Uzun bir hikaye baştan söylemek isterim...
Size bu ilk yazımda bu siteyle tanışmamın akabinde yaşadığım kalp kırıklığıyla dolu hikayemden bahsedeceğim. Ben 19 yaşımda bazı koşulların da beni bu yola sürdüğü bir evlilik yaptım. 2 de çocugum var. Evliliğim çok dik yokuşlardan geçip bir şekilde devam etse de ben yıllar yılı farkında olmadan içimde doldurulmaz boşluklar biriktirdiğimi farkettim. Eşimle aramda hem duygusal hem de cinsel olarak ciddi bir iletişim problemim vardı. Ve ben çoğu şeye artık susmaya başlamıştım ki bu hiç de iyiye işaret degildi. Eşimle yaşadığım bir problemin üzerine kafamda bir sürü deli soruyla çaresizce interneti açıp googlea saldırdım. Belki bir yerlerde birileri benzer sorunlar yaşayıp çözümler bulmuştur ya da benim sorunum üzerine yazılmış bir makaleye denk gelirim umuduyla buldugum herseyi okumaya başladım. Bu sitelerden biri de Kızlar Soruyor sitesiydi. Sonra ben de kendi sorumu sorabilmek için siteye üye oldum ve böylece KS maceram başlamış oldu.
Sordugum soruya bir çok yanıt geldi. Bu arada özelden de konuştuğum kişiler oldu. Derdim sadece sorunumu paylaşabileceğim birilerini tanımaktı. Sonra birgün mesaj kutuma gelen bir mesaja cevap vermemle daha önce bu sitede yaptıklarımdan çok daha farklı bir sohbetin içinde buldum kendimi. Tanığım bu kişi benden tam 8 yaş küçüktü. Felsefi yönü kuvvetli ve belliki bilgili ve olgun biriydi. Yazdığı herşey sanki bir felsefe kitabının sayfaları arasından çıkmış gibiydi. Ben felsefeye uzak biriydim ama onu dinlemekten çok hoşlanmıştım. Aramızdaki yaş farkından dolayı da bu arkadaşlığın başka bir şekle dönüşebileceği de hiç aklımdan geçmemişti. Bunun da rahatlıyla içinde bulunduğum sorunlarımdan bahsetmeye başladım ona. O kadar dogru şeyler söylüyordu ki sabaha kadar konuşsa dinleyebilirdim onu.
Sonra bir gün o da bana kendi hikayesinden bahsetti. 5 sene evvel annesi babasını başka bir adamla aldatmış, babasının intihar denemeleriyle birlikte de çok zorlu günler yaşamıştı. Şimdi iki kız kardeşi ve babasıyla yaşıyordu. Bütün bu olanlara ragmen annesine karşı herhangi bir öfke ya da nefret gibi duygular hissetmediğini hatta ona karşı hissiz olduğunu söylüyordu bana. "İyiki böyle yaptı" diyordu. "Hayatım çok degişti çok şey ögrendim."
Bunun dışında yaşamını riske sokan bir de hastalığı vardı ve herhangi bir tedavi de uygulanmadan sadece zaman zaman kontrol edilmesi gerekiyordu. Öncesinde ölümden korkmadığını düşünürken bu hastalığını öğrendiği gün ölmeyi hiç istemediğini acıyla yüreğinde hissettiğini söylemişti bana. Onun bu hikayesi benimde ruhumda bir yara açmıştı.
Bu olayları yaşamasının öncesinde koyu dini inançlara sahip biriyken bir anda inanca dair herşeyden şüphe eden bir düşünce biçimine bürünmüş, Allahın varlığını sorgular olmuştu. Geceleri sabahlara kadar kitap okuyarak, araştırarak, düşünerek sabahlayan ve yaptığı herşeyde bir tutarlılık ve mantık arayan, zaman zaman kafasının içindeki çelişkilerden bocalayan biriydi. Tanıdığım en degişik kişiydi. Bu arada üniversite okuyordu ve tanışmamız yaz tatiline yakın bir dönemde gercekleşmişti.
Onunla her konuda aynı fikirde olmasam da düşünce tarzı ilgimi çekmişti. Arkadaşlığımız ilerleyince artık whatsapp üzerinden yazışmaya başladık. Şiirden hoşlandığımı ögrendiği bir gün bana kendi sesinden bir şiir okuyup gönderdi. Sesini ilk kez duyuyordum ve çok etkilenmiştim. İçimi acıtan hikayesinin izleri ve karamsar ruh hali sesine yansımıştı sanki. İçime işledi sesi. Ruhumu sarstı.
Sonraki günlerde konuşmalarımızda bana eskisinden daha yakın davranmaya başladı. Artık iyiden iyiye benden hoşlandığını hissetmeye başlamıştım. Fikren garip gelse de -aramızdaki yaş farkından dolayı- ben de ona karşı çekildiğimi hissediyordum. Birgün aramızdaki konuşmalar ima yollu söylenilen begeni sözcüklerinden öteye geçti. O gün artık ikimiz de başka bir ruh haline büründük. Birlikte olmak istiyorduk. Birbirimize kullandığımız sözcükler degişmeye başladı. Kalbimi yerinden oynatacak en güzel aşk sözcüklerini fısıldıyordu bana ve şiirler okuyordu o ruhumu çalan sesiyle. Gitgide baglandığımı hissediyordum. Ondan başka hiç bir şey düşünemez olmuştum artık.

