Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

Merhabalar tatlışlar nasılsınız?

Daha önce hiç yazmadığım bir bence olan ''sohbet'' bencesi yazmaya karar verdim ve hemen ''aşk&ilişkiler'' fenomenlerinin kapısını çaldım onlar da bu daveti geri çevirmediler. Hepsine yeniden çok teşekkür ederim ve hadi bencemize geçelim.

Bu da erkeklerle yaptığım bence: Romeolara Sorduk! Erkek Aşk&İlişkiler Fenomenleri İle Soru-Cevap Yaptım!

Sadakatsizlik günümüzde neden bu kadar yaygın?

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

@beyazorkidem : Eskiden de aldatma yaygındı, sadece bu kadar gözümüze sokulmuyordu diye düşünüyorum. Aldatmanın yaygınlaşmasında en büyük rolü “sosyal medya” kullanımı oynuyor. Etkisi epeyce büyük, piyasa cayır cayır! Sosyal medya aldatma oranlarını arttırdı. Türkiye'de boşanma oranları her geçen gün hızla yükseliyor.

Artık herkes için alternatif çok hale geldi. Uzun lafın kısası zaman geçtikçe kalplerimizle değil, gözlerimizle sever hale geldik. İlgisizlik, bastırılmış duygular, ego tatmini, ten uyumsuzluğu, aşağılık kompleksi gibi birçok faktör kişinin aldatmasını tetikliyor.

@mekanınsahibinil : Ben bunu Türk toplumunun sağlıksız bireyler olarak yetişmesine bağlıyorum. O kadar çok sorunumuz, derdimiz ve kaygılarımız var ki aslında tüm bu mücadele sırasında en çok ihtiyacımız olan ruh sağlığımızı koruyamıyoruz. Bireysel sorunlarımız yanımızdaki insanlarla ilgilenmemize ve gözlemlememize engel oluyor, dolayısıyla aile ilişkilerimiz çarpık, arkadaşlık ilişkilerimiz bozuk olmaya başladı son yıllarda. Herkes en yakınında öyle yanlışlara şahit oluyor ki “babana bile güvenmeyeceksin” sözü aklımızda ön saflarda yer ediyor ister istemez. Bizler artık kendilerine bile güvenmeyen insanlarız; karşımızdakine nasıl güvenelim ki?

Aldatılma korkusu öyle dehşet verici bir his ki bazen bu ihtimal söz konusu olduğunda kişi büyük bir çöküş yaşamamak için “ben de senin yerine başkasını tercih edebilirim”i göstermek için intikam hırsıyla aynı eylemi gerçekleştiriyor. Aynı ahlâksızlığı değil, aynı tercihi yapabildiğini sanıyor. Ruh sağlığımız o kadar bozuk ki kötü birileriyle karşılaştığımızda savunma mekanizmamız direkt “ben daha kötü olabilirim” oluyor.

@PiLLy_BheBek : Sosyal konum, zenginlik ve güç yaygınlaştıkça sadakatsizlikte o kadar artıyor. Günümüzde özellikle sosyal medyanın kullanım avantajları arttıkça, insanların birbirine ulaşması ,yeni kişiler tanıması çok daha kolay hale geldi. İlişkisinde problem yaşayanlar , monotonluktan sıkılanlar ya da farklı heyecanlara yönelmek isteyenler kolaylıkla amaçlarına ulaşabiliyorlar artık . Aynı evin içinde muhabbetlerinden bile sıkılmaya başlayan çiftler medyada başka insanlarla sohbet etmeye yöneliyor ve maalesef günümüzde en çok sosyal medya ihanetleri gündemde.
Kadınlar, erkekler kadar sık ​​hile yapıyorlar, ancak sessiz kalmada daha akıllıdırlar.
Erkeklerin ise çoğunun bir hevesle aldatma olasılığı daha yüksektir.
Çiftlerin İlişkileri zorlu bir dönemden geçiyorsa, kadınlarında erkeklerinde aldatma olasılığı daha yüksektir.
Ve tüm bu imkanlar yakalanmayacaklarını düşünmelerine fırsat veriyor, ihanetler kaçınılmaz oluyor.

@Neveaşıkbiri : Bu durum tabi ki aldatan kişinin karaktersizliğidir yalnız direkt bunu deyip geçmek yerine bir kaç başlık altında açıklamak istiyorum.

