Hayatıma Etki Eden Unutamadığım Parçalar

Her dinlediğimde beni geçmişe götüren, içimde hala o günlerden kalan duyguları tekrar yaşamamı sağlayan parçalarım var. Parçaların ilk yayınlandığı tarihini düşündüğümde, yaşlandığımı hissetsemde, her parçanın bir hikayesi var bende.


İlk aşk


Parça 1994 çıkışlı ama ben ilk defa 1996 yılında, yani 14 yaşımdayken dinledim. Unutulmaz kılan ise ilk aşkımla tanıştığım dönemde, ona aşkımı bir türlü itiraf edemiyorken, bir sabah bu şarkıyla uyandım. Kendi odam yoktu, salonda uyuyordum o zamanlar ve televizyonda sabah bu parça çalıyordu. İntrosuyla uyandım, keman sesi içimdeki kelebekleri dans ettirdi ve ben şarkı biter bitmez, ilk aşkımın kapısının önünde buldum kendimi. Aramızda bir şifre vardı. Babası anlamasın diye ben onların sokağına girince "Süüütttçüü" diye bağırırdım ve o hemen aşağı inerdi. Herkes herşeyin farkındaydı aslında, bilmemezlikten gelirlerdi.


Yanıma gelir gelmez şarkının verdiği gazla "Ben seni çok seviyorum" dedim. Kelimeler ağzımdan çıktığında, gözlerinin içine bakarken zaman durdu. Kafam sabit duruyor, ayaklarım geriye doğru gökyüzüne yükselmeye başlamıştı. İkimizde donup kalmıştık ama onun söylediği "Ben seni çoktan seviyordum ki zaten" cümlesiyle tekrar ayaklarım yere doğru indi, başım hala dönüyordu. Söyleyeceklerimi toparlayamadım ve "tamam o zaman, sonra görüşürüz" diyerek eve gittim tekrar. Televizyonun başına geçip, şarkı tekrar başlasın diye bekledim. Radyoyu da bir yandan sürekli frekans değiştirerek bu parçanın çıkmasını bekliyordum. Sanatçının adını öğrensem anneme kasetini aldırabilirdim böylece. Parçadan çok etkilenmiştim. Sonra anneme sormak geldi aklıma. "Anneee sabah çalan şarkının adı neydi?"


-Nereden bileyim oğlum ben


Televizyonda çalıyordu, hiç mi duymadın


-Duymadım, hem sen ne yapıyorsun öyle, bir elinde radyo, televizyon da açık. Değiştir kanalı haber seyredeceğim. TRT 1 aç, git derslerine çalış


Televizyonu annem ele geçirdikten sonra radyoyla başbaşa kalmıştım ve anonsla sevinçten havalara uçtum. Bora Öztoprak - Seni Seviyorum.


Tam yetişemesem bile şarkının tüm sözlerini defterime yazdım. Oradaki sözlerle ilk aşkımla konuşacak romantik cümleler türetecektim. Bayağı bir şeyler hazırlamıştım ama yine de yüz yüze gelince hiç bir şey konuşamıyordum. O da konuşamıyordu. Apartmanın merdivenlerinde oturup saatlerce konuşmuyorduk.



Sevgili olmadan önce daha kolaydı her şey. "Söylemese miydim acaba?" diye düşünürken "sana bir şarkı söyleyeyim mi?" dedi ve Sibel Alaş' tan Bende Hüküm Sür parçasını söyledi. Unutamadığım ikinci parça. O bu parçayı söyledikten sonra her şey kolaylaştı. Çok hareketli parça, o söyledi biz oynadık.



Bir akşam bende ablama sordum "konuşacak bir şey bulamıyorum, ne yapmalıyım?" dedim. Bana Türk Filmi seyret, "Kadir İnanır, Ediz Hun, Tarık Akan neler konuşuyor sevgilileriyle dikkatle dinle, örnek al" dedi. Televizyonda çıkan hiç bir Türk Filmi'ni kaçırmadım. Tüm sözleri ezberledim, biraz yapmacık oluyordu ama konuşacak bir şeyler buluyordum artık.


İlk Ayrılık


Okullar tatil olduğunda onlar köylerine gidiyorlardı 3 ay boyunca. Hiç bu kadar acıtacağını düşünmemiştim. Daha önceki senelerde de gidiyorlardı, bu kadar etki etmiyordu. O gittiğinden beri salonun köşesine, yorgan ve yastıklardan yaptığım küçük çadırda vakit geçiriyordum akşamları. Küçük bir el fenerim ve radyom vardı. Herkes oynadığımı düşünüyordu ama ben acı çekiyordum. Nasıl bir histir ki bu, fiziki darbe almadığım halde canım acıyor? "Geçen sene kolum kırılmıştı ağlamamıştım, şimdi dokunsalar ağlayacağım" diye düşünürken Tarkan' dan Yine Sensiz çalmaya başladı radyoda. Piyanonun ilk iki tuşunda iki damla yaş düştü gözlerimden. Keman araya karışınca dilimi ısırdım hıçkırıklara kapılıp ağlamamak için. Tarkan "yine sensiz güneş batıyor, yine sensiz akşam oluyor" dediğinde dayanılmaz bir şekilde bağıra bağıra ağlamaya başladım. Annem ve ablam koşarak geldiler hemen yanıma. O kadar çok ağlıyordum ki, bana ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Ben aşık olduğumu söyleyemedim tabii, ama acı çekiyormuş gibi karnımı tutuyordum. Ablam koşarak babamı çağırmaya gitti. Babam gelir gelmez beni hastaneye götürdüler. İdrar testi, kan testleri temiz çıktı. Doktor "yatıralım bu gece" dedi her ihtimale karşı. Ben o an iyileştim. "Hayır iyiyim" dedim. Bu defa da hastane de kalmamak için ağlamaya başladım. Eve döndük.



Sesini Duydum


Annesiyle, annem telefonda konuşuyorlardı. Heyecandan ölmek üzereydim ama anneme sanki normal bir durumdaymışım imajı vermeye çalışarak, yattığım yerden "Anne sorsana bir Meryem oradaysa bende konuşayım, kitap özeti yapacaktık yaz ödevi olarak, başlamış mı bir sorayım" dedim. Annem de gözleriyle tamam dedi bana. Köylerinde telefon yoktu. İlçeye indikleri zaman annesi araması gereken kişileri arıyordu ve bu defa annemi de aramıştı. O sırada Meryem'in annesi beni sordu. Meryem'in bana bir şey sorması gerekiyormuş. Annem "gel oğlum Meryem" dediğinde koltuktan havalanarak telefonu aldım. İkimizde aynı anda "Alo" dedik. Sonra ikimiz de aynı anda birbirimizin ismini söyledik. Sonra ikimizde aynı anda ağlamaya başladık. Telefonda onun sesini duydukça ben, benim sesimi duydukça o ağlıyordu. Yine aynı anda ikimizinde anneleri telefonları aldı elimizden. Annem "Tamam ben seni ararım canım. Ammann boş ver çocuk bunlar daha" diyerek kapattı telefonu ve benim yanıma gelip, "Dün akşam bu sebeple mi ağladın sen?" diye sordu. Aşık olabileceğime ihtimal vermiyorlardı ama ben aşıktım.


Şarkıları sözleriyle dinlemeye başladım


Artık şarkıları sözleriyle dinliyordum. Kendime göre anlamlar yüklüyordum. Bir ara isyan ederken buldum kendimi. "Neden Allah'ım bu ceza? Bu acıyı yaşamak zorunda mıyım?" Onu bir kere daha görmekten başka hiç bir şey istemiyordum hayatta. Bazen ya bir daha göremezsem diye korkup yine ağlamaya başlıyordum.



Uzunca bir süre şarkılarla avuttum kendimi, zaman zor da olsa geçiyordu. Dönecekleri gün yaklaşmıştı...


Çok uzun oldu arkadaşlar, eğer ilgi görürse yazacağım devamını :)

Hayatıma Etki Eden Unutamadığım Parçalar
Cevapla