Aşkın Bilimsel Yanlarını Hiç Merak Ettiniz mi?

Invokerrrr
Aşkın Bilimsel Yanlarını Hiç Merak Ettiniz mi?

Aşk uzun zamandır filozoflar ve şairler için bir konu olsa da, aslında aşkın arka planında bilimsel yanı da vardır. Aşık olmak, benin biyokimyasındaki büyük, ölçülebilir değişikliklerden etkilenir. Bilim, her biri beyin kimyasallarının eşsiz bir karışımı ile yönlendirilen aşkın üç temel parçasını tanımladı.

Peki, aşkın bu üç temel parçası nedir ve hangi hormonla salgılanıyor?

  • Şehvet, vücudumuzdaki testesteron (erkekler) ve östrojen (kadınlar) tarafından yönlendirilir.
  • Çekim, alkolün etkisine benziyor. Öfori (coşku) duygusu ve beyinde dopamin (zevk), adrenalin (heyecan ve kaybetme korkusu) ve noradrenalin (duyarlılık ve uyanıklık) dahil olmak üzere bir dizi hormonların salgılanması aşık olmayı bağımlılık yapıcı bir acele gibi hissettirebilir. Adrenalin, özellikle, yanaklarımızın kızarık hissetmesinin, avuç içlerimizin terli hissetmemizin ve ilk kez biri ile tanıştığımızda kalbimizin daha hızlı atmasına neden olur.
  • Bağlanma, dopamin ve noradrenalin salgılanmasının oksitosin (nam-ı diğer kucaklaşma hormonu) ile değiştirildiğini görür; bu, yakından bir bağ hissetmeye başlayabileceğimiz ve birlikte uzun süreli planlar yapmaya başlayabileceğimizin zamanı olmuş oluyor.
Aşkın Bilimsel Yanlarını Hiç Merak Ettiniz mi?

Hepsi bu kadar da değil!

Terliyorsunuz, göz bebekleriniz büyüyor ve koltuk altlarınızdan ve cinsel organından etrafa, ter kokunuzla birlikte düşük miktarda koku hormonları (feromonlar) saçarsınız. İştahınız kapanır ve mideniz daha yavaş çalışır. Zira vücut hayatta kalmaya yönelik fonksiyonlardan, üreme (cinsellik) fonksiyonlarına yönelir.

Aşk aynı zamanda acıtır da!

Hormonlar salgılanarak kendimizi iyi hissetmemizi, romantik partnerimize daha yakın olmamızı sağlıyor. Ancak hikaye bununla bitmiyor: Aşkta çoğu kez kıskançlık, düzensiz davranışlar ve mantıksızlık ile birlikte pek çok olumlu olmayan duygu ve ruh hali eşlik eder. Bu da aşık olurken insanın canını acıtır.

Aşk, unutulmamalıdır ki biter. Araştırmalar bir saplantılı insanda bile, 12-24 ay arasında serotonin hormonunun normale geldiği görülmüştür. Yani bundan anlıyoruz ki, aşkın ömür en fazla iki yıldır.

Aşkın Bilimsel Yanlarını Hiç Merak Ettiniz mi?

Son olarak Freud'un sözü ile bitirmek istiyorum;

"Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır."

Okuduğunuz için teşekkür ederim :)

Aşkın Bilimsel Yanlarını Hiç Merak Ettiniz mi?
1
0
Görüşünü yaz

Diğer Görüşler İçin Aşağı Kaydır

Kızlar & Erkekler Ne Diyor

10
  • WaterCUK
    hayatımda 1 kere doğru düzgün aşık olmayan ben bunu beğendi (︶u︶)
YÜKLENİYOR...