- Karşılıklı ve gerçek olmayan sevgi. Günümüzde birbirini sevdiği için sevgili olan çift sayısı yok denecek kadar az, en azından benim gözlemlerim. İnsanlar başkalarına "sevgilim var, ilişkim var" demek, düzenli bir cinsel hayat yasamak veya sıkıntı atmak icin biriyle sevgili oluyor, olmak istiyor. Sıkıntısı atıp, insanlara sevgilim var diye gösterdiğinde de bu sefer sıkıntısını atmak için beraber olduğu sevgilisinden sıkılıyor.

- Elde etme hırsı. İnsanlar hırsını sevgi ile karıştırıyor. Reddedilmeyi veya istenmemeyi normal görüp kabul etmiyor. Yine ayni şekilde bir sevgilisi olmamasını yetersizlik olarak görüyor ve ortaya elde etme hırsı giriyor. "Beni nasıl reddeder, istemez; benim nasıl sevgilim olmaz" gibi düşünceler içerisinde kendini başkalarına ispat etmek için birileriyle oluyorlar. O kişiyi elde edince ve kendini birilerine ispat edince haliyle başka kişilere geçiyorlar yine beraber olduğu kişiden sıkılıp.

- Nasıl olsa affeder, düşüncesi. Bunun evliliklerde özellikle uzun ve çocuklu evliliklerde yaşandığını düşünüyorum. Kadınlar geçmişte verdikleri emeklerin ve çocuklarının hatırına affediyor eşlerini. Diğer erkeklerde kadınların bu affından cesaret alıp eslerini aldatma yoluna sapıyor veya daha kolay sapabiliyorlar.

Neden Kızlar Soruyorda Aşk&İlişkiler fenomeni oldunuz?

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

@beyazorkidem : Cinsellik ve aşk işimize gelse de gelmese de birbirlerinden ayrılamaz konular zincirleridir. Mesela ben evlilik ve ilişki danışmanlığı eğitimi alırken aynı zamanda cinsel terapi eğitimi almamızı da tavsiye ediyordu hocalarımız. Cinsel yaşam fenomeniydim, ki hala öyleyim. Aşk ilişkileri konu etiketi ile beraber bu iki kilit kategoriyi harmanlamak istedim. Sebebi bu.

@mekanınsahibinil : Huh. Açıkçası bilmiyorum🤷‍♀️ siteye üye olduğum süre boyunca hiç böyle bir hedefim olmamıştı çünkü ilişkiler konusu benim için yıllar önce kapanmıştı, bu konuda kendimi 50’li yaşlarında yeniden üniversiteye hazırlanan doçent emeklisi gibi hissediyordum. Teklif gelince baktım ki yaptığım yorumlardan daha farklı bir şey olmayacak gidişatta, severek kabul ettim. Her ne kadar kötümser biri olsam da demek ki bu bakış açısına da ihtiyaç varmış diye düşündüm. Karadenizli olmam hasebiyle mizacım oldukça serttir ama buna rağmen burada kabul edilmek ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunabilmek güven ve huzur veren bir his.

@PiLLy_BheBek : İlişkiler konusundaki eksiklikleri ve bile bile yaşanan sorunları iyi gözlemlemiş birisiyim. Genel olarak her konuda gözlem yapmayı ,araştırmayı ve o konuda fikir ve bilgi sahibi olmayı seven bir yapım var. Görüşlerim ve sorularım ile
Aşk ilişkileri konusunda üyelere kendi bakış açımdan bir pencere açmak istedim. Ve bu konuda sitenin ve rehberlerimizin de dikkatini çekmeyi başararak bu kategoride fenomenliği aldım

@Neveaşıkbiri : Güzel ve hiç düşünmediğim bir soru aslında. Bir anda istedim ve kendimi fenomen olarak buldum. Yaşım gereği kendimi yeni yeni keşfetmeye başladım. Gözlem ve bunları analiz etme yeteneğim olduğunu ufakta olsa anladım. Ayrıca olaylara tek değil birden fazla pencereden bakmaya başladım. Aşk ve ilişkilerde tek bir penceren bakılacak konu değildir. İlişkilerde gözlemlediğim ve analiz ettiklerimi buradaki üyecanlarla paylaşmaya karar verdim. Ayrıca yeni sorunlar öğrendikçe analiz etme, doğru yanlış nedir düşünme fırsatımda her gecen gün artıyor. Ask ve ilişki konusunu yerinde sayan değil her gecen gün kendine farklı şeyler katan bir konu.

