Aşk hayatımızda yanlış tanımlanmaya yüz tutmuş bir kavramdan öteye gidememiştir. Sürekli olarak aşık oldum kelimesini söyleyerek kendimizi kandırmaya mahkum edildik. Aşk kavramının altında yatan ''çıkar'' ilişkisi görmezden gelerek dış güzelliğine aldanan bir sevginin yalancısı olur konumuna geldik. Böylelikle, çıkar ilişkisinin sonucunu ise çok sevdiğini inanan kişi, acı bir sonla yaşamış olmuştur.

Hoşlanılan bir bedene karşı hayalimizdeki ruhu koyabilme sanatıdır; aşk...

Günümüzde, aşkın deyim yerindeyse limoni olmuş ve ağzı olan herkesin ağzına alabileceği bir sakız halini almıştır. Nitekim de kısa ilişkilerinde temelini oluşturmuştur. Sevgi ile aşk arasındaki farkı gözeterek sürekli olarak aşkı, sevginin temelinde olduğuna inanarak bu yola başvurarak yaptık. Ama bilinmelidir ki sevgi ile aşkın arasında temel fark, dış görünüşten ziyade fikirlerini benimseyerek kendinizi onda bulmaktır. Lakin, aşkta ise bedeninin güzelliğine aldanarak onu yatağa atma düşüncesinin vermiş olduğu bir hormonal atık olarak görüyoruz. Hormonlarımızı ve kendimizi mutlu ettiğimiz an, karşı tarafın duyguları gerçek olsa bile sıkılıyor ve soğuma dönemlerini yaşıyoruz.
Sevginin gücüyle oluşan bir ilişkinin temel dayanağında saygı vardır

Karşı tarafa sevginizden dolayı saygıyı hiçbir şekilde sarsmıyorsanız, işte uzun ilişkili bir dönemin içine girmiş bulunmakta olursunuz. Unutmayın ki aşk geçici, sevgi kalıcıdır. Dış güzellik ilk başta albenisi olsa bile karakteri olmadıktan sonra çöp poşetinden farkı kalmayacaktır. O yüzden, insanlarla bir ilişki kurarken aşk kavramını göz ardı etmemek gerekiyor. Her güzelliğe aldanarak kimyası uyuşmayan birisi ile yola koyulmak; sonu belli olmayan bir çukurun içine girmekle eş bedeldir. O yüzden, kendinizi yakın hissedebildiğiniz ve onunla ortak paydalarını paylaşabiliyorsanız ilişki, uzun ömürlü olacaktır.
Zıt kutuplar birbirini çekmez aksine kavgaları beraberinde getirir

Eğer ortak bir payda bulamıyorsanız anlaşamamanız kaçınılmazdır. Küçük kavgalarla başlayan dönemlerde, işler çığırından çıkarak daha fazla tartışmalara yol açacak ve psikolojik olarak çöküşe sebebiyet verecektir. Öncelikle yapmamız gereken sorgulama ise bu kişi, benim yaşantıma ve düşüncelerime ne kadar yatkın bir insan diye sormak gerekir. Dış güzelliğine aldanarak bazı kusurlarını görmezden gelerek kabullenmek ise ilişkinin çığırından çıkmasının başlıca sebeplerindendir. Başlangıçta tatlı başlayan bir şeyin çürük bir meyvenin verdiği o hazin acı tadı tatmakla eş değer haline gelecektir.
Bir kere aşık olmaktan ne çıkar, sonu kötü bitse bile başkasını buluruz!

Bu düşünce mümkün mertebe berbat ve insani duygulardan uzak bir düşüncedir. Bilinmelidir ki belki de dış güzelliğine aldanıp elde ettiğiniz kişiyi, çıkarlarınıza uygun bir şekilde kullandıktan sonra hayatınızdan çıkarmanız, sizin karakterinizin karakterini belli ettiği gibi karşı tarafın size karşı saf duygularını da zedelemiş olacaktır. Yani, karşı tarafın ahını alarak büyük bir vicdani muhasebe ile karşı karşıya kalacaksınızdır. Unutulmamalıdır ki bir gün aynı saf duyguları besleyip sevdiğiniz bir kişiyi, sizi aynı şekilde kullanıp attığı zaman ne yapacaksınız? İşte, size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, sizde asla başkasına yapmamaktan geçer. O yüzden, dış güzelliğine göre önünüze geleni aşk diye tabir ederek sevginin biyolojisini bozmayın. Eğer ki bozarsanız, artık birçok karşı cinslerinizde oluşan bir takım ön yargıların temelinde oluşan kişi siz olacaksınızdır ki bu da hemcinslerinize karşı yaptığınız bir darbenin niteliği olacaktır. ''Her erkek aldatır'', '' erkekler asla kadınları sevmez, onları obje olarak görür'', ''erkekler abazadır'' gibi ön yargılı kalıplarla sergilenir. Aynı şekilde, bir kadın ise erkeği bir amaç uğruna kullandığında ise ''kadınlar paragözdür'', ''kadınlar erkekleri sömürmek için vardır'', ''kadın milletine yaranılmaz'', ''kadınlar şiddeti hak ediyor'' gibi söylemleri duyarız. İşte bunlar, geçmiş yaşantılarında yaşamış olduğu bir kıvılcımın ateşlemesinin sonuçlarıdır. O yüzden, insanları dış güzelliğine göre değil, yaşam tarzınıza ve düşüncelerinize göre sevmeyi becererek gönül huzuruna kavuşmamız gerektiğinin bilincinde olmak zorundayız. Eğer ki halen yüzeysel bir şekilde bakmaya devam edersek hiçbir zaman, ruhsal dünyamız huzura erişmeyecek ve nefretle büyüyen bir tohumun dikenli meyvesi olmaya mahkum kalacağız.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
HER AŞK değil
Eline sağlık