Bundan üç yıl önce, onu ilk kez okul bahçesinde görmüştüm. O sıralar 10.sınıfta okuyordum. Okulumuzda yakışıklı, dikkat çeken, popüler biri vardı. Her kız teker teker ondan hoşlanıp bir ay sonra başka bir erkeğe atlıyordu.
Her ergen kız, sigara içen, dersleri dinlemeyen, her türlü manyaklığı yapan yakışıklı bir çocuğa kalbini kaptırır. Ben de onlardan biriydim.

Güzel bir kızdım ancak çok egoisttim. Tek isteği masum bir aşk olan benim yaşımdaki erkekleri geri çevirdim. Gözlerim benden bir yaş büyük, yakışıklı, aykırı çocuktaydı.
Onu ilk gördüğümdeki hareketleri aklıma o kadar kazınmıştı ki, rüyamda onu gördüm. Onu ilk gördükten bir gün sonra ona karşı içimde bir şeyler oluşmaya başlamıştı. Hatta onunla alakalı cinsel düşüncelerime sürüklenmekten kendimi alıkoyamıyordum.
16 yaşında olmasına rağmen aklı başında arkadaşlarımın uyarılarıyla onun "özenti ve ergen" olduğuna inandırıldım. Fakat artık bu heyecan beni üzmeye başlamıştı. Onun beni fark etmesini istiyordum. Ama ergen diye bana çıkma teklifi eden çocukları geri çevirmemiş miydim? Onun ne farkı vardı? Benden büyük olması mı?Diğer erkekler gibi saçı için iki saat uğraşmıyor gibiydi. Dağınık saçları vardı. Kafamın içinde sürekli kavga eden iki fikre rağmen okulda sürekli ona bakıyordum. Cuma günü, yedinci dersin teneffüsünde beni, ona bakarken yakaladı. Özgüvenim yüksekti. Gözlerimi ondan çekmedim. Uzun süre bakıştık. Sonra gözleri göğüslerime ve bacaklarıma kaydı. Uzun uzun baktıktan sonra suratındaki hafif gülümseme ile önüne döndü. Ahlaksız bakışlarını umursamamıştım. Sadece beni fark ettiği için seviniyordum. Ama o ahlaksız bakışların beni nereye sürükleyeceğini asla bilemezdim. Keşke bilseydim.

O bakışmaların devamı geldi. Ama ilk adımı onun atmasını istiyordum. Özgüvenim ne kadar yüksek olursa olsun, ondan biraz çekiniyordum.
Bir gün herkes çantalarıyla okuldan çıkıyordu. Yanımdan geçip giderken kolu koluma sürttü. Ağır bir parfüm kokusu beklerken, sanki ona özgü olan hafif bir koku geldi burnuma. O da aklıma kazındı.
Bir hafta onu sadece bir kaç kez gördüm. Pazartesi günü okul çıkışı, arkadaşlarıyla okulun arkasında sigara içtiklerin biliyordum. Bu yüzden özellikle ordan çıktım. Tam yürürken biri arkamdan bağırdı.
"Hey! Bakar mısın?" Sesini daha önce duymadığım için o mu değil mi çıkaramıyordum. Arkama dönüşüm bile bir yıl gibi gelmişti. Ayakta duruyordu, yavaş yavaş bana doğru gelirken arkadaşları da kaldırım kenarında oturarak sigara içerken bize bakıyordu.
Dibime kadar gelip durdu ve "Bana baktığını gördüm" dedi. Sanki kelimeleri yutmuş gibi konuşamadım, o yüzden başımı salladım. Gülümsedi. Elindeki sigarayı gösterdi. İster misin?
"Ben sigara içmem" dedim. "Bir dene." dedi. Düşündüğüm kadar egoist değildi sanki. Bilmiş bir edayla sigarayı elinden aldım ve ciğerlerime kadar çektim. Bir dakika boyunca o gülerken ben öksürdüm. Sonra suratına bakıp gitmem gerektiğini söyleyerek hızlı hızlı yürüyüp köşeyi döndüm. O gün uyuyana kadar ağladım. Aileme ihanet etmiş gibi hissediyordum. Bundan sonra bitmişti. Artık unutacaktım.

Ertesi gün okulda yine onu gördüm. Yanıma gelirken onu görmezden geldim. Neden gittiğimi sordu. İşte diye cevap verdim. Sertçe kolumu tuttu. Korkudan altıma işeyecektim.
"Senle biraz ilgilendim diye götün mü kalktı senin? Çok gördüm senin gibilerden." O sözünü asla unutamadım. Bileğimi morartmıştı. O gün uyuyamadım. Kaç gündür berbat görünüyordum. Arkadaşlarıma hiçbir şey anlatmıyordum.
O lafları ettikten sonra bana tekrar bakmaya devam etti. Ama ben ona bakmıyordum. Çünkü beni korkutuyordu. O günden sonra tüm özgüvenim, egoistliğim su gibi akıp gitti. Ruhum taciz edilmiş gibi hissediyordum. Zaten öyle de yapmıştı. Sözleriyle beni taciz etmişti. Bakışlarıyla devam ediyordu. Karşılaşmaktan ölesiye korkuyordum. Olanları anneme anlattım. Beni çok rahatlatmıştı. Daha çok rahatsız olursan okulunu değiştiririz demişti.
Üç gün sonra benden özür diledi...

Gerçek bir özür olmadığını anlamıştım. Ama anlamak istememiştim. O yüzden görmezden geldim ve özrünü kabul ettim.
Sanki sevgili gibi bir şey olmuştuk. Onun arkadaş grubuyla takılıyordum. Bana çok iyi davranıyordu. Arkadaşlarından biriyle iyi arkadaş olmuştuk. Her şey güzel giderken tenefüste beni bir bahaneyle dışarı çıkardı. Okul kapısının önünde duruyorduk. Konuşurken bana yaklaştı ve dokunmaya başladı. Önce bacağıma dokundu fakat yanlışlıkla olduğunu düşündüm. Eli kalçama dokunduğunda onu ittim ve sessizce "ne yapıyorsun?" diye sordum. Susmamı söyledi ve ellerini üzerimde gezdirmeye başladı. Acaba benimle birlikte olmaya çalışır mıydı? Ölesiye korkuyordum ama yaptıkları biraz hoşuma gidiyordu. Dudaklarını dudağıma bastırdı. Sanki dünyanın en güzel hissini yaşıyor gibiydim. Hala o hissi hatırlıyorum.
Biri "Ne yapıyorsunuz?" diye güçlü bir şekilde bağırınca geri çekildik. Tanımadığım bir hocaydı. Ensemizden tuttuğu gibi müdüre götürdü bizi. Babamdan bile dayak yememiştim ama okul müdürü bana tokat atmıştı. Ve ona da. Ailemizi arayacaklarını, gelmezlerse okuldan atılacağımızı söyledi. Ne müdürün odasından çıkarken, ne de aynı merdivenden çıkıp sınıflarımıza giderken konuşmamıştık. Müdürün odasındayken yaşadığım korku çok fenaydı.
O gün eve vardığımda ailem olanları öğrenmişti. Babamla çok kötü kavga ettik. Babam bana " Öğretmeniniz yakalamasaydı kim bilir daha ne olacaktı!" diye bağırdı. O cümleden sonra evde sessizlik oldu. Gururum o kadar incinmişti ki. Hemen odama gittim. Sabah ailemle okula geldiğimde onunla ailesini gördüm. Bakıştık. Ne ailem, ne de onun ailesi, ne de biz tek kelime etmedik. Biz bahçedeyken onlar müdürün odasına gitti. Ne düşündüğünü öğrenmek istiyordum.
"Eve gidince ailen ne dedi?" diye sordum. Cevap vermedi. Sadece bana bakıyordu. Okulun bahçesi bomboştu, herkes dersteydi. "Sana karşı hiçbir şey hissetmedim biliyorsun değil mi? Sadece öpüşmek istedim. Başka isteklerim de vardı ama olmadı." İğrenç bir şekilde güldü. ya da dedikleri yüzünden bana öyle gelmişti. "Seni görmek istemiyorum bir daha. Başıma gelenlerin hepsi senin suçun."
Şok olmuştum. Hiçbir şey demedim. Sadece benle oynamıştı. İkimizin ailesinin de bizi başka okullara alacaklarını öğrendim. Bu sayede okuldan atılma veya uzaklaştırma olmayacaktı. Onu bir daha görmeyecektim. O günden sonra çok değiştim, olgunlaştım. Özgüvenim biraz azalsa da egoistliğim gibi uçup gitmemişti. Onun yakınlaştığım arkadaşına hep onu sordum. Görüştüklerini, ve hala değişmediğini söyledi. Ve okulda olayın yayıldığını. O yüzden okuldaki arkadaşlarımın mesajlarına cevap vermedim. Bunun hakkında soruyorlardı.
Onu sormayı bıraktım. Üniversiteyi kazandığımı öğrendikten sonraki zamanlarda ondan mesaj geldi. Buluştuk. Benden özür diledi. Tamamen değişmişti, olgunlaşmıştı. O zaman dediklerini hiç unutmadığını söyledi. O da İstanbul'da gidiyormuş üniversiteye. Görüşmek istediğini söyledi. hala onu sevdiğimi, öpmek istediğimi, sarılmak istediğimi fark ettim.
-Belki çoğunuz inanmayacaksınız. ama bunu inandırmak için değil, sadece içimi dökmek için yazdım.
-Biraz uzun oldu. Okuyanlara teşekkür ediyorum, küfürsüz konuşursanız sevinirim.
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Özel Gün & Sürprizler
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar