düşlerinin eşiğinde, düşünüyordu... Hissediyordu, sarılıyor, şükrediyordu, gülümsüyor, kayboluyordu Kanını dondurduğu, bedenine kibrit çakan, ayak parmakları zemheri ayazı, el parmak uçları 'od'ları esir almışken devasını yine 'ayrısından-gayrısından' bekliyordu.. Sendekileri resmettiği, hatmettikleriyle sevincin kucağından sevince atarken kendini, düşlerindeki sonsuz utkuyla coşarken, asılı/takılı kalmışken...
'O'ndan istediği yalnızca acı bir kahvenin hatırıydı dudaklarında ömrünce tadının kalmasını sabırsızlıkla dilendiği.
Razı oluyordu kadın
''O'nu çıkardı hayal ettiği kalıbından haddi olmadan... Türlü türlü cismaniyet giydirdi, her biçimde ruh!
Uzaktan kalemini kıpırdatmadan çizdiği bütün şekli-şemali-cemali çok sevdi. Kötünün iyisi, iyinin kötüsü, kötülerin kötüsü, iyinin iyisi aşktı bu!
Noksanlıklarını da özümseyebilmekti, içine çekmekti hiç bilmediği kokusu gibi her şeyini ve aynı kusuru aramaktı... Belki bu defa tanış çıkacaktı 'O'nunla kendisine ait bir nebze meziyeti, Hayır, hayır! Gerçekler bilinemezdi. Yönleri farklıydı, hayat çizgisindeki güzergahları da aslında...
Yine de aadamın kadının gönlüne konduracağı her acı tacı başıyla, kalbi arasında mükafat olarak kalacaktı... Kadın böylesine bir tutulmaya bile razıydı bile bile, göre göre, seve seve... En yıkıcı felaketlere, ne idüğü belirsiz geleceklere, alıp sessiz sedasız götüreceklere bir de getireceklere nelerin getirisi olacaktı bu, yine kestiremeden üstelik..! Her şeye rağmen, hazırdı, hazırlıklı.. Kuşanmıştı aşkını
Kadın şöyle bir yokladı sol yanını. Savaş esnasında yitirdiği avuç içlerindeki parçaları toparlamak ister gibi.
'O'nunla' korkmadan yüzleşecekti, ahdetmişti işte o an aklına geldi kalbine işlettikleri. Ne vakittir gizeme adını verdiği sevgisi, gözlerinde yücelttiği isteği, kendisine ağır gelen bildikleri-çizdikleri eşliğinde acı bir kahvenin arzusuyla yanıp tutuşurken sevdiğine daha fazla yük olmaktan sıkılır, çekilir, çekinir gibi yüreğini 'O'nunla sıkarak, nefesini 'O'nunla doldurarak, boğazına düğümlenenleri 'O'nun gözlerini içiyor gibi yudumlayarak 'adam'ına seslendi kadın ve usulca son sözler döküldü kanayan dudaklarından!
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!