Eşim ilgisiz kendi dünyasında yaşayan bir adam olduğu için benim ayakları yere basmayan halimi göremiyordu bile. Bu da işime geliyordu.

Güzel sohbetler edebiliyorduk. Ama o bazen çok sıcak kanlı ve sevgi doluyken bir başka gün çok mesafeli ve soguk olabiliyordu. Bu da kafama takılıyordu. Özellikle mesajlarıma geç cevap vermesi ya da bazen hiçbir şey yazmaması benim huzursuzlanmama neden olmuş bir kaç kez de bu yüzden arıza çıkarmıştım. O da gün içersinde farklı nedenlerden dolayı mesgul olabilecegini, öyle olmasa bile kafasında bir ton düşüncelerle boguşurken bana beni tatmin edebilecek bir karşılık veremeyeceği için yazmamayı tercih ettiğini söyledi. Çok hoşuma gitmemişti bu cevap çünkü ben ondan mesaj aldığımda inanılmaz mutlu oluyordum ve hangi durumda olursa olsun cevap veriyordum. Mümkün olan her an onunla olmak ondan haberdar olmak beni mutlu ediyordu. Ya benim gibi hissetmiyordu ya da tarzı buydu. Ama o farklıydı işte. "Sen en iyisi beni fazla umursama" diyordu.
Uzak sehirlerde yaşadığımız için hiç bir araya gelme fırsatı bulamamıştık. Tek baglantımız telefon ve internetti. Kaybetme korkusu duymamın en önemli nedeni de buydu belki de. Tabii onunla bir geleceğimiz olmadığı günün birinde nasılsa biteceği malumdu. O bekar genç bir erkek, ben evli barklı iki çocuklu bir kadın.
Onun o sürekli degişen ruh hali ve bazen beni iplemeyen tavırları ve benim içimdeki kaybetme korkusu derken aklım, ruhum, kalbim allak bullak oldu. Neşeli, pozitif ve enerjik bir kişiliğe sahip ben şimdi ruh gibiydim. Benim kalbimde yer açtığım birçok duygudan kendini soyutlamış biri duruyordu karşımda. Beni anlaması mümkün degildi. Sonunda o bana benim de bildiğim gerceği söyledi. "Seninle bir geleceğimiz yok o yüzden büyük anlamlar yükleme. Birlikte güzel vakit geçiriyoruz. Daha da ötesi yok. "
Kalbim paramparça olsa da haklıydı. Zaten hissettiği şeyin sevgi ya da aşk olmadığını da biliyordum. Benimle vakit geçirmekten hoşlanıyordu sadece.

Bu durumda yapmam gereken 2 şey vardı; ya bu oyunu kuralına göre oynamak ya da masayı terketmek. Terketmeyi başaramadım. O halde duygularımı kontrol altına almalıydım. Beni bir sevgili gibi görmediği kesindi. Ben de bütün beklentilerimi yok edip hiç bir şeyi kafama takmadan onunla geçirdiğim her bir anın keyfini çıkarmalıydım. Galiba başarıyordum da.
Sonra ne olduysa oldu ve bir gün konuşma aldatma konusuna geldi. Ona göre bütün kadınlar aldatma potansiyeline sahipti. Ve bu hiçte şaşılacak bişey degildi. Bu sebeple onun bir kadına aşık olması ya da onunla sevgili olması pek mümkün görünmüyordu. Kadınlara olan bu güvensizliğinin annesinin aldatma hikayesiyle alakalı olabileceğini söyledim. Onunla aramızda oluşan bu yakınlaşmanın ilk günlerinden beri kafamın bir tarafında hep düşündüğüm bir şeydi bu. Onun annesinin yaptığından farklı bişey yapmıyordum ki ben. Belki de benden nefret ediyordur diye düşünüyordum bazen. Hatta iki kez sordum bunu ona. "Hayır" dedi "seninle ilgili böyle bir düşüncem yok."
Aldatmak normal karşılanacak bişey degildi. Bu düşünceyle daha en başından kabul etmiş ve belki de olmayacaksa bile olması için davetiye çıkarmış oluyordu. "Bir ilişkiden kıskançlık ve sahiplenme duygularını soyutlarsan ilişkine yeterince sahip çıkmış olmadığın için beraber olduğun kişi kendini sana ait görmez ve aldatılırsın." dedim. Bu sözlerim üzerine benim evliliğimi ve beni hedef alan öyle şeyler söyledi ki o an kalbimin kırılma sesinden düşüncelerimi duyamadım. Verecek tonlarca cevabım varken içimden kendimi savunmak dahi gelmedi. O an öfkeyle, kırgınlık ya da kızgınlıkla söyleyeceğim her söz saçma gelecekti ona nasılsa. Önce duyduğum onca sözü hazmetmeliydim. İşte tam düşündüğüm gibi olmuştu. Yaptığımı yüzüme vurmuştu ve beni en acımasız şekilde yerin dibine itmişti. Biriktirdiği tüm öfkesi böylece su yüzüne çıkıyordu. Geçmişin intikamı gibiydi..
Artık gitme vakti gelmişti. Ben fiziksel olmasa da her an onu düşünüp hayal ederek kocamı aldatmıştım, o da seven bir kalbi darmadağın etmişti.
Şimdi içimde ona karşı en küçük bir öfkem yok. Yaşadığım şeylerden de pişman degilim. Ama çok yorgunum. Tatlı bir rüya gibiydi baştan ve sonu hüsran olan. Gözlerimi açtım ve bitti..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar