Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Aşık olduğunu bilmene rağmen bunu kendine itiraf etmekte güçlük çekiyorsan bunun adı aşktır.


Aşık olduğunuzu nasıl anlarsınız?


İlk ve tek gerçek aşkım Büşra üzerinden bu konuyu anlatmak istiyorum. Bence insan hayatında bir defa aşık olur. Ondan önceki ve ondan sonraki aşklar, gerçek aşkın gölgesinden ibarettir.


2007 yılının yaz aylarıydı. Ben meslek lisesinde okuyordum. Okullar tatil olmuştu. Bende evimizin yakınlarındaki mobilyacıda çalışmaya başlamıştım. Çalıştığım yerin karşısı tarlaydı ve orda 6 katlı bir apartman vardı. Büşra işte o apartmanın ilk katında oturuyordu. Aslında orda geçici bir süre için kalıyormuş, asıl evleri başka mahalledeymiş bunu sonradan öğrendim. Büşra'yı ilk o gün gördüm. Tarlada arkadaşlarıyla birlikte basketbol topuyla voleybol oynuyorlardı. Üzerinde siyah bir elbise vardı. Çok şaşırmıştım, basketbol topuyla voleybol mu oynanır dedim kendi kendime. Üzerinde durmadım o kadar. Ertesi gün tekrar gördüm. Yine oyun oynuyorlardı. 3. günde gördüğüm zaman aşık oldum Büşra'ya.


Daha dün onu çok rahat bir şekilde izleyebilen ben, o gün korka korka bakıyordum ona. Kafasını çevirip bana bakacak diye ödüm kopuyordu. Anlam veremediğim bir duyguydu. Aşık olduğumu itiraf edemedim kendime. Ama çok mutluydum, çok güzel bir histi. Akşam olup eve gittiğim zaman yarın olmasını dört gözle bekledim. Yarın olsada tekrar görebilsem ve tekrar o heyecanı hissedebilsem. Mobilyacıda iş yapmayı bırakıp her gün onun dışarı çıkmasını beklemeye başladım. Ustalarım bana kızmaya başlamıştı. Niye sürekli dışarda oturuyorsun diye az fırça yemedim. Ustalarım içeri gelmemi söylediklerinde içimden çok sövüyordum. Beni Büşra'yı görmekten alıkoyan herşeyden nefret ediyordum.


Ondan ölürcesine korkuyorsan bunun adı aşktır.


O gün Büşra'yı hiç görememiştim. Akşam üstü olunca ustalarım çay yapmamı söyledi. Bende çay yaptım, dükkanın önünde oturup çay içmeye başladık. O da ne! Büşra tam karşımda bizim dükkana doğru yürüyordu. Elinde bir basketbol topu, yere vura vura yaklaşıyordu. Ecelim yaklaşırcasına korktum. Kafamı yere eğdim ona daha fazla bakamadım bile. Kalbim boğazımda atıyordu. Nefesim kesildi nefes alamıyorum. Gözlerimi kapatmışım açamıyorum, içimden Allah'ım nolur buraya gelmesin diye yalvarıyordum. Ben sandım ki bizim dükkana gelip bir şey isteyecek. Ben hayatımda hiç bu kadar çok korkmadım. Allah'a şükür bizim dükkana gelmedi. Hemen yanımızaki oto yıkamacıya girip basketbol topuna hava vurdu. İşte o gün aşık olduğumu kendime itiraf ettim.


Çok az yemek yiyor, çok az konuşuyor ve çok az uyuyorsanız bunun adı aşktır.


Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?


Yaz tatili bitene kadar günlerim hep böyle geçti. Onu gördüğüm zaman kalbim çok sert bir şekilde atıyordu. Sanki karşımdaki tehlikeli biriymiş gibi vücudum acayip bir şekilde adranalin salgılıyordu. Bundan dolayıda kalbim deli gibi atıyordu. Çok ilginç, o benim celladım mıydı ki ben ondan bu kadar korkuyordum ve ruhum, beynim onu çok tehlikeli biri olarak görüyordu?


Çok az konuşuyordum, çok az uyuyordum, çok az yemek yiyordum. Ben iri yarı bir adamdım ve ona aşık olduktan 4-5 ay sonra kemiklerim sayılabilecek derecede zayıflamıştım. Çünkü nerdeyse hiç yemek yemiyordum. Sıkıntıdan mı yemiyordum? Tabikide hayır! Mutluluktan yemek bile aklıma gelmiyordu. Onu düşünmek varken bunlarla vakit kaybetmek istemiyordum. Onu düşünemediğim her saniye benim için vakit kaybıydı. Gece geç saatlere kadar onu düşüyordum. 3-4 saat uyuyordum ve tekrar uyanıp sabaha kadar onu düşünüyordum. Özellikle sabah ezanından önce uyanıp onu düşünmek çok güzel oluyordu. Yatağımda uzanıyordum ama uyuyamıyordum. Öyle bir duyguydu ki doğru düzgün uyumama bile izin vermiyordu. Artık vücudum 3-4 saat uykuyla yetinebiliyordu. Hayret bir şey bu kadar uyku bana nasıl yetiyordu şaşırıyordum. Bir an önce sabah olsunda gidip yolunu gözliyeyim diye can atıyordum. Onun yolunu gözlemek bile benim için büyük bir keyifti.


Bir gün onu izlediğimi farketti. Bana baktı korkumdan kalbim duracak gibi oldu, hemen içeri kaçtım. Evet beni farketti. O günden sonra varlığımın farkındaydı. Ona olan aşkımı o da hissetmişti.


Onu beklerken saatlerin nasıl geçtiğini farketmiyorsanız bunun adı aşktır.


Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?


Yaz tatili bitmiş okullar açılmıştı. Ben meslek lisesinde okuyordum. Büşra nerde okuyordu bilmiyordum. Aslında adını bile arkadaşları ona seslenirken öğrendim. Onun hakkında başka hiçbir şey bilmiyordum. Bir gün Büşra'yı yolda gördüm. Üzerinde okul üniforması vardı. Sanırım okula gidiyordu. Peşine takıldım. En az 40-50 metre arkasından takip ediyordum. Ona yaklaşmak cesaret isterdi ve bende o cesaret yoktu. Ondan çok korkuyordum. Onu takip ederek gittiği okulu öğrendim. Okuldan çıktığında ise yine takip ettim ve asıl yaşadığı yeri öğrendim. Evi yıkık döküktü. Müstakil bir evdi.


Yukarda çizdiğim resimdeki bank'ta her sabah ondan önce gelir oturur ve onu beklerdim. O okula girinceye kadar arkasından onu takip eder , o okula girincede bende dönüp kendi okulama giderdim. Derste, tenefüste tek düşündüğüm oydu. Kimseyle konuşmuyordum ve sadece onu düşünüyordum. Saat 3'te falan ders bitince koşa koşa onun okulunun önüne giderdim ve onu beklerdim. O okuldan çıkıp evine gidene kadar yine peşine takılırdım. Onun yolunda onu beklerken saatlerin nasıl geçtiğini hiç bilmiyordum, sanki her an çıkıp gelecekmiş gibi hissediyordum. Onun yolunda onu beklemek beni hiç yormuyordu aksine çok mutluydum ve hiç bu kadar güçlü hissetmemiştim.


Onu görmediğiniz gün kendinizi zararda hissediyorsanız bunun adı aşktır.


Belki karşıma çıkar diye haftasonları tüm gün onun geçtiği yollarda yürüyordum. Bu kadar saat yürüyordum ama hiç yorulmuyordum. Onun varlığı bana güç veriyordu. Ben ona hiç dokunmak, öpmek veya sarılmak istemedim. Ben sadece ve sadece onu şu iki gözümle görmek istedim. Onu görmek bile beni çok mutlu ediyordu. Onu görmediğim gün kendimi zararda hissediyordum. O gün onu ne kadar çok gördüysem o kadar kardaydım. Bazen görmediğim günler oluyordu ve o günü hiç yaşamamış sayıyordum. Ve toplasan her gün ya 1 dakka ya 2 dakka tek görebiliyordum. Onu 5 dakka gördüğüm zaman o gün dünyalar benim oluyordu. Bugün çok kardayım Büşra'yı çok gördüm, diyordum kendi kendime.


Hayatta yapmam dediğiniz şeyleri yapıyorsanız bunun adı aşktır.


Ben asosyal biriyim. Evden çıkmaktan, dolaşmaktan ve insanların kalabalık olduğu yerlerde durup beklemekten nefret ederdim ve bunları asla yapmazdım. Ama Büşra'yı tanıdığım günden beri evde doğru düzgün hiç durmadım, sürekli dışarda onu görme umuduyla yürüyüp duruyordum, onun geçtiği kalabalık sokaklarda onu bekliyordum. Normalde bana yapması çok zor gelen şeyleri Büşra'yı görmek için yapınca zorlanmıyordum ve hiç kimse umrumda bile değildi. Krolar gibi o bankta oturup onun geleceği yöne bakıyordum. Telefondan da duygusal müzikler açıyordum. Kafamı kesseniz normalde kalabalık ortamlarda sesli müzik açmam. Ama o zaman açıyordum çünkü kimse umrumda değildi.


Her gün fotoğrafını çekmeye çalışıyordum. Çok zordu bu benim için. O bana doğru yürürken ona bakamıyordum, kaldı ki o gül yüzünün fotoğrafını çekeyim. Hep arkasından yürürken fotoğrafını çekebildim. Kimse görmesin diyede yüzlerce klasör içine klasör açıp, resimleri labirentte gizler gibi gizledim. Klasörleri açıp resimlere ulaşmam beş dakka sürüyordu. Eee o zamanlar şifreleme yazılımı yoktu telefonda. Ben de böyle bir yöntem keşfetmiştim. Onu kimse görsün, bilsin, duysun istemiyordum. Bir sır gibi saklıyordum. Hiçbir arkadaşıma onun varlığından bile bahsetmedim.. Çünkü o benim için çok özeldi.


Onu düşünürken acıya dair hiçbir şey hissetmiyorsanız bunun adı aşktır.


Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?


Onu düşünürken kesinlikle acıya dair hiçbir şey hissetmiyordum. Kış gelmişti. Oluk oluk kar yağıyordu. Büşra'nın koyu sarı bir montu vardı. Onu giyerdi ve montun şapkasınıda kafasına geçirirdi. Yine aynı yerde karın altında onu beklerdim. Benim kafamda bere bile yoktu. Kardan adam gibi olmuştum. Önümden geçen kızlar kardan adama bak diye benimle dalga geçip gülüp geçtiler. Normalde yapmayacağım bir şey. Karın altında, o soğukta mal gibi ayakta kimseyi beklemezdim ama Büşra'yı 1 saniye bile görmek için orda beklemeye değerdi. Kış boyunca her gün onu bekledim. Bazen gördüm, bazen görmedim. Zaten yarı yıl tatiline girince eskisi gibi onu görmek için evinin önünden geçip duruyordum sürekli. Evinin önünde pek bekleyemiyordum çünkü aniden çıkarda beni görür diye çok korkuyordum. Öyle mal gibi dolaşıyordum işte. Ne o soğuğun acısını hissediyordum, ne de o kızların alayları benim umrumda oluyordu.


Evde üstümü soyunup her gece dama çıkıyordum. Pantolonum üzerimdeydi sadece üst kısımdaki tüm elbiseleri çıkarıyordum. Karın altında, gece onu düşünüyordum. Dama çıplak çıkıyordum ve bunu neden yaptığımı bile bilmiyordum. Acıyı hissetmiyordum, soğuğu hissetmiyordum. Tek hissettiğim şey onun aşkıydı. Hasta olacağım diye evdekiler bu yüzden bana çok kızıyordu ama hasta da olmuyordum. Ben ona aşık olduğum süre boyunca acıya dair hiçbir şey hissetmedim. Kafamda ne bir tasa, ne bir dert, ne de bir sıkıntı vardı. Tek hissettiğim aşkın verdiği o güzel duyguydu.


Onu son gördüğünüz gün bir daha göremeyeceğinizi hissettiyseniz bunun adı aşktır.


Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?


Bir sene boyunca her günüm böyle geçti ve o sene boyunca aşkın verdiği mutluluktan başka duygu hissetmedim. Onu son gördüğüm günü çok iyi hatırlıyorum. O gün okula gidiyordum. O da kendi okuluna doğru gidiyordu. Karşımdan geliyordu ve ben yine korkudan eriyordum. Yanımdan geçip gitti. Arkamı döndüm ve arkasından baktım. O gün onu takip etmedim. Sadece gözden kayboluncaya kadar arkasından baktım. O gün onu bir daha göremeyeceğimi hissetmiştim. Arkasından hoşçakal dedim ve o günden sonra onu bir daha hiç görmedim. Sanki yer yarıldı da yerin içine girdi.


Aradan 8 koca yıl geçti. O beni farketmişti, varlığımı biliyordu. Şu an beni çoktan unutmuştur. Ama ben onu halen unutmadım. O ortalıktan kaybolduktan sonra kalbimdeki ateş bir mum gibi söndü. Ondan sonra bir daha kimseye ona hissettiğim aşkı, tutkuyu, heyecanı hissetmedim. Ondan sonrada aşık oldum ama ona aşık olduğum gibi bir aşk değildi. Ondan sonrakiler hep onun aşkının gölgesinden ibaretti. Bence herkes hayatında sadece 1 kez aşık olur. Ben Büşra'yla sevgili olsaydım aynı heyecanı ve korkuyu hissedebileceğime inanmıyorum. Uzaktan aşık olmayı sorun etmiyorsanız siz gerçekten aşık olmuşsunuz demektir. Ben Büşra ile sevgili olmayı veya ona dokunmayı hiçbir zaman istemedim. Sadece aşkın verdiği lezzetin tadını çıkardım. Sizde öyle yapın :) <3


Bu yazı burada hatıra olarak kalsın. Bu anlattıklarımı sizde yaşadıysanız sizde aşık olmuşsunuz demektir. Aşık olunca bunları yapıyorsak, bunları yapınca aşık olur muyuz diye merak ediyorsunuz değil mi? Deneyin ve görün :D Okuduğunuz için teşekkür ederim...

Aşık Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?
Cevapla