Önce bira istedi. Açtım bir hamlede kapağını. Bardağa doldurmak üzereyken tam, "Dur" dedi. "Şişeden içeceğim. Bardakta sevmiyorum ben". Bir adam yanaştı yanına. Şöyle boylu poslu. Şekli şemali endamı yerinde.
"İzin verirseniz ben ısmarlamak isterim" diye sarktı kadına. Kadın çevirdi başını.Ters bir bakış atarak;
"Ne münasebet" diye cevapladı. Adam dönüp arkasını gitti yüz bulamadığını düşünerek.
"Hey barmen" diye seslenerek boş bira şişesini uzattı bana.
"Cin fizz lütfen" diye ekledi ardından.

Dans eder misin?
İçkisini yudumlarken, hiçbir şeyle ilgilenmiyor, kimseleri incelemiyor, bazen çalan müziğe eşlik ederek hafif hafif başını sallıyordu. Zaman zaman yakaladığım bakışlarında göz göze geliyor, nezaketen gülümsüyorduk birbirimize. Sonra çerez istedi. Uzattım. İsmimi sordu. Tanıştık.
"Dans eder misin" dedi.
"Zevkle" dedim.
"Yanlış anlama, çok sevdiğim bir parça bu. Ve görüyorsun ki yalnızım. Şuradan birine teklif etsem, sulandığımı düşünecek. Sana güvenebileceğimi düşündüm" diye ekledi.

Çıktım bardan, O da oturduğu yerden kalktı. Uzattım elimi, tuttu. Sahnenin ortasına yürüdük birlikte. Ellerini omuzlarıma koydu, belini kavradım. Sting / shape of my heart eşliğinde, önce bedenlerimiz dokunmadan birbirine dans ederken, yavaş yavaş yaklaştı. Enseme doğru uzatarak ellerini birbirlerine bağladı. Başını göğsüme yasladı. Bir süre öylece sürdü dansımız. Parça bittiğinde bıraktı ellerini, gözlerime bakarak;
"Teşekkür ederim" dedi.
"Bu da beni kırmadığın için" diye ekleyerek, dudaklarıma dokundu dudaklarıyla hiç öpmeden. Yerine oturdu yeniden. Şaşkın bir halde bara geçtim ben de.
Beni bırakır mısın?
Birbirimize ısınmış, boşluk buldukça sohbet ediyorduk. İkinci kadehinden sonra yenisini ısrar etmeme rağmen istemedi.
"Nerede durmam gerektiğini bilirim" diyerek açıkladı istemiyor oluşunun nedenini. Saatine baktı. Ne zaman çıkacağımı sordu.
"Kapanınca" dedim gülümseyerek. Hafif bir kahkaha attı. "Tamam" dedi, "Kaçta kapatacaksınız işte".
"Birazdan" dedim bu kez ben saatime bakarak. "Yarım saati bulmaz".
"Beni bırakır mısın" dedi biraz çekinerek.
"Tabi ki" dedim, "Bir hanımı gecenin bir vakti yalnız bırakmak olmaz. Hele bu kadar çekiciyse".
"Ne o. Bana asılıyor musun yoksa" diye karşılık verdi.
"Hayır" dedim. "Kompliman yapıyorum".
Gülümsedi yeniden. Taburesinin arkasına yaslandı. Kollarını kaldırarak ensesinde birleştirdi ellerini. Hafifçe çatarak kaşlarını da yarı muzur;
"Aklında başka bir şey yok yani. Ben bu hatunu eve atarım şimdi diye geçirmiyorsun içinden".
"Geçirmemi ister miydin" diye sordum.
"Beni etkilemeye çalışıyorsun" dedi.
"Hayır" dedim. "Anlamaya çalışıyorum sadece".
"Basit bir kadın olduğumu düşünüyorsundur sen şimdi. Ama değilim. Sakın aklından bile geçirme".
"Tamam geçirmem" dedim tebessüm ederek.
Zamanı gelmişti. Toparlandık ve çıktık. Arabama doğru yöneldik. Kapısını açtım. "Hayır, arkaya oturacağım" diyerek baktı gözlerime. İtiraz etmeden arka kapıyı açtım. Oturdu.

Basit bir kadın değilim ben
Yaşadığı semti söyledi. Dikiz aynasından konuşuyordu benimle. Gözlerini hiç ayırmadan. Sonra ani bir hareketle ön koltuğa yaslayarak dirseklerini, arkamdan hafifçe yaklaşarak kulağıma;
"Hemen aklından ne geçtiğini söyle bana" diye fısıldadı.
"Hiç" dedim.
"Hiç diye bir cevap olmaz, mutlaka benimle ilgili şeyler geçiriyorsun şimdi içinden"
"Evet" dedim. "İtiraf etmeliyim ki çok etkilendim senden. Ama hiçbir şey düşünmeden neler olacağını izlemeye bıraktım kendimi. Merakla bekliyorum şimdi. Bu gecenin sonu nasıl bitecek".
"Gecenin nasıl bitmesini istediğini biliyorum. Ama sakın aklından bile geçirme. Ben basit bir kadın değilim" diye yeniden uyardı beni.
"Benim ne istediğim önemli değil. Asıl sen ne istiyorsun onu söyle bana" dedim.
"Sadece bir an önce evime girip, yatağıma uzanıp derin bir uykuya dalmak" diye cevapladı.
Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra, işaret parmağıyla tarif ettiği sokaklardan dönerek ulaştık evinin önüne. Kapısını açmak için inmeye yeltenirken, omzuma dokunarak;
"Dur. Lütfen. Hiç gerek yok. Yeterince zahmet verdim sana. Çok teşekkür ederim her şey için. Güzel bir geceydi." diyerek kapısını açtı sadece.
"Rica ederim. Zevkti. Benim için de ilginç ve güzel bir gece oldu. İyi geceler. Görüşmek üzere" dedim.
İlk adımını attı dışarı. Tam ikincisini de atacakken duraksayarak çevirdi tekrar başını. Bir kez daha baktı gözlerime gülümseyerek. Uzandı ve bu kez öperek bıraktı dudaklarımı. İndi. Birkaç adımda ulaştı bahçe kapısına. Dönüp bir kez daha gülümseyerek baktı bana. Apartmanın dış kapısına yöneldi. Anahtarlarını çıkardı çantasından. İçeri girmesini beklediğimi fark ederek el işaretiyle "git git" yaptı. "Sen gir giderim" der gibi başımı sallayarak beklemeye devam ettim. Açtı kapısını girdi içeri. Ama kapatmadan döndü bana. Bir süre bakıştık öylece. Sonra işaret etti yine. Bu kez "git" değildi bu işaret. "Gel" şeklindeydi. Emin olmak için bekledim inmeden aracımdan. Tekrar işaret etti sessizce konuşarak. "Gel gel".
Mutfak tezgahının üzerine çıldırasıya sevişirken ve nefes nefese kalırken aynı şeyi söylüyordu bu kez yüksek sesle;
"Basit bir kadın değilim ben"
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar