İşte o gün geldi çattı. Gelecek, geliyor derken soğuğu ve her türlü zorluğuyla çetin günler yaşamamıza sebep Şubat ayının tam da ortasında, o en güzel, en olağanüstü duygu olan aşkın doyasıya konuşulup şanslı olanların yaşadığı gündeyiz. Sevgililer günündeyiz.
Üstat Can Yücel; 'Dört tarafı hüzünle kaplı yara parçasına aşk denir.' dizeleriyle aşkı tarif edip 'Yüreğinin coğrafyasına düşünce anladım' diyerek kalbe şöyle bir derinden dokunup geçmiştir. Bir başka üstat Nazım Hikmet ise; 'Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı.' dizeleriyle kalpte bir kan sızıntısı bıraktıysa da, günümüzün şiirlerini en çok sevdiğim isimlerinden Ceyhun Yılmaz da; 'Kulaktan kulağa oynamak kadar ilginçtir aşk aslında. Sen ona 'Seni seviyorum' dersin, o başkasına.' diyerek aşkın o en acımasız yanını, bir Şubat soğuğu gibi çarpıp yüzümüze yüzümüze vurmuştur.
Velhasıl kelam felsefenin babası Plüton 'Aşk ağır bir akıl hastalığıdır' demişse yüzyıllar önce, elbette vardır bir bildiği diyerek bu özel günü, bir o kadar özel ve değerli bir konuğumla söyleşi yaparak kutlamak istedim. Madem Plüton'a göre 'Aşk ağır bir akıl hastalığıdır', o halde bizde bunu bir doktorla, bu işin en iyi doktoruyla konuşalım dedim.

Posta gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve Türkiye'nin 'Aşk doktoru', yazılarıyla yani 'reçeteleriyle' dertlere derman olan çok sevilen gazeteci Mehmet Coşkundeniz 'Aşkın her halini' konuşmak üzere KizlarSoruyor'da...

● Sevgili Mehmet Coşkundeniz, sizi KizlarSoruyor’da görmek ne büyük mutluluk benim için size anlatamam. Zaten sizinle ilk konuştuğumuzda heyecanımı anlamış olmalısınız. :) Öncelikle içten bir merhaba ve hoş geldiniz demek istiyorum. Sizin benim hayatımdaki özel yerinizi bilahare paylaştım. Bunun verdiği heyecanla da başlıyorum. Umarım güzel bir sohbet olur. Sizin adınız ‘Aşk doktoru’. Posta gazetesinde yıllardır yazılarınızı ‘Aşk doktoru’ olarak yazıyorsunuz ve bu alanda gerçekten düşünceleriniz, tespitleriniz ve tecrübeleriniz çok ama çok okunuyor. Uygulanıyor. Neden ‘Aşk doktoru’? Bu isim nereden geldi. Nasıl doğdu?
Merhaba. Hoş buldum Funda.1999’da Posta gazetesinin haber müdürüydüm. 17 Ağustos depremi yaşandığında günlerce gazeteden çıkmadım. Gördüğüm fotoğraflar, okuduğum insan hikayeleri beni çok etkiledi. Bu korkunç durumdan çıkmak için yazı yazmak istedim. O dönem her cumartesi günü küçücük bir köşede küçücük bir fotoğrafımla yazı yazmaya başladım. Gündeme dair yazmadım. Hep kendimi, duygularımı aktardım. Ve hep samimi oldum. Aldatıldığımı da yazdım, aldattığımı da. Çektiğim acıyı da yazdım. Çektirdiğim acıyı da.

Zaten o dönemde gazetelerde kimse aşkla, ilişkilerle ilgili yazmazdı. Hafif bulurlardı. Ben bir yol açtım. Şimdi her gazetenin, her yayın organının bir ilişkiler yazarı var 😊 Derken o köşeye mektuplar gelmeye başladı. O zaman e-mail yaygın değil, sosyal medya yok. Postacı her hafta çuvalla mektup getiriyordu. Yayın yönetmenimiz bu mektupları değerlendirmek istedi. Benim küçük köşe kocaman bir sayfa oldu. Sayfanın adını da ‘Aşk doktoru’ koyduk. İşte böyle doğdu 😊
Aşk, kişinin kendisindeki eksiklikleri başkasında tamamlama arzusudur

● Malum, Şubat ayı hep sevgiyle anılan, hatırlanan bir aydır. İçinde 14 Şubat sevgililer gününü barındırması elbette bunda büyük bir etken. Tam da bu sevgi ve aşk dolu günlerde sizinle bugün aşkı konuşmak istedim Mehmet Bey. Yani en iyi bildiğiniz konulardan biri. Biz gençlerin başta olmak üzere çoğunluğun bir türlü gerçeğini, doğrusunu bulamadığı, buldum sanıp yanıldığı, hani şöyle yoldan geçen birine sorsan, anlatacağı acıklı bir hikâyesinin olduğu duygu olan aşk. Bir çok şair, filozof yazar, âlim aşkın tarifini kendince yapmış. Peki, Mehmet Coşkundeniz’e göre aşk nedir? Siz aşkı nasıl tanımlarsınız?
Kişi aşkı kendince nasıl tanımlıyorsa, onun için aşk odur. Yani aşkın felsefi ve edebi açıdan tek bir tanımı yok. Ben, Alman filozof Schopenhauer’un “Aşk kişinin kendisindeki eksiklikleri başkasında tamamlama arzusudur” tanımını kendime en uygun tanım olarak görürüm. Ama sen “Aşk bir sudur, iç iç kudur” diyorsan bu da senin tanımındır ve itirazım olmaz 😊
Aşk normal bir şey değil

Yine de gel bir bilimsel bir tanım yapalım. Aşk, aynı anda çok fazla sayıda hormonun çok fazla miktarda salgılandığı bir duygu durum bozukluğudur. Bak dikkat et, bozukluk diyorum. Yani aşk normal bir şey değil.
● Aşk yaşamak ve aşk yaşadığın kişiyle ilişki yaşamak aynı şey mi? Yani âşık olduğun kadınla veya erkekle ilişki yaşamadan da bu duygu korunabilir, yaşanabilir mi?
Aşk karşılık beklemeden ortaya çıkan bir olgu. Yani sen aşık olmak için karşındaki kişinin sana aşık olmasını beklemezsin. Sen aşık olursun, o da sana aşık olursa harika bir şey. Ama her aşk ilişkiye dönüşmeyebilir. Birbirinize deli gibi aşık olabilirsiniz de bazen şartlar bunu ilişki haline çevirmenize engel olabilir. Ya da her ilişkide aşk vardır diyemeyiz. Her el ele yürüyen, her öpüşen çifti birbirlerine aşık sanmayalım. İçinde aşkın olduğu ilişkiler de vardır, başka sebeplerle yaşanan ilişkiler de vardır.
Aşk çatışmanın duygusudur. Evlilik ise çatışma değil anlaşma gerektirir

● Sevgili Mehmet bey, KızlaSoruyor topluluğu aslında her yaş grubu, her sosyal statüden pek çok insanın bir arada bulunduğu bir platform olsa da çoğunluğu gençlerden oluşuyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla aşkı ilişkiye dönüştürüp mutlu olan kimse yok gibi. Ya da çok az. Evliliğe taşıyabilene ise pek rast gelmedim. Sizin bir sözünüz üzerine sorumu sormak istiyorum. Diyorsunuz ki; ‘Aşık olduğunla evlen ama aşıkken evlenme...’ Bu ne demek. Biraz açar mısınız?
Aşkın tanımında ne dedim? Aşk, bir duygu durum bozukluğudur. Bak şimdi, aşıkken insan yüksek miktarda dopamin salgılar. Bu dopamin de bu kadar yüksek salgılandığında beynin muhakeme merkezini bloke eder. Yani sen karşındaki insanla ilgili iyi, kötü, güzel, çirkin, doğru, yanış gibi kavramları belirleyemez hale gelirsin. Yani o dönemde verdiğin kararlar genellikle yanlış olur. Ama o hormonların o kadar çok salgılanmasının bir süresi vardır. İşte o süre geçince gözün açılır ve iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini, doğruyu, yanlışı görmeye başlarsın.
Aşk çatışmanın duygusudur. Evlilik ise çatışma değil anlaşma gerektirir. Birbiriyle kedi köpek gibi kavga eden çiftler vardır. Ama birbirlerine tutkuyla aşıktır. Onlar evlenemez işte. Evlenirlerse de çabucak boşanırlar. Evlilikte uyum şart.
Aranan şey eski aşklar değil de insanların birbirine sadık olduğu ilişkiler

● Herkesin dilinde aynı şey. ‘Eski aşklar kalmadı’ Sizce de öyle mi? Nedir şimdiki aşkları ve yaşanan ilişkileri ucuz ya da yetersiz kılan şey? Sorun kimde. Kadın da mı, erkekte mi, ya da günümüz şartlarının getirdiği bir durum mu?
Eski aşklardan kasıt o Yeşilçam filmlerinde gördüklerimizse eğer, zaten öyle aşklar hiç var olmadı. Annelerimizin babalarımızın uzun süren evliliklerini örnek olarak alıyorsak o da yanlış. Çünkü bizden eskilere ne olursa olsun yuvanın korunması öğretildi. O dönemde kadın ezilse de, dayak yese de yuvasını korumak zorundaydı. Aşk her dönem kendini yeniler. Teknoloji, yaşam biçimleri, alışkanlıklar değiştikçe aşk da değişir.
Bundan 30 yıl önce birine “İnternet diye bir şey çıkacak, oradan kendine sevgili bulacaksın” deseydik herhalde bize “Deli bu” derdi. Bizim problemimiz sadakat. Yani aranan şey eski aşklar değil de insanların birbirine sadık olduğu ilişkiler. Sorun ne kadında ne de erkekte. Sorun herkeste ve her şeyde. Diziler, sosyal medya, özenilen yaşamlar maalesef sadakatsizliği giderek daha da artırıyor.
Aşkın süresi 2 yıl 8 ay 25 gün

● Aşkın ömrü hep konuşulan ve tartışılan bir konudur malumunuz. Sizin tespitlerinize göre o yoğun duyguların hissedildiği aşkın ömrü sizce ne kadar?
Bilim adamları ölçmüş. Aşkın kimyası, yani hormonların yüksek düzeyde salgılanma süresi 2 yıl 8 ay 25 günde bitiyor. Peki sonra ne kalıyor? Tabii ki sevgi. Tanımadığına aşık olursun ama tanıdıkça seversin ya da sevmezsin. Seversen ilişkin uzun sürer, sevemezsen biter. Yani aşk önünde sonunda mutlaka biter. Aslolan sevgiyi ve bağlılığı oluşturmaktır.
Aşksız seks olur ama sekssiz aşk olmaz

● Sevgili Mehmet bey sanırım günümüzde arzulama dürtüsü aşkla karıştırılıyor. Aşkta cinselliğin yeri nedir?
Şöyle söyleyeyim, aşksız seks olur ama sekssiz aşk olmaz. Aşık olduğun kişiyle cinsellik yaşamasan bile bir gün yaşayabilme umudunu taşırsın. O hormonlar boş yere salgılanmıyor sevgili Funda 😊 Yani aşk masum bir duygu değil. Ama zaten insanın aşık olduğu kişiyle yaşadığı cinsellik dünyanın en mutluluk verici olayıdır. Zaten kişi arzulamadığı insana aşık olmaz. Ama tabii salt cinselliği de aşkla karıştırmamak gerekiyor.
Bunun zaman zaman karıştırıldığı durumlar var. Ya da daha açık söyleyeyim. Bazıları, sırf cinsellik yaşayabilmek için aşıkmış rolü oynayabiliyor. İşte bunlardan uzak durmak gerekiyor.
Bir insan aynı anda iki kişiye aşık olamaz. Ama bir insan aynı anda iki kişiyi sevebilir

● O kadar sormak istediğim şeyler var ki. Ama yavaş yavaş toparlamam gerekirse ‘mutlaka sormam lazım’ dediğim o çok önemli konuyu sormadan geçmeyeyim istedim. Aşkın ve ilişkinin en can yakıcı yanı ‘ihanet’ ne yazık ki. Hem kadın hem erkek aldatabiliyor. Çok ama çok kötü bir duygu. Anlamadığım şu Mehmet bey. Bir insan bir başka insanı bu kadar çok sevip sözler verirken, hayatının merkezine koyarken nasıl olur da başka bir kadına ve erkeğe gider. Bunu aklım almıyor. O zaman aklıma şu soru geliyor.
Bir insan aynı anda iki kişiyi sevebilir mi?
Bir insan aynı anda iki kişiye aşık olamaz. Ama bir insan aynı anda iki kişiyi sevebilir. Dur, kafan karışmasın şöyle açıklayayım. Dedim ya aşkın kimyası biter diye. Hah işte o zaman sevgi boyut değiştirebilir. Yani sen birini canını verecek kadar sevebilirsin. Ama cinsellik de başka bir şey.
Ben birbirlerini çok seven ama senelerdir sevişemeyen evli çiftler tanıyorum. Ayrılmak da istemiyorlar. Peki ne yapıyorlar? Evet zaman zaman başka partnerleri oluyor. Bunu onayladığım için söylemiyorum. Bir tespitte bulunuyorum.
Aldatan kişi her zaman suçludur

Yani aldatmak için “Onu artık sevmiyorum” bahanesi geçerli değil. Aldatma aldatmadır. Aldatan kişi her zaman suçludur. İdeal olan kimsenin birbirini aldatmaması da gerçek öyle değil. Türkiye’de her 3 boşanmadan biri aldatma nedeniyle yaşanıyor. Üstelik aldatan kadın ve erkek sayısı da eşit.
● Yazılarınıza bayılıyorum Mehmet bey. Bunu bir kez daha belirtmeden geçemedim. Çok şey öğreniyorum aynı zamanda. Peki siz hiç gerçek aşkı yaşadınız mı? Kendi tecrübelerinizi özel hayatınızda uygulayabiliyor musunuz?
Evet yaşadım. Ben yaşamadığım hiçbir şeyi yazmadım. Tecrübeleri kendi hayatımda uyguluyorum da elbette ben de yetersiz kalabiliyorum. Çünkü ben aşık olduğum zaman başka her şeyi unutan bir insanım. Kendimi aşık olduğum kişiye adıyorum. Bu nedenle de çok hayal kırıklığına uğradım ve acı çektim. Yine de aşktan vazgeçmedim.

Son olarak kısa kısa birkaç soruyla bitirmek istiyorum...
● Herkes doğru insanı bulamamaktan yakınıyor ama ‘Ben doğru insan mıyım’ diye kendine dönüp bakmıyor ne yazık ki? Biz doğru insan olmak ve bir ilişkiyi yürütebilmek için neler yapmalıyız. Kısa olarak bunu yanıtlar mısınız?
Herkesin doğrusu öyle farklı ki doğal olarak herkesin doğru insanı da farklı. Ama madem KizlarSoruyor sitesindeyiz, ben kızlara hangi erkeklerden uzak durmaları gerektiğini söyleyeyim.
Cimriler, her şeyi abartanlar, yalancılar, ana kuzuları, aşırı kıskançlar, içince sapıtanlar, seksten başka şey düşünmeyenler, eski ilişkilerini konuşanlar, maço bozuntuları ve spor manyakları… Aman kızlar bu tür erkeklerden uzak durun yoksa cidden mutsuz olursunuz.

● Çevrenizde, yaşantınızda uzaktan ya da yakından tanıyıp aşklarına ilişkilerine veya evliliklerine gıpta ile baktığınız bir çift var mı? Ben var olduğuna inanamadığım için belki sizin vardır diye sormak istedim. :)
Annem ve babam. Tam 65 yıldır evliler…
● Yeterli. Başka söze geek yok sanırım. :)

● Sizce aşkı en iyi anlatan şiir, bir söz, ya da dörtlük nedir? Aşkı en iyi anlatan şarkı sizce hangisi?
Bir yazımdan alıntı yapayım, “Hiç kimse sevdama senin kadar yakışmadı ve sevdam hiç kimseyi senin kadar yaşatmadı…” Benim için aşkı en iyi anlatan şarkı da Sezen Aksu’nun “Ah İstanbul” şarkısı. Hani diyor ya, “Geberiyorum aşkımdan kalmadı bende gururdan eser” diye… Ben bu şarkıyı dinleye dinleye bir kitap yazdım yahu 😊

● Son olarak ta aşkı arayan veya bulup bunu bitirmemek isteyen biricik KizlarSoruyor üyelerine bir mesajınız olur mu? Lütfen bir öneri?
Madem uzak durulması gereken erkekleri anlattım öyleyse kızlara da nasıl olmaları gerektiğini söyleyeyim. Mutlu bir ilişki için; doğal ve kendin ol, partnerine karşı hep ilgili ol, aşkı yaşatmak için cesur ol, negatifliği bırakıp pozitif ol, en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir, kararlı ol, hayal kurmayı bırakma, hayalci ol, gerçeği de atlama, gerçekçi ol, her zaman ve her koşulda dürüst ol, sevgini ve aşkını anlatmakta, duygularını aktarmakta cömert ol ve lütfen en azından kendine saygı için her daim bakımlı ol.
Kendisin bende özel bir yeri olduğunu bizzat iletebildiğim çok değerli gazeteci, aynı zamanda Posta Gazetesi Yazı İşleri Müdürü 'Aşk doktoru' Mehmet Coşkundeniz ile sevgililer gününe yaraşır bir söyleşi oldu. Kendimi resmen aydınlanmış hissediyorum. :)Umarım sizde aynı fikirdesiniz.
Kendisine beni kırmadığı için çok ama çok teşekkür ediyor, sevdiği kadınla beraber nice aşk dolu yılları olsun diliyorum.

Başta tüm KizlarSoruyor topluluğunun değerli üyeleri olmak üzere, Tolga Tanrıseven beyin ve eşinin, tüm KS çalışanlarının Sevgililer Günü'nü en içten duygumla kutluyorum.
Her şeye rağmen; Yaşasın aşk. Yaşasın Sevgililer Günü. :)
Sevgiyle...
#funda #sevgililergünü #aşk #mehmetcoşkundeniz #kızlarsoruyor
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer