Aşkı merak edenler var. Hep sordular. Cevaplayanı da az değil. Anlamı, adının önüne geçebildi mi dersin?
Bu zamana kadar anlatılan, gözleri görmeyenin renkleri öğrenmeye çalışmasına benzer. Öğrense de hissedemez. Yirmidokuz harfle milyonlarca kitap yazıldı. Ya birkaç notayla yapılanlar?
Aşk bilinseydi bu serüven bitmez miydi?
Gerçek aşıkların gözlerinin içine baktın mı hiç? Artık o bedendeler mi? Aşk ne bir cisim ne de duygu. Bir yol düşün, öyle bir yol ki attığın her adımda tatmadığın bir duyguyu tadarsın. Renklerin sesini duymak, kelimelerin tadına bakmak gibi.. Öyle yoğundur ki, aldığın haz doruk noktasına ulaşınca, artık yeter dersin: Aşk buymuş meğer! Herkes aynı değil, kimisi var ki daha uzaklara gider.
Biz aşkı değil, en uzağa gitmiş olanın yolculuğunu dinliyoruz.
Uygulamada ise, birlikte yatağa girmeyi, her dakika dokunmayı, çaba sarf etmeden hayal kurmayı aşk sanıyoruz.
Eğer O'nun elini öpme arzusuyla ölürsem, toprağımdan testi yapın ve onunla sevgiliye su verin. O, testiyi tuttuğunda, dudaklarım da ellerine değer.
İnsan, sevdiğini her türlü kötülükten korumak istemez mi? Bilin ki, sevdiğinize gelebilecek en büyük kötülük, kendi nefsinizden gelir. Aşk, içinizi yakan o ateştir, söndürmeye çalışma yolları değil.
En İyi Cevaplar