Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Başımdaki hemşire uyandığımı gördüğünde ailemi arayacağını söyledi. Ne olmuştu bana? Neden yatıyordum? Annemler geldiğinde onlara soracağım ilk soru buydu. Yaklaşık 1-2 saat sonra annem yanıma girdi. Refakatçi olarak girdiğini babamın ziyaret saatinde yanıma geleceğini söyledi. Ne olduğunu sorduğumda bana:
-Bir anda ağlamaya başladın. Cinnet geçiriyor gibiydin sonrasında da bayıldın, düşerken başın dolabın sivri kısmına geldi, kanadığını görünce hemen hastaneye getirdik, dedi.
Anlamıyorum, neye bu kadar üzülmüştüm ben? Bu noktaya gelecek ne yaşamıştım? Doktor muayeneye geldiğinde bu düşüncelerden sıyrıldım. Birkaç küçük test yaptıktan sonra en son ne hatırladığımı sordu. Gözlerimi kapattım ve yaşadığım en son şeye odaklandım. Üniversite sınavına girmiştim, çıktıktan sonra da arkadaşlarımla beraber piknik yapmıştık, gerisi yoktu. Annem evde fenalaştığımı söylüyordu acaba piknikte tatsızlık mı çıkmıştı. Anneme baktığımda bana şaşkınlıkla bakıyordu. Ne olduğunu anlayamadım. Akşam ziyaret saatinde babam yanıma geldi. Biz konuşurken annem babamı yanına çağırdı ve konuşmaya başladılar. Babam yanıma geldiğinde gözleri dolu doluydu. Sorduğumda geçiştirdi.

Taburcu oldum
Eve geldiğimde pes etmedim ve annemle babama benden ne sakladıklarını sordum. Babam beni karşısına aldı ve son 1-2 ayı hatırlamadığımı söyledi. Sınava girdiğimi, üniversiteyi kazandığımı, kayıtların hallolduğunu ama bunları hatırlamadığımı söyledi. 1-2 ayda ne yaşanabilirdi ki arkadaşlarımdan öğrenirdim. Onlara sorduğumda klişe şeylerdi. Gezip tozmuşuz sadece. Sonra üniversite başladı ve herkes farklı şehirlere dağıldı. Bir tek ben kendi şehrimdeydim.
Üniversitenin ilk günü
Kendi başıma girdiğim ortamları hep sevmişimdir. Çünkü ne zaman bir ortama yalnız girdiysem herkesle kaynaşırdım. O ortama tek kişi girer 30 kişi çıkardım. 30 kişi olmasa da 2-3 kişiyle arkadaş olmuştum.
Ama henüz canım dediğim insanla tanışmamıştım

Yanıltmasın sizi. Bahsettiğim kişi öz olmasa da özden daha yakın olduğum kız kardeşim. Kafeteryaya gidip içecek bir şey aldım arkamı döndüğümde içeceğim onun üstüne dökülüverdi. Pardonlar, ıslak mendiller falan derken öyle tanıştık. Çok anlayışlı bir kızdı. Kıyafetini yıkama, kurutma derken uzun süre vakit geçirdik, o arada tanıştık. Adı Sedef’ti, ikinci sınıftı ve ne konuda olursa olsun kendisinden yardım isteyebileceğimi söyledi. Bahçede her görüştüğümüzde sohbet eder olduk. Birkaç hafta içinde de çok yakın arkadaş olduk. Tek çocuktum ama Sedef yıllar sonra bulduğum öz kardeşim gibiydi.
Aylar böyle geçti
Finallerden sonra Sedef bir gün beni aradı. Beni sevgilisi ile tanıştırmak istediğini söyledi. Uzun zamandır bahsediyordu zaten. Bir ara uzun süreli bir ayrılık yaşadıktan sonra geri barışmışlar. Birbirlerini çok seviyorlardı. O gün geldi, buluşacağımız yere gittim.

Gerçeklerin yüzüme vurulmasına çok az kalmıştı
Buluşmaya gittiğimde ikisini sarmaş dolaş gördüm. Sedef beni görür görmez yanıma geldi ve sevgilisine beni tanıttı:
-Emre, sana bahsettiğim arkadaşım bu işte Esin.
Elimi uzattığımda Emre şaşkındı. Önce bana baktı, sanki içimi okumaya çalışıyor gibiydi. Ne yalan söyleyeyim rahatsız olmuştum. Sedef Emre’nin yanına geri döndü ve konuşmaya başladık. O gün neredeyse akşama kadar beraberdik. Çok eğlenmiştik ama Emrede sıkıntı vardı. Ben ne sorarsam soruyum hep şaşkınlıkla cevap veriyordu. Sorduğum sorularda tuhaflık olmadığına emindim. Nerde okuyorsun, hangi bölüm, kaçıncı sınıf?
Ama olay çok farklıymış sonradan öğrendim

İkinci dönemin başlamasına yakın Emre beni aradı. Sedefle aralarının bozulduğunu, hediye alacağını ve yardımımı istediğini söyledi. Yardım ederdim tabi. Sedef Emre’ye deli gibi âşıktı, onsuz hayatı düşünemezdi. Ayarlayıp buluştuk. Emre beni bir parka götürdü. Etrafta kimse yoktu. Neden buraya geldiğimizi sordum, bir anda kolumu tuttu ve bağırmaya başladı:
-Ne yapmaya çalışıyorsun Esin. Şimdiki hamlen Sedefe yakınlaşıp aramızı mı bozmak?
-Neyden bahsediyorsun sen?
-Uğraştın, didindin ama beni elde etmeyi beceremedin. Şimdi de Sedefe yakınlaşıyorsun. Onun arkasından o kadar lafı söyledikten sonra yüzüne nasıl bakıyorsun?
Bu çocuğun dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum.
-Arkasından ne konuşmuşum ben? Sedefle tanıştığım günden beri kardeş gibiyiz. Onun hakkında asla kötü konuşmadım konuşmam da.
-Esin sen ne diyorsun? Ben sana ona geri döndüğümü, mutlu olduğumu söylerken sen beni mutsuz etmeye yemin etmiştin.
-Rüya görmüşsün sen. Böyle şeyler ne zaman yaşadık biz? Ben seni ilk kez Sedef ikimizi tanıştırdığında gördüm. Sonrasında şimdi işte…
Emre gözlerimin içine bakıyordu. Şaşkındı, onun bu şaşkınlığına bende şaşırmıştım. Yaklaştı ve gözlerime dikkatle baktı.
-Hatırlamıyor musun?
-Neyi?
-Esin, sen beni hatırlamıyorsun. Ama nasıl?
-Oyun mu oynuyorsun. Soru sorma da ne söyleyeceksen söyle artık.
Emre o gün bana her şeyi anlattı
Mezun olduktan sonra arkadaş ortamında tanışmışız. Ben ilk görüşte âşık olmuşum ama o sıralar hayatında Sedef varmış. Sonrasında ayrılmışlar işte tam o sıralarda Emre ile güzel giden bir ilişkimiz olmuş. Mezun olduktan sonraki sene o başka şehre gitmiş bende ille de şu üniversite, şu bölüm diye tutturunca üçüncü kez hazırlanmışım. O sene uzaktan yürütmüşüz. Sonrasında sınavlar bitmiş ve Emre benden Sedef için ayrılmış. Eski sevgilisine geri dönmüş kısaca. Ben durmamış ve mücadele etmişim. Emre bana bir haber vermiş. “Sedefle yattığı haberi...”
Neye şaşırayım? Ailem bana 1-2 ay derken ben aslında son iki buçuk, üç senemi hatırlamadığıma mı yoksa Emre’nin anlattıklarına mı? İnanmayı reddettim, arkadaşlarıma sormamı istedi. Hakkımda bildiği her şeyi söyledi. Ne yapmalıydım bilmiyordum. Elim ayağım birbirine dolandı. Eğer böyle bir durum varsa mutlaka bir yerlerde bir şey olmalıydı. Bir seneden fazla zamandır sevgili olmuşuz mutlaka bir şeyler olmalıydı. Evi, iletişim kurulabilecek her şeyi talan ettim en sonunda facebooktan arşivlenmiş sohbetler aklıma geldi. Evet, orada bir şeyler vardı. Mesajları okuduğumda haklı olduğunu gördüm. Ben bu çocuğa deli gibi âşıktım. Sonlara geldikçe Emre giderek soğuyordu. İnanamadım, haklıydı. Bunları okuduktan sonra lisedeki arkadaşlarımdan birini aradım. Olduğu gibi anlatmasını söyledim ve geri kalan her şeyi ondan dinledim. Emre, Sedefle yattığını söylediği gün annemin deyişi ile cinnet geçirmişim. Sonrası belliydi bayılmış ve başımı çarptığımdan mı yoksa travmadan mıdır son birkaç senemi hatırlamıyordum. Kâbus olmalıydı bu, böyle şeyler sadece filmlerde olurdu. Bunları düşünürken Sedef aradı. Sedef, kardeşim benim. Dünya küçük dediklerinde inanmazdım, bir zamanlar hiç görmeden kendime düşman bellediğim insan şimdi benim canımdan öteydi. Şüphelenmemeliydi, açtım ama sesimden bir şeyler olduğunu anlamıştı annemlerle kavga ettiğimi söyledim. Buluşmak, bir şeyler yapmak istedi birkaç yalanla geçiştirdim.
İkinci dönem başladı
Sedefle konuşmamız üzerinden birkaç gün geçmişti ve ben bu birkaç gün içinde yeni şeyler bulmaya başlamıştım. Takılarımı, makyaj malzemelerini koyduğum yerde bir anahtar buldum. Bir günlük anahtarına benziyordu. Odayı didik didik aradım ve bir defter buldum. Anahtar deftere uyuyordu, açtım ve okumaya başladım. Defterin her yerinde Emre vardı. Aralarından fotoğraflarımız, gittiğimiz yerlerden aldığımız hatıralar, bana yazdığı notlar, onunla beraber yaptığımız her şeyi burada toplamışım. Neye üzüleceğimi şaşırmıştım. En yakın arkadaşımdan sakladığıma mı yoksa âşık olduğumu hatırlamadığım biri yüzünden çektiğim acıya mı? Birkaç ay önce geldiğim yere tamamen farklı biri olarak gelmiştim. Sedef sürekli ne olduğunu soruyor, bende cevap vermiyordum. Bu duruma çok üzülüyordu ama elimde değildi. Aramıza uçurum giriyordu. Sadece Sedefle değil tüm arkadaşlarımla bu durumdaydım. Hepsi ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ama kimseye bir şey anlatamıyordum.
Emre aradı
Hafta sonu geleceğini ve benimle konuşmak istediğini söyledi. Kabul ettim, zaten hayır cevabını kabul etmeyeceğinden emindim. Beni daha önce götürdüğü parkta buluştuk. Öğrendiğim her şeyi anlattım. İtiraz etmeden dinledi. Sedefle aramın kötüleştiğini ve bunun önüne geçemediğimden bahsettim. Tek yolu vardı o da Emre’nin hayatımızdan çıkmasıydı. Bunu ona söylediğimde kesinlikle yapmayacağını söyledi. İkimizin iyiliği için fedakârlık yapmalıydı, tamam Sedef Emre’ye de deli gibi âşıktı ama Emre uzaktaydı görmese unutabilirdi, benim durumum belliydi hayatıma girip çıkmış ama çokta önemsemediğim bir insan olarak kalacaktı. Sedeften ayrılmayı kabul etti ama benimle konuşmamayı kesinlikle reddetti.
Hayatımın bir diğer şokunu yaşadım
Âşık olmuştu. Emre bana âşık olmuştu. Sedeften ayrılmaya dünden razıydı ama benimle görüşmeden duramayacağını söyledi. Eski günleri hatırlatmaya çalıştı ama faydası yoktu. Evet, bir şeyler görmüştüm ama bu o zaman hissettiğim şeyleri hissettirmiyordu. Yalvardı, mutlu olacağıma dair yemin etti ama benim hislerim belliydi. Zamanında onun yüzünden bu hale gelmiştim. Onu hatırlamamak benim için şanstı belki. Her şeyden önce Sedef vardı. O perişan olacaktı. O acı çekerken ben Emre’ye karşı bir şeyler hissetsem bile yine olmazdı. Her söylediğim söze bir cevap veriyordu ama en sonunda sesimi yükselterek kesin bir dille olmaz dedim.
Sözünü tutmadı

Sedeften ayrılmadı ama ayrılmaktan beter etti kızı. Acı çektirdi, Sedef ayrılmak istediğinde tehdit etti. Bu dönemlerde ben Sedefin yanındaydım, yeniden yakınlaşmıştık, Emre her acı çektirdiğinde Sedefin yanında ben yer alıyordum. Benim inadıma yapıyordu her şeyi. Bir yandan onlarla ilgilenirken bir yandan vizelere, finallere çalışıyordum ona da çalışmak denirse… Emre her sabah uzun uzun sevgi dolu günaydın mesajları atmaya başlamıştı. Numaramı değiştirdim, yine buldu ve devam etti. Kafamdan her şeyi Sedefe anlatmak geçiyordu ama yanlış anlamasından, onu kaybetmekten çok korkuyordum. Bu zamanlarda Emre hala Sedefi tehdit ediyordu en sonunda yattıklarını ailesine anlatmak için tehdit ettiğinde Sedef sinir krizleri geçirdi. Bana yaşattıklarını bu sefer Sedefe yaşatıyordu, buna izin veremezdim.
Konuştuk ve yaşadığı şehre gittim
Ayrılmasına karşılık onunla beraber olacağımı söyledim. Ama bir şartım vardı bunu kimse bilmemeliydi. Dünden razıymış kabul etti ve Sedeften ayrıldı. Sedefi kurtarmış ama kendimi yakmıştım. Ama belki onu sevmediğimi görürse kendiliğinden vazgeçerdi. Aradığını bulamadı ama sürdürmeye çalıştı. Yaz geldiğinde neredeyse her gün beraberdik. Beni bir yerlere götürüyordu ve oralarda neler yaptığımızı anlatıyordu. Günler böyle geçti ama beni kendine bağlayamadı. Bunun farkındaydı ama hala ayrılmıyordu. Beni kendine âşık etmeye çok çalıştı ama olmadı.

Sonunda neden böyle olduğumu sordu
Hiçbir şey hatırlamayan insana sorulabilecek en saçma soru belki. Ama öğrendiklerim kadarını anlattım. Onun yüzünden bu haldeydim. Gözlerine baktığımda ağlamaklı haldeydi, kendi suçu olduğunu görmüştü. Sarıldı bana, saçımı defalarca öptü. Kollarından sıyrılmak istedim ama izin vermedi. Özür diledi, samimiydi bu sefer.
Son kez hayatımdan çık dedim
Gözlerime baktığında aradığını bulamıyordu. Acınacak haldeydi. Sedefe yaptığı hiçbir şeyi bana yapmamıştı. Aksine mutlu etmek için çabaladı ama olmadı. “Beni bırak lütfen ne olur çık hayatımdan”, dedim. Ağlayarak defalarca reddetti, defalarca “seni seviyorum”, dedi.
Onu son görüşüm

Nedenini hiç bilmiyorum ama o gün ona yakın olmak istedim. Âşık mı oldum diye düşünüyordum ama onu gördüğümde yine aynıydı. İçimde küçücük bir heyecan bile yoktu. Ama nedendir bilinmez o gün ona sarıldım, öptüm. Çok iyi vakit geçirdik. Şaşırmıştı o da. İlk kez ona öyle bakıyordum. Çok mutluydu. O gün beni bırakmayı hiç istemedi. İleriyi konuşmaya başladı. Evlilik hayalleri, çocuklar derken hayalini kurmak bile mutlu etmişti. Susturmadım onu, hayallerini sonuna kadar anlattı. Ayrılık vakti geldiğinde sımsıkı sarıldı, öpmeye doyamadı.
Ve ölüm haberini aldım
Bırak sevdiklerini insan yakınındaki insana konduramazmış, yakıştıramazmış ölümü. O gün Sedefle alışveriş yaparken Sedefe telefon geldi. Emre’nin kız kardeşi aramış. Sedef konuşurken donakaldı. Ne olduğunu sorduğumda Emre’nin öldüğünü söyledi. Apar topar evlerine gittik. Annesi feryat figan ağlıyordu. Ailede genetik bir hastalık varmış. Emre’ye geçmiş bu hastalık doğduğu günden beri tedavisini görüyormuş, gece otururken bir anda fenalaşmış ve hastaneye kaldırmışlar, kurtulamamış. Ne Sedefin ne de benim haberim vardı bundan. Sedef mezarlığa gidip gitmemekte kararsızdı, ben gitmek istedim ikna ettim. Mezarlığa gittiğimizde benim gözüm kefene sarılmış bedendeydi. Onun içindeydi, Emre onun içindeydi ve artık yaşamıyordu. Gözlerim dolmuştu. Birkaç gün öncesinde ona sarılıp, onu öpmüştüm. Sarmaş dolaş gezmiştik. Peki ya şimdi…
İstediğimi yapmıştı

Hem Sedefin hem de benim hayatımdan çıktı, gitti. İkimizin de huzura ermesi için hayatımızdan gitmesi gerekiyordu ama ben böyle bir şey istememiştim, ölüm istememiştim. Gömdüler, başında dua okudular ve yavaş yavaş herkes gitti. Sedefe baktığımda üzgün olduğunu gördüm. Peki ya ben? Ne hissettiğimi bilmiyordum. Eve geldiğimde içimde tuhaf bir his vardı. Nasıl anlatsam bilmem, boşluk gibi… O gece kendimi bir şeylere verdim. Gece saate baktığımda birkaç mesaj geldiğini gördüm. İçlerinden biri bir kargo şirketinden gelen mesajdı. Ertesi gün kargoya gittim ve benim adıma gelen paketi aldım. Emre’den gelmişti. Ölmeden önce göndermişti. Açtığımda bir kutu, içinde çiçekler ve tam ortasında küçük bir kutu. İçinden bir kolye çıktı. İncelerken açılıp kapanan bir kolye olduğunu fark ettim. Açtığımda bir tarafında büyük ihtimalle benim hatırlamadığım dönemlerde çekindiğimiz bir fotoğraf, diğer tarafında ise isimlerimiz yazıyordu. Kutunun içinde küçük zarfta bir mesaj vardı:
Yeniden bana âşık olduğun için dünyanın en mutlu adamıyım. Böyle ve daha da mutlu olduğumuz güzel günlere… SENİ SEVİYORUM ESİN

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar