Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur

Böyle aşklar sadece filmlerde olur dedirten, içimizi ısıtan ve bizi duygusal olarak etkileyen, özendiren filmleri -kendi izlediklerim içinde- sizlerle paylaşıyorum. :)


Selvi Boylum Al Yazmalım / Asya ve İlyas


Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur


Kulağımda müziği çalıyor şu an. Ne güzel, ne yalın ve ne sade bir filmdi. Belki binlerce kat daha iyi senaryolar yazılmıştır aynı konuyla ilgili ama bu filmdeki iki büyük üstad öyle güzel iş çıkardı ki, hala hafızamızdaysa ve hala izleyince aynı duyguları bize hissettiriyorsa, onların sayesindedir.


Ve ne diyoruz?



Sevgi neydi? Sevgi emekti...



Not Defteri / Allie ve Noah


Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur


Fedakarlıkları, zorlukları ve bunlarla başa çıkmayı, zor da olsa başarmış iki insanın öyküsü. Ne zaman izlesem, içimde bir dizi duygu yumağı oluşur ve kalbimi ısıtır. Bu hayatta, her şey gibi; aşk da kolay elde edilmiyor, çaba ve emek gerekli.


Titanik / Jack ve Rose


Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur


Belki diyeceksiniz ki; "Rose azcık yana kayamadı mı, saçma sapan bir son!" filan. Ben de böyle düşünmeme rağmen, yine de iki ayrı uçtaki ve iki ayrı hayatın içindeki, iki insanın birbirine olan sevgisi, mekan kısıtlılığına rağmen, böyle güzel anlatılabilmesi ve geminin burnundaki sahneyle hafızalarımıza kazınmış bir aşk.


Sil Baştan / Joel ve Clementine


Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur


Her ne kadar anılarınızı kaybetseniz de; bir aşk ne yaparsanız yapın, içinizde büyümeye devam edecektir. Ona karşı koyamaz, ondan kaçamazsınız. Bunun en güzel örneği de bu film oluyor.


Kasımda Aşk Başkadır / Nelson ve Sara


Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur


Belki de çoğumuzun, filmini ismini bilip de izlemediği gerçeği ağır basıyor ama yine de beni izlediğimde, duygular arasında sürüklemiş, yer yer ağlatmış, yer yer mutlu etmiş bir filmdi. Daha çok ağladım kabul.


Amelie / Amelie ve Nino


Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur


Müzikleriyle olsun, oyunculuklarıyla olsun; iç ısıtan, tebessüm ettiren, hayatı ve insanları sevmemize sebep olan bir film. Aşktan öte bir çok konuda çıkarımlar bulunulabilecek, anlam değil, anlamlar yüklü bir film. Yine de bizim konumuz aşk tabii.


Roma Tatili / Prenses Ann ve Joe


Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur


1950'lere gidiyoruz. Audrey Hepburn farkını yaşıyoruz. Yer yer bizi eğlendiren, içimizi ısıtan, gerçekten bizi aşk'la kendine özendiren bir film. Belki bu kurgu ve senaryoya benzer, bir sürü şey izlemişizdir ama eskilerin tadı çok ayrı takdir edersiniz ki. Daha fazla şey yazarsam eğer, filmin bütün konusunu anlatmaktan korkuyorum, sustum ben. :D


Umarım sizler veya hepimiz; bu güzel aşkların, bu güzel duyguların kat be kat daha iyilerini ve güzellerini yaşayabiliriz. Umudunuzu kaybetmeyin :)


Aşk emek ister, unutmayın!


Sevgilerimle...


@Armonika

Böyle Aşklar Sadece Filmlerde Olur
Cevapla