Bir gün küçücük bir kuzu bir kurdun yanına gelmiş, meee demiş, bak ben de tehlikeliyim, istersem seni paramparça ederim. Kurt gülmüş, git demiş, sen daha minicik bir kuzusun, dişlerin bile yok, neyle parçalayacaksın beni? Kuzu da meee beni hafife alma, seni parçalarına ayırırım demiş. Kurt yine gülmüş. Bir kuzunun bir kurda ne zararı dokunabilirmiş ki?

Ama kuzu kurdun peşini bırakmamış. Kurt nereye gitse peşinden gitmiş, ne kadar uzaklaşsa da yeniden yanına gelmiş. Başlangıçta kurt onu pek ciddiye almamış. Kuzu ne zaman meee diye söze başlasa yine ne saçmalayacak diye gülermiş. Kuzu da bazen kızmış gibi yaparmış, bazen yeniden kurdu parçalamakla tehdit edermiş. Bir süre sonra kurt daha kuzu ağzını açmadan gülmeye başlamış. Önceleri peşinden ayrılmasını istediği kuzunun artık yanına gelmesini bekler olmuş. Bazen kuzu ortalarda görünmediğinde kulağı onun sesini ararmış. Bir gün kuzu hiç gelmemiş. Kurt önce sessizliğin tadını çıkaracağını düşünmüş ama gün boyunca kulağına gelen her seste başını çevirip kuzuyu aramış. Ertesi gün kuzu yeniden meee diye karşısına dikildiğinde kurt ona hiçbir şey söylememiş, yalnızca gülmüş.

Bir zamanlar küçücük gördüğü kuzu, kalbinde kocaman bir yer kaplamış. Bir gün ona seni seviyorum kuzu demiş. Kuzu da ona sevgiyle karşılık vermiş, kimi zaman da meee ama olmaz, sen kurtsun, ben kuzuyum, bizden olmaz demiş. Kurt ne diyeceğini bilememiş. Çünkü kuzunun haklı olup olmadığını bilmiyormuş ama onu sevdiğinden eminmiş.
Kuzu kimi zaman ona öyle güzel şeyler söylemiş ki kurt dünyadaki en mutlu kurt olduğunu düşünmüş. Sonra kuzu birden uzaklaşmış. Duygularını göstermeyi bilmediğini söylemiş, kendisinin de bu yakınlığa kapıldığını ama bunun olmaması gerektiğini anlatmış. Kurt ise kuzunun ne hissettiğini bir türlü anlayamamış. Bir gün kendisini sevdiğine inanmış, ertesi gün bundan bile şüphe etmiş. Kurt, kuzu her uzaklaştığında incinmiş ama onun her dönüşünde bütün kırgınlığını unutmuş. İçinden, madem bir gün gidecektin neden peşimden geldin, neden beni kendine bu kadar alıştırdın diye sormak geçmiş. Ama kuzu karşısına çıkıp meee dediğinde bütün o sorular aklından uçup gitmiş. Yalnızca yanında olmasına sevinmiş.
Bir süre böyle devam etmişler. Kuzu ikisinin bir geleceği olmadığını söylüyormuş. Kurt ise bunun doğru olup olmadığını düşünmekten çok kuzuyu kaybetmekten korkmaya başlamış. Sonra aralarındaki uzaklık giderek büyümüş. Kuzu artık yalnız kalmak istediğini söylemiş. Kurt onu kaybetmek istememiş ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın kuzunun kararını değiştiremeyeceğini anlamış. Sonunda yolları ayrılmış. Ama kurt kuzuya öyle bağlanmış ki ondan kopmak, kendi kalbinden kopmak gibiymiş. Bir zamanlar bütün ormanın korktuğu o güçlü kurt, küçücük bir kuzunun ardından çaresizce yere yığılmış.

Son kez kuzuya dönüp, hani bana seni parçalarım demiştin ya kuzu, ben o gün sana gülmüştüm. Küçücük bir kuzunun bir kurdu nasıl parçalayabileceğini bilmiyordum. Meğer bunun için dişlere ihtiyaç yokmuş. Bir kurdun kalbinde yer edinmek yeterliymiş. Ama sana kızmıyorum kuzu, sen beni parçalamak için hiçbir şey yapmadın. Ben seni sevdikçe bütün savunmalarımı kendim indirdim. Senin yanında kurt olduğumu unuttum.
Bazen sana kızmak da istedim ama sonra düşündüm, sen bana hiç gitmeyeceğine dair söz vermemiştin ki. Ben senin yanında geçirdiğim güzel zamanların hiç bitmeyeceğine kendim inanmıştım. Eskiden hiçbir şeyden korkmazdım, şimdi seni hatırlamaktan da unutmaktan da korkuyorum. Hatırladıkça canım yanıyor, unutursam seni ikinci kez kaybedecekmişim gibi geliyor. Keşke seni hiç sevmeseydim diyemiyorum, çünkü hayatımın en güzel zamanlarını seninle yaşadım. Keşke hiç gitmeseydin de diyemiyorum, çünkü istemediğin bir yerde kalmanı istemiyorum. Yalnızca seni bu kadar severken sensiz yaşamaya nasıl alışacağımı bilmiyorum. Ama sen üzülme kuzu, ben bir şekilde alışırım demiş.
Kuzu uzaklaşmaya başlamış. Kurt arkasından bakmış, gitme diye seslenmek istemiş ama susmuş. Kuzu gözden kaybolduktan sonra bile uzun süre aynı yerde beklemiş. Sanki birazdan yeniden çıkıp gelecek, meee diyecek, yine kurdu parçalamakla tehdit edecekmiş gibi. Ama kuzu gelmemiş.

Kurt yavaşça ayağa kalkmış. Birkaç adım yürüdükten sonra durmuş, arkasına dönüp son kez kuzunun gittiği yere bakmış. Sonra kendi kendine kısık bir sesle meee demiş. Kendi sesine şaşırmış, ardından hafifçe gülmüş. Bir kez daha denemiş, meee. Bu kez gülüşü yarım kalmış, gözlerinden birkaç damla yaş süzülmüş. Başını yere eğip fısıldamış, sen en başında haklıymışsın kuzu, beni gerçekten paramparça ettin. Şimdi paramparçayım ama hiçbir parçam sana kızgın değil. Hepsi seni özlüyor
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Güzel olmuş ellerine sağlık
Kurt ve kuzu üzerinden güzel bir anlatı kaleme alınmış günümüzde ki lovembombing ve sonrasında ki dengesizligi konu alıyor aslında
Teşekkür ederimmm 🙃 Hayır hayır öyle bir şey kaleme almadım, lovebombing yok 🙄 bir kurdun bir kuzuya dönüşüm hikayesi bu 🐑
Kurt aslında şizofrenmiş, kuzu aslında hiç yokmuş 🤭🤣🤣🤣🤣
Kurt parçalandıktan sonra şizofren oldu, artık kendini kuzu sanıyor. Zıp zıp zıplayıp meee diyerek koşuşturuyor. Kurdu şiş kebap yapmanın zamanı geldi 🐑
Eeee kuzuyla dalga geçmeseydi... kasap döner sap döner 😂😂😂
Konunun ne kurtla ne de kuzuyla alakası var değil mi
Seni kim alıştırıp bıraktı 🤔
Detay veremiyoruz, sadece bir hikaye 🐑
Kim kurt burada acaba 🙄
Kurtluğu bıraktı, artık kuzu olarak hayatına devam ediyor 🐑
Yazıkl olmus
Kuzu güzel