Başkalarının ilişkilerinde Firdevs Yöreoğlu gibi akıl veren ama kendi ilişkilerinde Bihter Ziyagil gibi olan insanlara ne önerirsiniz?

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

@beyazorkidem : Hadi beraber “3” çizelim. Düz baktığımızda bir sayı olan 3’ü görüyoruz, sağ taraftan baktığımız zaman sarkık meme, tersten baktığımız zaman ise Ebru”nun baş harfi olan “E” harfini görüyoruz değil mi? Aynen öyle. Demek istediğim şu ki, herkesin bakış açısı, tecrübesi, değerleri farklı ve kendine özeldir. O yüzden bir başkasına akıl vermeden önce oturup kendimize sormalıyız “peki ben kimim?” diye. Şöyle bir önerim olacak.

Öncelikle kendisine gelince Bihter Ziyagil olan hanımefendiden oturduğu sandalye veya koltuktan ayağa kalkmasını rica ediyorum. Şimdi o ayakta ve o koltukta karşısında başkalarının ilişkilerine gelince Firdevs Yöreoğlu ama kendi ilişkilerine gelince Bihter Ziyagil olan bir kişi oturuyor. Ona ne tavsiye verirdi?

Aslında tüm cevaplar bizde saklı.

@mekanınsahibinil : Onlara buradan “bu ülkeye bir Bihter Ziyagil yeter” demek istiyorum. Kısa çöpü ben çektim arkadaşlar sizler kendi saadetlerinize yönelebilirsiniz. Etraf Behlül kaynamıyor, ihtiyatı elden bırakmayın ama bu kadar diken üstünde de yaşamayın ilişkilerinizi. Kontrol delisi olurken mutlu geçmesi gereken günleriniz su gibi akıp gitmesin. Gelişine bırakın, mesela; sabahları güneşi selâmlamadan önce telefona “günaydın mesajı atmadıysan gününü karartırım senin olum” hırsıyla bakmayın. Kendinizle de mutlu olmanın hazzına varın. Karşınızdakine de nefes aldırın, siz de nefes alın. Hava miss

@PiLLy_BheBek : Haha, terzi kendi söküğünü dikemezmiş, bu da bu hesap')
Verdiği tavsiyeler de başarılı olduğu sürece sorun yok") Söz konusu kendi ilişkiniz olunca mantıkla devreye giren, verdiğiniz tavsiyeler yerini kalbin gücüne bırakıyor. Aşkın olduğu yerde akıl devre dışı kalıyor. Bu noktada hata yapmak ya da hatalara göz yummak kaçınılmaz olabiliyor.
Bildiğiniz ve inandığınız doğruları hayatınızın felsefesi haline getirip bakış açınızı buna sabitlerseniz verdiğiniz tavsiyeleri de hayatınıza dahil etme şansınız artar.
Bana "nesin?" diye sorsalar, "dünün bilgesi, bu günün öğrencisi, yarının câhiliyim" derim..
Yarınlar yeni tecrübelerle, yeni öğretilerle dolu. Aslında hayat bize en güzel tavsiyeyi tecrübe ettirerek kazandırıyor.

@Neveaşıkbiri : Kendi ilişkimizde duygularımızı hissederiz ama başkalarının ilişkilerinde o ilişkiyi yasayan kişilerin duygularını hissetmeyiz.

Burada değişmesi gereken özelliğimizin Bihter değil Firdevs olduğunu düşünüyorum. İnsan ilişkiyi duygularla kontrol eder. Ne kadar doğru bilinmez tabi ama genel olarak duygularımızla hareket ederiz. Burada başkalarına akil verirken de biraz empati yeteneğimizi devreye sokmalıyız. Düşünsel değil duygusal empati ama. Yapması ne kadar kolay veya mümkün bilmiyorum ama Firdevs rolündeyken kendimizi akil verdiğimiz kişinin yerine koymalı "ben böyle sevsem bu kararı verebilir miyim" gibi şeyler düşünmeliyiz. Bu şekilde akil vermeliyiz karşı tarafa.

Aşkta kazanan tarafta olmak için neler yapmalıyız?

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

@beyazorkidem : Aşkta kaybetmeden kimse hayatta kazanamaz. Vazgeçmeyi bilmek insanı daha özgür ve güçlü kılar. O ilişkinin kölesi değil, efendisi yapar. Hayatınızdaki kişiye bağlı olun, bağımlı değil.

@mekanınsahibinil : Aşkta kazanan taraf olmak için, kazanan taraf olmayı hedeflemekten vazgeçmek zorundayız. Kulağa absürt geliyor olabilir ama benim doğrumu en iyi anlatacak cümle bu. Bireysel düşünme ve kazanan olma arzusu sizi ilişkinin içindeki biri yapmaz; kendi ilişkinizi dışardan yöneten biri yapar. Kazanması gereken şey ilişkinizdir. En başında bu ilişkiye hangi duygu ve düşüncelerle başladıysanız, karşınızdaki kişiyle en dürüst hâlinizle “ben bu ilişkiye şu yüzden başlıyorum” dediyseniz gemiyi oraya çıkarabilmeyi hedeflemelisiniz. Kitabın ya da filmin nasıl bittiği değil, o sona nasıl ulaştığıdır önemli olan.

@PiLLy_BheBek : Uzun vadeli bir ilişkide her zaman inişler ve çıkışlar vardır. Her zaman romantizmin olmasını beklemek ,keyifli güzel günlerin olacağını beklemek doğru değildir. Gerçekçi bakış açısını geliştirmek lazım. Beklentileri çok yüksek tutmamak önemli. Gerçek şu ki, hayatta başarılı olmak istediğiniz her şey gibi ilişkiniz içinde bir emek ve ilgi sarf etmeniz gerekir. Fakat ilgi adı altında sevgilinizi hayatınızın merkezine koyarsanız bu baştan kaybetmenize neden olur. Çünkü bireylerin kendine ait özel alanları ve hayatları olmalı! Her şeyi birlikte yapmak mecburiyeti iki tarafında bunalmasına neden olur. Yaşadığınız ilişki hayatınızın ana rengi olmamalı hayatınızın güzel renklerinden biri olmalı.
Sevgilinizin olumlu yönlerine odaklanmaya çalışın ve ikinizi birbirinden farklı kılan şeyleri takdir edin. Muhtemelen farklılıklarınız birbirini dengeliyor ve sizi harika bir takım yapıyor. Onu olduğu gibi sevebilmeyi öğrenmeniz gerekir.
Tüm bunlara dikkat eden biri aşkta mutlaka kazanır.

@Neveaşıkbiri : Önce bu kazancın ne olduğunu bilmeliyiz. Mutlu bir ilişki mi, beraber olduğumuz veya olacağımız kişiyi mi kazanmak istiyoruz. İlki sevgidendir ikincisinin içinde hırsta vardır.

İkisinden ayrı bir de şunu söylemek istiyorum; birini seviyorsak sevdiğimiz için bile şükretmeliyiz. Onun sevgisini yüreğimizde hissetmekten bile mutlu olmalıyız. Sevdiğimize sevinmeliyiz yani. İşte bunu yaparak bile kazanan taraf olmuş oluruz bir nevi. Sevgi kötülük üzüntü barındırmaz. Asıl kazanç mutluluktur.

Diğer iki dediğime gelecek olursak. Mutlu bir ilişkinin en önemli maddesi karşılıklı ve gerçek sevgidir. Sevginin olduğu hele karşılıklı olduğu yerde mutsuzluk olmaz. Sevgiden kastim illa kör kütük aşık olmakta değil; beraber anlaşabilmek, verimli zaman geçirmek, birbirine duyulan saygı, sohbetten alınan zevk bunlarda sevgi olur. Böyle ilişkilere sanırım mantık ilişkisi diyorlar. Evet içinde güzellik barındıran her ilişki sevgi ilişkisidir. Son olarak gerçekten kazanmak yani mutlu olmak istiyorsanız kendiniz olun taktiklere başvurmayın. Taktikler anlık dikkat çekmenizi sağlar ama sevgi ve ilişki anlık yaşanmaz. Sevgilinize karşı gereksiz tavırlarda bulunmayın. Gereksiz gurur, inat, tavır, küslük... Karşınızda bir yabancı değil sevdiğiniz var. Canini sıkacak üzecek bir şey yapmak sevdiğinizi mutlu etmez. Bu şekilde kazanan taraf olamazsınız. Kazanç eşittir mutluluk gözüyle bakmalısınız. Mutluluk kazanamayacaksanız bir ilişki yaşamanın gereği yok.

Elde etme konusunda da evet insan sevdiğiyle beraber olmak ister ama olmayınca sevmeyi bırakıyorsa veya olduğunda sevmeyi bırakıp başkalarına yöneliyorsa bu sevgiden değil hırstandır. Burada da önce hislerinizin ne olduğunu anlamanı ona göre hareket etmelisiniz. Hırs ise diyeceğim bir şey yok aslında. O internette yazan herkesin söylediği taktiklere başvurabilirsiniz ama sevgiden ise o zaman yanında yakınında olun. Siz sevdiğinizi gösterin hissettirin gerisi sevdiğinize kalmış is. Sevgi emek ister.

Toparlamam gerekirse ask ilişkilerinde kazanan kaybeden yoktur aslında. Yukarıda da dediğim gibi asıl kazanç mutluluktur. Ve tabi ki başkasının mutsuzluğu üzerine olmadan mutlu olabiliyorsak kazanmışız demektir.

İlişkilerinde hayatına farklı tip insanlar almasına rağmen hep hayal kırıklığına uğrayan insanlara siz ne önerirsiniz?

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

@beyazorkidem : Çok derin bir konu. Bir kağıt kalem alsınlar. Şu ana dek hayatlarına aldıkları kişilerin negatif ve pozitif yönlerini dürüst bir şekilde yazsınlar. Ne yaşandı? Bu ayrılıktan ne öğrendi? İlişkideki hatası neydi? İlişkide aldatma mı yaşandı, fiziksel/psikolojik şiddet mi, olay ne? Öncelikle bunların hepsinin bir analizi yapılır, kişi bir ilişkide ne istediğini bilmeli ve geçmişiyle barışmalıdır. “Her kurbağayı öpeceğim prensi bulana kadar” diye bir şey yok. Bir zaman sonra tam tersi bu kısır döngü kişiyi ruhen yormaya başlar. Birini tanı, alış, güvenmeye çalış, hop tekrar başa dön. En güzel tavsiye sanırım; Anı yaşa, beklentilerini düşük tut, akışa bırak.

@mekanınsahibinil : Ben tam olarak bu tarifteki kişiyim ve maalesef yıllarca bunun nedenini ya da cevabını bulamadım. Buna yapılacak bir şey yok. İlişkilerimizi bizler başlatıyoruz ama karşımıza çıkan insanları biz seçmiyoruz. Ben yıllarca “neden hep kel alâka tipler beni buluyor” diye sorgulayıp yapım gereği karamsarlığa vurmuştum işi ama artık evriliyorum. ‘Demek ki çok yönlü bir kişiliğim’ diyorum ve omzumdan öpüyorum muck cânım kendim. Her mutfağı tatmaktan ne zarar çıkar ki? Denemeye devam etsinler, hiçbir bozuk yemeğin tadını sonsuza dek hatırlamazsınız.

@PiLLy_BheBek : Farklı tiplere rağmen hep hayal kırıklığı yaşanıyorsa, artık sizi hayal kırıklığına uğratan şeyin kalbine inmenin zamanı gelmiş demektir. Neden böyle hissettiğinizi bilmek, duruma yaklaşmanın en iyi yolu ve en iyi çözüm noktasıdır. Hayal kırıklığınız partnerinizin yaptığı belirli bir şeyle ilgili mi yoksa bunu neden yapmış olabileceklerini kendinize sormamanızla mı ilgili?
Sevgiliniz,
-Herhangi bir şey yüzünden strese girmiş olabilir!
-Gerçekten çok yorgun olabilir!
-Aile ya da işle ilgili sorunlarla baş etmeye çalışıyor olabilir! Vs
Empatinizi, davranışlarını açıklamaya (haklı çıkarmaya değil) yardımcı olmak için kullanmak, hayal kırıklığınızla savaşmanıza yardımcı olacak bir anlayış sağlayabilir.
Sonuç istediğiniz gibi olmadığı için, gerçekten bu kadar hayal kırıklığına uğramalı mısınız?
Sevgiliniz ile ilgili tüm güzel şeyleri hatırlamaya çalışın. Ve hiç birimizin mükemmel olmadığını unutmayın. Zihniyetinizin daha bağışlayıcı , daha anlayışlı olmasına izin verin.

Bu sayede daha çok mutlu olabilmeyi öğrenir ve daha az hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

@Neveaşıkbiri : Bence burada sorun kişinin beraber olduğu kişiler değil kendi karakteriyle alakalı. Bir kişi herkesle anlaşamaz, her karakterde insanlar güzel hoş sohbet edemez yani uyumu herkesle yakalayamaz. Kendi karakterinin anlaşıp anlaşamayacağı karakterler vardır. Bunu zamanla kendini keşfettikçe, kendi karakterini öğrenip anladıkça bilecektir.

Bir kişiyle ilişkiye başlamadan önce kişi kendi karakterini bilmeli ve bazı kararlar vermelidir. Ben nasıl kişilerle iyi anlaşıyorum anlaşırım, nasıl kişilerle mutlu olurum mutlu ederim, nasıl kişiler beni üzer ben üzerim gibi gibi sorular sorarak bazı kararlar almalıdır.

Tabi ki bu kararları çok kesin verip önüne çıkan aykırı kişileri reddetmemelidir ama bazı şeylerin de farkında olmalı ona göre adim atmalıdır.

Size göre en güzel/ düzgün ilişkiler hangi yaşlarda yaşanıyor?

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

@beyazorkidem : Şu an günümüzde gözlemlediğim zaman 7’den 70’e büyük bir çoğunluk neredeyse toksik veya mutsuz bir beraberlik yaşıyor. Aşkın yaşı yoktur. Kişinin olgunlaşması yaşanmışlıklarıyla ilgilidir. 40 yaşındaki bir adamın/kadının hayatta mücadele verdiği hiçbir deneyimi, başarısı, hedefi, acısı, savaşı yoksa ekmek elden su gölden bir vaziyette sadece yaş aldıysa oturduğu yerden hala benim gözümde çocuk demektir. Rakamlara değil, olgunluğuna odaklanın.

@mekanınsahibinil : En düzgün ilişkiler sanırım orta yaşlarda yaşanıyor. Erkekleri bilemiyorum ama istatistiksel olarak kadının en olgun yaşı 28. Ee erkek milleti bizden daha geç olgunlaştığına göre demek ki 28-35 yaş arası her anlamda daha huzurlu, daha az sancılı yaşanıyor. Bu anlamda yükselme devrime giriyorum diyerek de yaşlanıyorum hissinden kurtulmaya çalışıyorum.

@PiLLy_BheBek : İnsanın kendini keşfettiği ,hayata daha mantıklı bakabilmeyi öğrendiği yaş aralığı 3O'lu yaşlarıdır. Daha fevri ve kanın deli aktığı dönemler 18_25 yaş aralığıdır. Daha ani kararlar ,daha düşünmeden hareketler yapılıyor bu dönemlerde. Bu yüzden ilişkinin en sağlıklı yaşandığı yaş bana göre 30 ve sonrasındaki yaşlar. Bu yüzden erken yaşlarda evlilik kararı almamanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

@Neveaşıkbiri : Aşkın yaşı yoktur bu hepimizin bildiği ve çoğumuzun onayladığı bir durumdur lakin biraz açmak istiyorum kendimce.

İlişkiyi iki insan oluşturur ve bu insanların hayatını etkileyen bazı faktörler vardır. Maddi durum, aile, arkadaşlar, eğitim-iş durumu, sosyal hayat, sağlık sorunları vs. Bunlardan bir ya da bir kaçı sorunlu olduğunda insanın genel hayatına yansır ister istemez. Bu durumda eğer bir ilişkisi varsa bu durum, olumsuzluk ilişkisine de yansır ve büyük oranda etki eder ayrılığa kadar sürükler.

Bu sebeple tavsiyem kişiler okumak istiyorsa okulunu okuyup, maddi manevi özgürlüklerini ellerine aldıklarında, kendilerini bir ölçüye kadar geliştirip, sözü dinlenen beyefendi hanımefendi olduklarında sağlıklı bir ilişki yürüteceklerini düşünüyorum.

Tabi ki dediklerimin aksinde de yine sağlıklı güzel bir ilişki yaşayabilirler ama benim ki genel bir tavsiyeydi. Ayrıca hayatımızda sorun eksik olmaz. Bu sebeple küçük şeyleri büyütüp ilişkiye hazır değilim demekte doğru olmaz. Bazı şeyleri de beraber olduğun kişiyle atlatacak hayatin acı tatlı her anında beraber olup sevginin gücünü hissedeceksin.

Sizce erkeklerin ilişkilerinde yaptığı en genel/ büyük hata nedir?

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!

@beyazorkidem : Lafı sürekli cinselliğe getirmek. Son derece yanlış bir davranış tarzı. Artık o kadar sıkıcı hal aldı ki, bir insanla tanıştığın zaman 15 dakika sonra konuyu sekse çektiğiniz zaman mide bulandırıcı bir hal alıyor. Ya gidin tedavi alın beyler bu cinsel açlığınızla ilgili ya kadınlara nasıl davranmanız gerektiğini öğrenin. Kadınlarda öyle büyük bir ön yargıya neden oluyorlar ki, bu sebeple iyi niyetli bazı adamlar ziyan oluyor.

@mekanınsahibinil : Erkeklerin ilişkilerdeki en büyük hatası flört döneminde mükemmel erkeği oynayıp ilişkinin ilk 6 ayı içerinde göbek deliğinde toplanan pamuklardan bile kadının kendisine kazak örüp vermesini beklemek. Yani en amiyane tabirle tavladıktan sonra öyle büyük rahatlama geliyor ki bunlara sanıyorlar ki o kız asla gitmeyecek, flört döneminde gözüne inen o perde hiç kalkmayacak. Aldatan erkek bile “niye başka kadına gittim hatayı kendinde ara” diyor düşün he davar he düşünelim, onu da biz düşünelim. Bunlar flört evresinde kadına “kumanda bende bebeğim arkana yaslan ve izle” deyip ilişki başlayınca ilişkinin beyni kadın olsun, her anlamda beni doyursun üstüne gazımı da çıkartsın moduna giriyorlar çünkü anneleri böyle yetiştiriyor. Biz de daha tuvalet eğitimimiz yeni bitmiş babamıza dökmeden çay götürmeye, sofra kurup kaldırmaya çalışıyoruz. Doğamız gereği her şeyi yapabildiğimiz için bir evlilik ve çocuk uğruna muhtaç hissettiğimiz bu cinsin tembelliğine göz yumuyoruz bizim de hatamız bu.

@PiLLy_BheBek : Karşı tarafı değiştirmeye çalışmak bana göre en büyük hatadır. Bir ilişkide kendiniz olamıyorsanız o kişi sizin için doğru kişi değildir. Kendiniz olamadığınız bir ilişki size asla mutluluk sunmaz. Ve hiç kimseyi bir başkası haline getiremezsiniz .. bu beklentiye girmek büyük hatadır.
Arkadaşlarını terk etmesini istemesi, her şey için karşıdakini suçlamak , konuşulması gereken sorunları görmemezlikten gelmek ..bunlarda en büyük hatalardandır. Tüm bunlar ilişkinin bitmesine ya da ihanete kapı aralar.

@Neveaşıkbiri : Erkeklerin sorunu ilk basta başlıyor aslında. İlk sorulardan birine de yazmıştım bunu. Birini sevdikleri için beraber olmak yerine sırf sevgilim var demek için veya bakin bende sevgili yapabiliyorum yetersiz eksik biri değilim imajı çizmek için birileriyle beraber oluyorlar. İlişkiye başlayınca da zaten istediklerini elde etmiş oldukları için umursamıyorlar. Çünkü amaçları zaten kendilerini ispat etmekti. İspat ettiler ve sevgilileriyle isleri bitti. Ha neden ayrılmıyorlar o zaman yeni birini bulmaya üşeniyorlardır veya uğraşmak istemiyorlardır.

İlişki içindeki hataları ise kaçmak. Yüzleşmek yerine kaçmak. Sorunları konuşmak mümkünse çözmek değilse ayrılmak yerine kaçıyorlar sadece. Erkeklerin duygusal olarak güçlü ve savaşçı yapıları olmadığını düşünüyorum. Bu sebeple sorunlarla ilişkisinde canini sıkan şeylerle savaşmak yerine kaçıyorlar sadece.

Evet bebeklerim ben yazarken çok keyif aldım. Benim fenomen olduğum konularda bir söyleşi yapmak isteyen olursa da seve seve yardım ederim. Benden bu kadar umarım beğenmişsinizdir <3

Jülietlere Sorduk! Kadın Aşk&İlişkiler Fenomenleri ile Merak Edilen Sorulara Cevap Bulduk!
Cevapla