
Güney sahillerinde sıcak bir sahil kasabası..Öyle ki, bir kasaba en fazla bu kadar sahil kasabası olur..Ağustos'un ikinci yarısının akşamı...
6-7 kişi çevrilen koyu geyikten bir anlığına sıyrılıp kafamı çevirince o'nu gördüm.Göz göze geldik.Hani aşk filmlerinde esas karakterler zıt yönde yürürken birbirlerini görür görmez etkiler, üçüncü saniyede gülümseye başlarlar, birbirlerine sırtları dönünce kafalarını arkaya çevirip gülümseye devam ederler ya..
İşte öyle olmadı.
Zaten biz ilk görüşte herhangi bir karşı cinsin aklını alacak kadar da güzel yüzlere sahip değildik.Ancak, emindim ki sıradan bir göz teması da değildi bu.Çünkü o gözler sıradan değildi, Akdenizden çalmıştı rengini.O kadar maviydi ki, baktığı yerler mavileşiyordu..
Küçük yer.Hiç muhabbet edilmeyen insanla günde birkaç kez göz göze gelinebilir.Mevsim de yaz, evlerde durulmuyor.Gece gündüz kendimizi sokaklara atıyoruz, yalnızca uyumak için evlerde oluyoruz.O 'hiç de sıradan olmayan göz temasları' yerini daha uzun süreli bakışmalara bıraktı tabi ki..Artık adım atma zamanı gelmişti, öyle sanıyordum.
Başladı nasıl söze gireceğimle ilgili arkadaş tavsiyeleri...
-Merhaba ben ... Çok klişe..
-Havalar da çok sıcak..Ne yaratıcı ama(!)
-Senden hoşlanıyorum..Oha, potansiyel şans bile gider..
-Sevişelim mi?..Burası da Amerikan Pastasındaki Beta Evi zaten..
Oluru yoktu..Önerilerin hepsini mantıklı-mantıksız gerekçelerle savuşturuyordum.Sonra bir gün ne mi oldu?İkindi vakti kasabayı sahile bağlayan yolda gördüm.Gördüm görmesine de, "keşke yanında bütün kız arkadaşları olsaydı daha rahat açılırdım" diyebileceğim şekilde gördüm.Sağ eliyle idare ettiği varlık tanışma çabamla dalga geçemezdi, bana gülemezdi, hele ki meraklı bakışlarla ağzımdan dökülenlere anlam vermeye çalışamazdı.Bu asık suratlı Fransız Mastiff sadece kolumu bir lokmada yiyebilirdi..
Afiyet olsun..
Fırsatı kaçıramazdım.Ergenliğin libidosuna karşı koyamadım.Ya tanışacaktık, ya da o sevimsiz canavar kolumu kopardıktan sonra "tanışacaktık".Kolsuzken sever miydi beni acaba? Kafamdaki tek soru..
Beni fark edince gülümsedi..Yanındaki için aynı şeyi söyleyemiyorum.Yaklaştım ve hafiften dizimi büküp sol elimi Fransız dostumun başına koydum.Artık Henri adında sıkı bir Fransız arkadaşım olmuştu.Hala bedenimden parça kopmamıştı.
İsmimi söyledim..
-Ben de Simge, dedi..
Memnun oldum Simge..
**************************************************************
O zamana kadarki hayatımın en güzel dönemi başlamıştı.En güzel günleri..
Fazla anlam yüklenemezdi, bilincindeydik.15 yaşındaki iki bedene fazla gelirdi araya giren yüzlerce kilometre.Farkındaydık farkında olmasına da, karşı konulmaz istekler vardı.Yine ergenlere has tavırla, düşünmedik.Düşünmemek zor değildi bizim için.Oluru yoktu, düşünürsek ayrılırdık.
Meşhur "Ölü Ozanlar Derneği" filminin ünlü önerisi:Carpe Diem! Anı yakala.İşte biz de anı yakaladık.Sanki 'an' dudaklarımızın arasındaydı ve biz hiç kaybetmemek adına dakikalarca, saatlerce, günlerce öylece kalakaldık..
Misafirdim ben orada.Sıkı dostlarımdan ikisinin evinde sırayla kalıyordum.Sıkı iki dostun inanılmaz hoşgörülü aileleri.Eminim yaz boyunca yanlarında kalmama ses çıkarmayacaklardı fakat iyi niyet suistimal edilmemeli..
Simge yapması gerekenden çok daha fazlasını yapıp arkadaşlarımı beni ikna etmesi için bir nevi tehdit etti.Aileleriyle bile konuştu kalmamı sağlamaları için.Zaten aşağı yukarı 1 haftaya gideceklerdi.
Hayatımda yaptığım en büyük hatayı yapıp eve döndüm.
****************************************************************
Yalnızca 2 geceyi daha orada geçirip geri döndüler.Farklı şehirde nefes almaya başladıktan sonra kaç kilometre ileri gittiğinin önemi yoktur.Telefonda aynı tadı vermedi.Belki de henüz öğrenememiştik düşüncelerle aşk yapmayı.Bedensel düzeyin ötesine gidemeyecek kadar sığdık..
Sebebini bile hatırlayamadığım ergen kavgası.Karşılıklı gurur.Fazlası göte vurur deyip aradım.
Meğer 5 gün ne kadar uzunmuş..
Telefonu açan hoş sesli kadın birkaç kelimelik cümle kurdu.Ses vermeyince, Türkçe bilmediğimi sanıp İngilizce bir şeyler söyledi..İngilizce de pek bilmiyordum ki o zamanlar...
Asıl dokunan tabi ki hattını değiştirmesi değil.Numaramı benden iyi bildiği halde yeni hattında yer vermeye değer görmemesi.Basit bir kavgaydı halbuki.
Simge temel kuralımızı ihlal edip "düşünmüştü"..
Varlığını ispatladın Simge..
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar