"Uzaklık kilometrelerin aramızdaki acısı değilmiş uzaklık gözlerinin yüreğime olan uzaklığıymış"
Platonik aşıklar..Aşkın yan anlamı.Hayalin ve umutların somut kavramıdır. Hepimiz sevdik ilkokul öğretmenimizden lise aşkımıza kadar. Onlar hep bizden bir adım öndelerdi. Biz zirveye tırmanmaya çalışırken onlar zirvede oturuyorlardı. Biz zirveye çıktığımızda ise burada yer yok deyip bizi aşağı atmışlardı ama aşıktık var mı ötesi ? Yok..

En güzeli,en sadesiydi uzaktan sevmek. Ama yaşamayan bilemezdi ki acıların en kötüsü olduğunu. Bir şey yaşamadan sadece hayallerle yaralanmak, kurduğun hayallerin gerçekleşmediğini düşündüğün an ok gibi kalbine girmesi. Bunları sadece yaşayan ve uzaktan seven bilebilirdi. Onu başkasıyla görmek ne de çok yaralardı bizi. Bize karşı çattığı kaşların, bize karşı duyduğu arkadaşlık hissiyatinin başkalarına karşı gülücüğe dönüşmesi ne de çok koyardı.

Ders aralarında,işteyken,moladayken,stajdayken,spordayken... Kaçamak bakışlarla ona bakmak, onu izlemek, engel olunamaz bir duyguydu. Yoktu bunun açıklaması, yoktu bunun önceliği, öncülü. Bildiğimiz tek şey lanet olsun aşıktık. O her gece başkalarıyla konuşarak egosuna ego katarken biz yaralayıcı hayallerimizle yine derinlere dalardık. Kimimiz bazen rüyalarında biri onu görür olurdu. Kimimiz için bu durum nefes alınamaz noktaya ulaşmıştı. Ama,ama bir şekilde ilerliyordu. Öyle ya da böyle kanaya kanaya,acı çeke çeke ilerliyordu işte. Bitecekti bir gün.Hep bu umutla yaşıyorduk. O bizi hiç görmezdi ki. Biz hiçtik onun için. Kimimiz açılmayı başarıp red cevabı almıştı, kimimiz açılmayı başarıp "ben seni arkadaş olarak görüyorum " cevabı almıştı. Kimimiz ise o teklif alevi yakmaya cesaret edemeden gönlünü yakmayı seçti.

Neydi suçumuz ? Daha doğrusu onu suçlamaya hakkımız var mıydı ki ? Bizi sevmek zorunda değildi. Ama itici olmasaydı,kırıcı olmasaydı, ya da deneyemez miydi ? Lanet olası insan niye hergün her hareketinle bizi kendine daha çok aşık ediyordu ki ? Hakaret etse bile tatlı gelir miydi bir insana ? Ama o bir şeyin farkında hiç bir zaman olamadı.Sevdamızın. Belki,belki hakkımız yoktu ona kızmaya,belki sevmek zorunda değildi bizi. Sevdamızı görmek zorundaydı. Bir şekilde bizi soğutmak zorundaydı. İnsan bir gram rahatsızlık duymalıydı bu durumdan. En azından bizi süründürmek yerine öldürmeliydi.

Platonik, biz platonik değiliz. Saçma ingilizce bir isim bu. Bizim adımız "Karşılıksız Sevenler". Unutmayın kimse bizi sevmek zorunda değil. Kimse biz aşığız diye aşık olmak zorunda değil. Sevdiğimiz kişi biz aşığız diye bizi kıramaz, incitemez. Aşkın manasıdır zaten acı çekmek. Ufakta olsa acı çekeceğiz. Olgunlaştırır bizi. Biz değil o kaybetti. Güzeliz veya bakımsız. Kısayız veya uzun .Zayıfız veya kilolu, esmeriz veya kumral güzeli. Bir farkı yok. Ne bir eksik ne bir fazla. O da mükkemel biri değil. Hatta sizi sevmeyen birisi sizin için "biri" bile olamaz. O yüzden çok sevdiğim bir söz vardır ;
"Silmek istediklerinizi gerçekten hayatınızdan silin. Eğer geri dönüşüm kutusunda bekletirseniz, sistemi yavaşlatır."
Sevgilerimle..
_Delikanli_
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar