Ruhunuzu Doyurun!

Ruhu doyurun...


Özlemek; kalbin sen bakarken soyunamıyorum deme şeklidir.


Farketmez insan bazen, ya da farkedemez. Öylece yanında olanların yüreğinde yer sahibi olduğunu görmez insan. Göremez. Gözleri kapalı olduğundan mı yoksa vurdumduymalığından mı bilmem. Ancak görmek için yokluk gerekir bazen.


Ruhunuzu Doyurun!


O yoklukta yoksunluk çeker insan. Her an her dakika aklını kaplar anılar. Bu da şu soruyu getirir akla; insan neyi özler? Yaşanılanları mı yoksa onları yaşatanları mı?


Ruhunuzu Doyurun!


Örneğin çocukluğunu özler insan. Özlediği çocuk olmak mıdır? Yoksa çoçukken yaşadığı güzel anlar mıdır? Mesela sevdiğini özler insan en çok da eski sevgilileri özlerler ya. Özlenen kişi aynı kişi değildir bence. Yani o günlerde mutludur belki, iyidir, beraber gülünmüştür, birlikte hıçkıra hıçkıra ağlanmıştır, insan bunları özler işte. Onu değil onunla yaşadıklarını. . .


Ruhunuzu Doyurun!


Insan bir bedene hapsedilen anıları özler. Özlemek ruhun acıkmasıdır bir yerde. Ruhun o anlara olan açlığıdır. Ruhu doyurmak yeni anlarla yeni anılarla mümkündür. O nedenle bir köşeye çekilip özledim diye ağlamak yerine, kendinizi hırpalamak yerine yeni anılara sahip olun. Ruhu doyurun. . .


Ya kaybetmeden önce ruhunuzun ona ne kadar aç olduğunu farketsin kalbiniz, ya da kaybettiyseniz bırakın anıları; çünkü siz onlara tutundukça ruhunuz hep aç kalacak...

Ruhunuzu Doyurun!
Cevapla