"Hadi ya ne zaman çalacak bu zil? " demem ile zilin çalması bir oldu. Soluğu dışarda aldım. Yine bütün gün sıkıcı derslerle dershane de doldurmuştum kafamı. Kafam tabir- i caizse bir milyon. Bardaktan boşalırcasına yağan yağmura aldırmadan, kapşonu kafama geçirdiğim gibi durağa doğru ilerlemeye başladım. Durağa gidene kadar üstüm başım mahvolmuştu. Belki sıksam 2 litre su çıkardı. Aldırmadan, yağmurdan şikayet ederek durağa vardım sonunda. Küçüklükten beridir hiç sevmezdim ıslaklığı. Böyle biri bana ıslak elleriyle sarılmaya çalışsa, geri çekilirdim. Ama o gün, ben yağmura aşık oldum. Huzursuzluk, stres ve kafa doluğunun verdiği sıkıntı ile bir sigara yaktım. Aç karnıma çektiğim bugün 3. sigaraydı. Bir kız grubu, durağın yokuşuna çıkıyordu. Aldırmadım sigaramı köküne kadar içtim.
Kızlar yaklaştıkça dikkatimi biri çekti.
Masmavi gözleri, beyaz teni taktığı kırmızı tesettürü giydiği kalın topuk botlar ile resmen çektiğim sigarayı öksürmeme neden oldu. Durağa çıkarken dikkatli dikkatli gözlerime baktı. İlk başta aldırmadım. Bir tanıdığına falan benzetmiştir dedim. Ama bir kere daha arkasına dönüp bakınca, otobüsün geldiği yöne bakmak ayağıyla o arkasına döndükçe o masmavi, cam gözlerine bakıyordum. Durakta benimle beraber 3 erkek daha vardı. Haliyle durağın altına girmek istemediler. Şemsiyeleriyle sağanak yağmurda beklediler ve sonunda beklenen kahraman - lanet olasıcanın otobüsü - geldi. Önce kıtlıktan çıkmışçasına yanımdaki 3 erkek akın etti otobüse. Kızların çekindiğini görünce ben hemen bindim.
Ayaktaydık. O ise kapının orada kalmıştı. Tam karşımdaydı. Arada kaçamak bakışlarla, bakışmalarımız devam etti. 1 saatlik yolumuz vardı. Doya doya bakabilirdim o gözlerine. O baktıkça, her kızla rahat rahat konuşan ben, kızarıp utanıyordum. Otobüs biraz boşaldıktan sonra arkadaşları oturdu. Ayakta ikimiz kalmıştık. Tabi kısa kısa bakışmalarımız devam ediyordu. Bir nene ile bir dedenin otobüsten inmesi ile iki kişilik koltuğa mecburen yan yana oturduk. Telefonunu çıkarttı ve müzik dinlemeye başladı. Biraz önce deli gibi o masmavi gözlerinde kaybolduğum kız şimdi yanımdaydı. Ani bir fren sesiyle irkildim. Muavinin inecek var demesiyle kaptan, ani bir fren yaptı. Bu arada onun telefonu elinden kaydıği gibi yere düşerken, Allah' tan mı geldi bilmiyorum bir refleksle telefonu kaptım.
+ Up! Tuttum, buyrun :)
- Çok teşekkür ederim :)
(Allahım ölürüm biri beni tutsun boğuluyorum denizlerde)
+ Rica ederim ne demek, yalnız tutunca müziğiniz değişti sanırım :D
- Ahaha eşlik etmek ister misin ?
( Ney, eş mi dedi, eşlik etmek mi, kim ben mi ben sana eşlik değil el olurum hatun)
+ Bu biraz damar değil mi ? :D Hayırdır, ayrılık acısı falan mı çekiyorsun :D ?
- Ahaha, yok seviyorum damar şarkıları
Bu konuşma böyle yarım saat devam etti. En sonunda son durağa yaklaşırken tanıştığımıma memnun olduğumu söyledim. Bir yolla numarasını almam gerekiyordu. Bende çok memnun oldum, çok eğlencelisin. Uzun süredir moralim bozuktu. Seninle güldüm bugün deyince, ağzımdan seni bir telefon kadar uzaklığın olsam bile güldürebilirim dedim. Nasıl çıktı ağzımdan bilmiyorum. O gün ben, ben değildim. Başkası yönetiyordu beni. Önce şöyle durdu, içimden eyvah şimdi b*ka bastık dememe kalmadan telefon numarasını verdi.
"Allahım, kriz geçireceğim"
O gün ilk mesajı o attı.
Gece iyi geceler arkadaşlar diye. Toplu mesajdı muhtemelen. İyi geceler diyerek ve sonuna gülücük atarak cevap verdim. O da gülücük attı, peşine bugünkü gülüşün aklıma geldi dedim. Ne varmış gülüşümde deyince, gülüşünden kayboldum, gözlerinde boğuldum diye lafı yapıştırdım ( Çok romantiğimdir). Allah allah bak sen dedi gülücük atarak. Haliyle beni tanımadığı için biraz soğuk davranıyordu ki ilk defa romantiklik, bir kızı tavlama konusunda b*ka basmıştım. Söylediğim romantik cümleler için çok erkendi. Öncelikle kızı tanımam gerekiyordu. Bende ağırdan almaya, mantığımla hareket etmeye başladım. 2 ay gülücüklü ama mesafeyi koruyarak konuştuk. Ara ara buluştuk, hediyeler aldık. Süpriz doğum günü düzenledim. 4 ayın sonunda sevgili olduk. Bana ne kadar ergence gelse de o evlilik hayalleri kuruyordu. Çocuk falan filan.. evet seviyordum bende hayal kurmayı ama çok erkendi. 2 sene böyle geçti. Deliler gibi aşık derler ya o misal..
2' nci seneden sonra çatırdamalar başladı. İkimizde birbirimizi tanıyamaz hale gelmiştik. Ben bağırınca, sakinleştirmeye çalışan kadın bana iki misliyle cevap veriyordu. Erkeği değil, düşmanı gibi. Haftasonu annemle tanıştıracaktım bir kafe de. Diyecektim; Ana, sevdiğim kadın bu, gelinin de bu olacak demeyi çok isterken, birgün öncesi basit bir ayrılık mesajıyla terkedildim. Ya ben pervasızca sevecek kadar aptaldım, ya o beni sevmeyecek kadar güzel rol yapmıştı. Ayrılığın bile adabı varken, bir mesajla terkedilmek.. hiçbir zaman küfretmedim ona. Hiçbir zaman ödün vermedim sınırlarımdan. Hep ben yaptım diyebildim. Ondan sonra kick boks ve taekwando gittim. Çünkü sinirimi ya duvarlardan ya da evdekilerden çıkartıyordum. Fitness derken 1 seneyi kapattık. 1 sene ne haber almak istedim, ne duymak istedim. Ben genelde terkediliğim zaman bir ilişkide çabalamışsam 2 ay üzülürüm. 3. ay; Ben çabaladım! derim.
Öyle de oldu. Rahattım artık. 1 sene sonra bir kafede karşıma çıktı. İnadına karşı masasına oturdum. Hiç göz teması kurmadım ama bana baktığını hissebiliyordum. Yanımda kardeşten öte diyebileceğim bir kız vardı. Onunla çok şen şakrak bir muhabbet geçiyordu aramızda. O gün şans mıdır nedir bilemem kafe de romantik bir şarkı çalmaya başladı. Kalktı ve tuvalate gitti, sanırım ağlıyordu. Çünkü o "Biz" im şarkımızdı!
Makyajı akmış, gözleri aka aka gelirken kalktık arkadaşımla. Hesabı ödedim ve döndüğüm de gözlerinin içine bakarak;
Bacım noldu, neden ağlıyorsun? deyince daha şiddetli ağlamaya başladı. Arkadaşları geldi. Arkadaşlarına bu bacım neden ağlıyor, ilgilenin arkadaşlar dedim ve kız arkadaşımı aldığım gibi oradan ayrıldım. Ondan bir daha haber almadım. Arada geliyor ama o benim artık BACIM!
Tebessümle okumaya başladığım yazıyı koca bir şaşkınlıkla bitirdim. Güzel bir son bekliyordum açıkçası ilk satırlarından dolayı. Olayın iç yüzünü, bırakma sebebini bilemem ama sana yapılan hoş bir durum değil ve sonrasında o karşılaşmanız, kızın o tepkisi hala unutamadığını gösteriyor. Belki de isteyerek ayrılmadı, bilemiyorum. Söylediğin o söz de nokta atışı olmuş resmen. Güzel bir benceydi. Eline sağlık.
Her zamanki gibii ^^ öyle bir anlatışın var ki olayı ben de yaşıyorum... O kızın yerinde olmak istediğim son şeylerden biri olurdu herhalde. Ama senin soğukkanlılığına hayran kaldım... Bunu başarabilen çok az sayıda insan var. Okumaktan zevk aldım ne kadar acıklı olsada... Tebrik ediyorum çok iyi ;) :)
Yazık ediyorsunuz yahu. Ayrılmanız için düzgün bir mazeret bile yokmuş. Sırf aranızda ufak tefek tartışmalar oluyor diye birbirini seven iki insan neden ayrılır? Yine de emeğinize sağlık gerçekten çok güzel bir bence olmuş. İlk başlarda güzeldi ama sonunu hiç böyle beklememiştim.
Yine de bu şekilde ayrılanlar çok. Bence iki insanın birbirini sevmesi mucize gibi birşey. Kolay bulunmuyor. Bu sebepten dolayı ben küçük nedenler için ayrılmazdım şahsen.
Kurgunun bir kısmı ayrılıkta. Şuana kadar hiçbir ilişkimde ufak sebepten ayrılmadım ayrılmam da. Dediğin gibi o kadar emek veriyorsun daha dün sarılıp kokusunu içine çekerken dünyanın en mutlu insanıyken bugün fındık kabuğunu dolduramayacak sebeplerden ayrılıyorsun yazık oluyor.
Aynen. Bu arada umarım son sahne de kurgudur çünkü baya ağır konuşmuş terk edilen çocuk. Bir de o durumda o kişinin karşısında hiçbir kızın ağlayacağını düşünmüyorum. 😄
Ya hep bir mesajla terketti beni vicdansız diyorlar da ben anlamıyorum veda törenimi yapılması lazım ayrılık bu insan sarılıp öpüşüp hadi ayrılalım diyecek hali yok
Anliyorum. Su an hayatinda biri var mi. Veya nasil unuttun. Benimde kafamda bir suru soru var. Bizimkide buna benzer bir hikaye. Ama biz daha 5. Ayimizdayiz.
Canım ellerine sağlık.. Bir mesajla terk etmek kadar aptalca bir şey olamaz. İlişkinize ve sana saygısı yokmuş demek ki.. Sen hep önüne bakan birisin zaten, geçmişi geçmişte bırakmayı biliyorsun..
En İyi Cevaplar