Bir çoğumuz, yalnız olduğumuzdan yakınır durumdayız. Kimimiz güzel olmasına karşın talibi yok, kimimiz istemiyor, kimimiz ise bakımsız olduğu için beğenilmiyor. Her sevgili görüşümüzden imrenesi bakışlar. Yukarıdan aşağı süzmeler, hayaller, umutlar..Aslında biz o kadar şanslıyız ki, değerini bilmiyoruz. Diyeceksiniz şimdi, "saplığın neresi şanslı" Yalnızlığın değil, sizi alan adam çok şanslı. Çünkü düşünsenize ilkleri yaşadığınız birisi yok. Elini tutmuşluğunuz, dudaklarına dokunmuşluğunuz, tenini teninde hissetmiş olduğunuz birisi hiç olmamış hayatınızda. Kimimiz ise bunları yaşayıp, uzun süre umutlar hayaller kuramadığı için şanslı konumda.

Bunların hepsini yaşadınız diyelim fakat üzülecek bir şey yok ki..Uzun süredir, hayatınızda kimse yok hayallerinizi tamamlayan yok, umutlarınızı yeşerten yok, yanında mutlu olduğunuz, oksijen kaynağınızın kokusu olduğu birileri yok.. Kısaca terkedilmiş, ilişki yaşamış veya eline erkek eli/kadın eli değmemiş olanlar her halükarda şanslıyız. Belki bu yakındığımız yalnızlık bize avantaj olarak döner ? ya da bunu yıkmak bizim elimizdedir belki ? Öncelikle güzel bir bakım her zaman iş görür, kadında giyiniş, erkekte saç ön plandadır. Tepeden tırnağa yaptığınız bir bakımla özellikle kadınlar, bir makyajla nelerin değiştiğini en iyi bilenlerdesiniz, kendinizi değiştirmeye bakın. Evet yalnızlık belki kötü bir şey geliyor çoğumuza ama aslında o kadar güzel avatanjları var ki..

- Dışarı çıktığında hesap vermek zorunda olduğun birileri yok,
- Çapkınlık yaptığında kızacak birileri yok,
- Giyinişine karışan birileri yok
- Seni kısıtlayan, sana karışan, herşeye müdahale eden birileri yok,
- Geceleri kavga ettiğinizde, yatağında kısık sesle ağlamanı sağlayacak birileri yok,,
- Sana hayatı zehir edecek birileri yok
- Kıskanacağın, şüphe edeceğin birileri yok. Daima kafan rahattır.
- Maddi yönden durumun yok ise bile sevgilin olduğunda zorlanacağın biri yok,
Daha neler neler.. O yüzden bu duble saplığı avatanja dönüştürmek bizim elimizde. Şöyle düşünün, şunu artık kabul etmemiz gerekiyor. Toplumda iç görünüşe önem verenlerin sayısı çölde kutup ayısı görme oranı gibi birşey. Bu yüzden siz eğer yiyip yiyip beni neden almıyorlar diyorsanız, sivilceli ciltle, kırık, bakımsız saçlarla geziyorsanız, giyinişinizde hayrı alamet yoksa, kusura bakmayın da sapsınız. Baya baya sap..

Bunun farkına varmalısınız, diyeceksiniz ki şimdi beni beğenen böyle beğensin. E yok işte. Yok anasını satayım. İnsan tablo alırken bile içeriğine değil, evimin köşesine yakışır mı diye bakarak alıyor. Bu yüzden ya görücü usulü ya da dış görünüş.. Maalesef sistem buna zorluyor. He şöyle bir şey katiyen sizinle dış görüşünü için çıkıyor, evleniyor demek değil bu. Seni beğenmiştir yakışıklı/güzel bulmuştur, çıkar sonra seni tanıdıkça içine de aşık olur. Maalesef bir gerçek daha var ki sadece iç güzelliğine aşık olup işler yürümüyor. Yürüse bile belirli bir noktadan sonra kişinin ister istemez gözü dışarı kayıyor.

Bu yüzden ya saplığın avantajlarından faydalanacağız, ya da saplığı silah gibi kullanıp hedeflerimizi vuracağız, Seçim sizin..
Sıfırdan başlayıp, yüz bakımından gardroba kadar yenilenmek, ruhsal açıdan kişisel gelişim kitaplarıyla hafif egolu ama sevecen bir erkek/kız olmak mı yoksa dertsiz tasasız ekstra saplık sosuyla süslenmiş, kaju yağına batırılmış yalnızlık mı seçim sizin..

YanIızIık, adını biIe biImediğim bir yabancıydı; bugünIerde ise onunIa beraber uyanıyoruz.
Sevgilerimle..
_Delikanli_
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar